BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bu kadar mı berbat bu lig?

Bu kadar mı berbat bu lig?

Haftalardır, “güzel şeyler yazayım” diye olaylar içinde iğne ile kuyu kazıyorum. Lakin hak getire!



Haftalardır, “güzel şeyler yazayım” diye olaylar içinde iğne ile kuyu kazıyorum. Lakin hak getire! Endazesi kaçmış, Nereye dokunsan elinde kalıyor. Öyle ki, Trabzonspor-Kayserispor maçındaki güzellikleri bile ne gören, ne duyan, ne işiten, ne anlatan ve ne de paylaşan var. Fanatizm, bulaşıcı hastalık gibi yavaş yavaş sarıyor, futbolumuzu. En akil kafalar bile, o mükemmel mücadelenin isabetli pasları, yüksek tempolu oyunu, Amrabat‘ın sihirli futbolunu, Abdullah‘ın akıl dolu çalımları ve gollerini, Trabzonspor’un kazanmak uğruna son ana kadar gösterdiği o büyük arzuyu ne konuşan, ne anlatan var. Takılmışlar, 3-3’lük sonucun değiştirdiği konuma, “Öküz altında buzağı arama” yanlışına ve yarışına devam ediyorlar. Bir hafta önce kaleci Volkan Babacan‘a atılan çamur, bir hafta sonra Souleymanou‘ya sıçrıyor. Heyhat! Bir kaleci, hatalı gol yiyemez mi? İlla da bir bit yeniği mi aranmalı o golde? Niye, o golün altında bir beceri eksikliği değil de, kötü niyet aranır ki? Söyleyin, bu kadar mı, berbat, bu lig? Umut! Koşuyor, didiniyor, “Bir gol” diye yürekten çırpınıp duruyor. Sonuç? Fiyasko! Maalesef, “100... 100...” diye diye Trabzonspor’da futbola 100 çeviren adam oldu Umut! Yazık! Uykularında hayali kovalayıp, sahalarda ürkekçe dolaşmak yerine, uyan, kendin ol ve çık ortaya futbolunla Umut! Canavarlaştırmayın! Utanıyorum! Verimliliği, kalitesi ve yıldızlarıyla parlaması gereken futbol değirmeni bu ülkede kaos, dedikodu, öfke ve şiddet üretiyor! Yazık, gencecik insanlar öyle dolduruluyor ki; kontrolü mümkün değil. Sonuç, hakemin kafası yarılıyor. “Karıncaezmez” denilen İbrahim Üzülmez gibi bir tecrübe, Milan Baros gibi kendi halinde bir oyuncu bile gaza gelip, “pas atmıyorsun” diye kendi takım arkadaşını yumrukluyor. Bundan daha acısı ne olabilir? Maalesef, fanatizm öyle körükleniyor ki, sağduyulu futbolseverler bile yol kesiyor, hesap soruyor. Fakat daha tehlikeli olanı, canavarlaşan bu hale “dur” demesi gerekenlerin ateşi söndürmek yerine, öfke ve şiddeti çağrıştıran söylem, üslup ve davranışlarıyla yangına körük çekiyor olmaları! Heyhat! Utanıyorum, bu tablodan! Lütfen, futbol denilen şu oyunu daha fazla canavarlaştırmayın! Tüyler ürperten uyarı! Trabzonspor Teknik Direktörü Şenol Güneş‘i 30 yıldır tanırım. Bir teknik adamdan çok bir öğretmen, müşfik bir baba gibidir, o. Yüreğinin bu ülke için nasıl çarptığını da iyi bilirim. Fakat hiç bu kadar gergin, üzgün ve güven duyguları sarsılmış olarak görmedim Hoca’yı. Bir şey söylemeden önce kırk kere düşünen bu münevver insan, yıllardır, futbol dünyamıza fikir, görüş, düşünce ve değer üretmek için çırpınırken bile, kimseyi kırmamaya, üzmemeye, incitmemeye, kutuplaştırmamaya büyük özen gösterirdi. Fakat Kayserispor maçından sonra onun da kimyası değişmişti. “Yarayı kaşımayın” diye başlayan söylemine eklediği “... kan gövdeyi götürür” uyarısındaki tüyler ürperten durum, objektif sorumluluğun ne anlama geldiğini çok iyi bilen bir teknik adamın adalet duygusuna olan güveninin nasıl kaybolduğuna, hatta futbol düzenimizin nasıl kokuştuğuna dikkat çeken bir ikazdı. Futbol dünyamızın sürüklendiği uçurumu en çarpıcı şekilde anlatan bu ikazı, hafife almak mümkün mü? Sanal değil gerçek! Neden, her şeyi olması gerektiği gibi kabul etmez de, kendimize göre olması için çabalarız? Soruyorum, yeşil sahalarda oynanan oyun, sanal mı, gerçek mi? Gerçekse, futbol ile çarpan yüreklerde bitmez sandığımız o sevda birden ne oldu da tükeniverdi? Ne oldu da, ışıl ışıl ışık saçan o parıltılı gözleri ateş bürüyüverdi. Ne oldu da, ağızlardan dökülen “Futbol, barış, dostluk ve kardeşlik içindir” söylemleri, engerek yılanının zehrinden daha tehlikeli hal arz eder oldu? Yeşil sahaların üstünde beyaz güvercin uçuran o saf, körpecik beyinlere ne oldu da kendini ifade etmek için yumruklarını konuşturur oldu? Uzatmayalım... Günü kurtarmak uğruna söylem ve davranışlarıyla fanatizm canavarını büyütenler, bunun sanal alemin sorgusuz, sualsiz ve acısız bir parçası olduğuna inandığında yanılır, bindiği dalı keser de son pişmanlık fayda vermez. Sonra, uykusuz gecelerin yorgun sabahında demir parmakları parçalayan öfke, bir sevda oyunu dediğimiz futbolu iflas ettirir!
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 116856
    % 0.23
  • 3.7716
    % -0.91
  • 4.6151
    % -0.97
  • 5.2351
    % -0.93
  • 161.284
    % -1.05
 
 
 
 
 
KAPAT