BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sevdiğimiz pastalar ne kadar organik?

Sevdiğimiz pastalar ne kadar organik?

Severek yediğimiz çilek ya da vişne kremalı pastanın üretim safhasında geçirdiği değişimler bir tarım uzmanı tarafından kalem kalem ele alınmış... Süt, yumurta, yağ, hamur, krema, renklendirici, tatlandırıcılar da bulunan maddelerin vücuda zararı ortaya konulmuş...



RENGÂRENK PASTALAR Göz alıcı renkleriyle iştah açan pastaların yapımında kullanılan malzemelerin tabii, temiz ve katkısız olması gelecek nesillerin sağlıklı yetişmesi açısından çok önemli... Son yıllarda dünyayı ve insanlığı tehdit eden “çevre kirlenmesi” hepimizin endişe ile izlediği bir olay. Sağlıklı, temiz, katkısız yiyeceklere ulaşamıyoruz. Yediğimiz, içtiğimiz her şey vücudumuza zararlı veya kanser yapıyor. Fransa, bu konuya çok önem veriyor. Araştırmalar yapılıyor. GDO’lu tohumlar, ya da zararlı kimyasalların kullanıldığı ürünlerin satışı yasaklanıyor. Tüketiciler örgütleniyor. Üstelik başta devlet olmak üzere bütün kontrol mekanizmaları iyi çalışıyor. Bu bilinçlenme bizde çok yeni. Özellikle eğitim seviyesi arttıkça tüketiciler konuya daha yakından bakıyorlar. Geçen hafta, “biyo” (organik) yiyecekler üzerinde çalışan Fransız bir gazeteci arkadaşımın gönderdiği bir yazı dikkatimi çekti. Sizlerin de ilginç bulacağınızı tahmin ederek, tamamını tercüme ettim. ÇİLEKLİ PASTA SEVER MİSİNİZ? Bakın, pastane vitrinindeki masumane görünüşlü, sanayi yapımı bir çilekli pastayı yiyerek hangi maddeleri vücudunuza alıyorsunuz. “Ama bu Fransız pastası” demeyiniz. Şu anda ülkemizde bir çok yiyecek, içecek, pasta, şekerleme sanayii, Avrupa yani AB standartlarında ürün üretiyor ve kullanılan malzemeler açısından geride olduğumuzu düşünmüyorum. Kimyager olmadığım için bazı kimyasalların tam Türkçe karşılıkları hatalı olabilir. Ben sadece bilgi aktarıcıyım. Temiz, doğal, sağlıklı gıdaya ulaşmanın yolunu yine biz bulacağız. Gelecek nesilleri şimdiden korumak istiyorsak... Hamurun hikâyesi: Un elde etmek için buğdaya gerek var. Önce ondan başlayalım. Buğday taneleri ekilmeden önce fungisite (mantar ilacı) bulanır. Tarlada olduğu zaman içinde seneye ve iklime göre, 2 ila 6 arasında pestisit (böcek ilacı) uygulanır. Daha sonra, başakların fazla uzayıp, yatmamasını sağlayan bir gübre, hektar başına 100 gr fosfor, 100 gr potasyum ve 240 gr azottur. Hasattan sonra silolara alınan buğday, karbontetraklorür ve karbonbiosülfitle tütsülenir, daha sonra fosfometilklori ile yıkanır. Öğütme işleminde, un, nitrosilklorür, askorbik asit, bakla unu, gluten ve amilazla karıştırılır. Unun kabarması için, kabartma tozu eklenir. Bu tozun içinde kalsiyum silikat vardır. Nişastanın beyazlaşması için potasyumpermanganat kullanılır. Kremanın hikâyesi: Üzerinde kırmızı vişnelerin göz alıcı renkleriyle sıralandığı pastanın kremasının içinde üç ana madde vardır. Süt, yumurta ve yağ. Yumurtalar elbette sanayi tipi çiftliklerden gelen suni yemlerle beslenen tavukların yumurtalarıdır. Bu tavuk yemlerinin içinde: E300 ve E311 antioksidanlar, aromalar, eritici kalsiyumalginat, koruyucu, formik asit, boya maddesi, kapsantein, karıştırıcı özellikte lingosulfat, iştah arttırıcı, sodyum glukomat. Ayrıca antibiyotikler ve özellikle anticoccidienler (hayvan haşaratlarına karşı) eklenir. Gelelim süte: Süt de, yumurta gibi sanayi üretimidir ve inekler tıpkı tavuklar gibi suni yemlerle beslenmişlerdir. Önce antibiyotikler flavosfonipol ( F 712) veya sodyummonensin ( F 714), Antioksidanlar: Sodyum askorbat (F301) alfakoperol bileşimi ( F 307), hidroksitolen (F321) etiloksikin (E324), Eriticiler: Propilenglikolalginat (F405) veya glikolpolietilen ( F496), Koruyucular: Asetik asit, tartrik asit (E 334), propinoik asit ( F 280) ve türeçleri ( F281 ve E 284), Tutucu maddeler: Sodyumstearat, Renklendiriciler: F 131 veyq F 142, Ve nihayet inekler bu yemleri iştahla yesinler diye, iştah arttırıcı sodyum glukomat. Miktarına göre kremadaki yağlar: Aseton gibi solvan ekstreleri, sülfürik asitle yapılan rafine işlemi, sıcak olarak yıkama işlemi, çamaşır sodası ile nötralize işlemi, potasyumbikromat veya klorbioksit ile renk açma işlemi, 16=C’de çinkoklorür ile yapılan koku giderme işlemi. Pastanın kremasına imalattan çıktıktan sonra suni kokuvericiler ve aljinik asit (E400) gibi stabilisanlar eklenecektir. Vişneli-kremalı pasta Sıra geldi vişneye: Vişne ağaçları senesine göre, mevsiminde 10 ila 40 arasında çeşitli pestisitle ilaçlanırlar. Kükürtanhidritle renkleri açılır. Daha sonra aynı renkte olmaları için, karminik asit veya eritrosinle işlem görürler. Aliminyum sülfatlı bir suya batırılırlar. Sudan çıkınca uzun müddet saklanması için potasyumsorbat (E 202) lanırlar. Daha sonra, şeker pancarından yapılmış şekere batırılırlar. Ancak pancarın da diğer tarım ürünleri gibi bolca pestisit ve suni gübre aldığını unutmayın. Bu şekerin tabi olduğu işlemler şöyle: 1- Sıcakta deficasyon için sülfüranhidritle işlem, 2- Sodyumsülfoksilat ile renk açılımı, 3- İzopropil alkol ve norit ile rafine işlemi. Bu kadar işlem ve suni maddeden sonra elbette vişnelerin tadı kalmayacaktır. O zaman da suni tatlandırıcı devreye girer. Suni tatlandırıcılar petrol ürünlerinden kimyasal yolla yapılmış koku ve aroma vericilerdir. Doğal kokulardan çok ucuzdurlar. Suni aromalarla sadece vişne değil, ananas, çilek, bal, karamel müge gibi çiçek kokuları da verilebilir. Suni vişne kokusunun içindeki sentetik moleküllerin yapısı: > Etil asetat > Metilkarbinolasetat > İsoamilbutilrat > Etilkaproat > İzoamilkaprilat > Terbenilenbütriat > Jeranyol > Jeranilbütriat > Etil asetilasetat > Etil heptanoat > Benzoik aldehid > p-tolik eldehid > Vanilya > Acı badem suni aroması. Bu yazı, Claude Bourguignon tarafından kaleme alındı. Claude, INRA’da (Fransa Tarımsal Araştırmalar Enstitüsü) çalışmış, ancak daha sonra bazı anlaşmazlıklar yüzünden bu müesseseyi terk etmiş bir tarım mühendisi. Toprağın mikrobiyolojik yapısı üzerinde uzman. Suni gübrelerin ve pestisitlerin, tarım alanı toprakları biyolojik olarak yok ettiğini ilk ispat eden kişi. Tarımda kullanılan mikrop öldürücü ya da mantar karşıtı (fungisit) her tür kimyevi maddenin toprağın kalitesini bozduğunu, besin değerini yok ettiğini ve erozyona yol açtığını iddia etmektedir. Sadece Amerika’da faaliyet gösteren “Amerika Mikrobiyoloji Derneğinin” üyesi olarak çalışmaktadır. TAVSİYELER BİBERONU doğru kullanıyor musunuz? Biberonlarda ilk kullanımdan önce özel bir temizlik uygulaması gerekli midir?... Paketlerini açıp hemen bebeğe vermek doğru değildir. İlk kullanımdan önce mutlaka 5 dakika kaynatmak gerekir. Temizliğinde dikkat edilmesi gereken noktalar nelerdir? Bebeklerin sağlığı açısından biberonlar her beslenmeden önce temizlenmesi gerekmektedir. Her kullanımdan önce beslenme emziğini bütün yönlere çekmek sureti ile gözle muayene edilir. Hasar ve incelme görüldüğünde yenisi ile değiştirilir. Sağlıklı biberon malzemesi nasıl olmalıdır? Biberonların Gıda Maddeleri Tüzüğüne uygun Bisfenol A içermeyen hammaddeden üretilmesi gerekir. Bebe D’or biberonları Gıda Maddeleri Tüzüğüne uygun Bisfenol A içermeyen hammaddeden üretilmeye başlamıştır. Temizlenmesi nasıl yapılmalıdır? Biberon emzikleri kullanmadan önce kaynatılmalı ve sterilize edilmelidir. Biberon emzikleri sıvı sabunlu su ve biberon emzik fırçası ile temizlendikten sonra steril edilmelidir. Damak yapısını bozmaması için nasıl bir seçim yapılmalıdır? Gıda maddeleri tüzüğüne uygun hammaddelerden üretilmesi gerekmektedir. Biberon emzikleri bebeklerin damak yapısına uygun olarak tasarlanmıştır. Anne göğüs ucuna benzer biberon emzikleri bebeklerin daha rahat emmelerini sağlar. Kaç derece su sıcaklığında yıkanmalıdır? Öncelikle alınan biberonların ambalajının üstündeki kullanım talimatları iyice okunmalıdır. Eğer bulaşık makinesinde yıkanabilir diye yazıyorsa bulaşık makinesinin üst rafında yıkanmalıdır . Dişleri biberon çürüklerinden korumak için nasıl bir tedbir alınmalıdır? Sıvıların uzun süre devamlı emilmesi diş çürüklerine sebep olacağından bebeğin beslenmesi bittikten sonra yalancı emzik gibi sürekli emilmesine izin verilmemelidir.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT