BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Zayıflamaya ruhtan başlayın

Zayıflamaya ruhtan başlayın

Beslenme Uzmanı Ender Saraç, “Beden nasıl fazla yağlarla, toksinlerle doluyorsa; ruh da kıskançlık ve öfkeyle kirleniyor” diyor. Saraç’a göre, ruh da ihmal edilmeyip temizlenmeli, ibadet ve kişisel gelişime önem verilmeli.



BİLİNÇLİ BESLENME YETMEZ Bel civarı erkeklerde 94, kadınlarda 88 cm’yi geçiyorsa tehlike altındasınız! Ölüme yol açan 20 hastalık sizde de başlayabilir. Sadece bilinçli beslenerek ve spor yaparak sağlıklı hayata sahip olamazsınız MANEVİYAT DA ÖNEMLİ Beden nasıl fazla yağlarla doluyorsa; ruh da kıskançlık, öfke, ben merkezli davranışlarla kirleniyor. O yüzden ruhu da ihmal etmeyip temizlemek lazım. İbadet ve kişisel gelişime önem vermek gerekir... ALTIN TAVSİYELER “Bu kış çok hastalandık, ne yapalım?” diye sorduk Dr. Saraç’a... Şu tavsiyelerde bulundu: Bir tutam ekinezya, bir tutam hibuskus, bir tutam kuşburnu, parmak ucu kadar taze zencefil, yoksa toz zencefil kaynatıp sıcak sıcak içeceksiniz. Kokuyor demeyip bolca soğan, sarımsak tüketeceksiniz. SUNUŞ Bir yanda hızla artan fast-food zincirleri, sağlıksız beslenme alışkanlıkları, alkol, sigara tüketimi, teknolojiyle gelen radyasyon bombardımanı, artan kanser vakaları; diğer yanda sağlıklı hayat kampanyaları, “anti-aging” furyası, “detoks” tutkusu, tamamlayıcı tıp vs... Giderek daha mı sağlıklı yaşıyoruz yoksa hastalıklarda artış mı var? Ne yapacağız, nasıl yaşayacağız, ne yiyeceğiz... Bilgi kirliliği, reçete bombardımanı... Hangisi doğru, kime inanacağız? İşte bu karmaşa içinde bir isim bana her zaman güven vermiştir. Gerek bilimsel altyapısı ve mesleki bilgisi, gerek tarzı ve üslubuyla Ender Saraç, kısa sürede halkımızın da en güvendiği isim olmayı başardı. Biz de bu hafta sonu kahvemizi Dr. Ender Saraç’la içtik ve gördük ki, o sadece sağda-solda konuşmuyor, aynı zamanda kendisi de anlattığı şekilde yaşıyor. Haydi, açılsın sağlıklı hayatın kapıları!.. Bir taraftan insan ömrü uzadı deniyor, bir taraftan da hepimizde hastalıklara karşı bir korku, güvensizlik var ve her yerde “sağlıklı hayat” üzerine tavsiyeler, TV programları var... Ne yapacağız, kime inanacağız şaşırdık... - Evet. Sağlıklı hayat, “anti aging”, “detoks”, tamamlayıcı tıp gibi kavramları son dönemlerde çok fazla duymaya başladık ve burada da çok ciddi bir bilgi kirliliği var. Özellikle şuraya dikkat çekmek istiyorum, çok ilginç bir şekilde tıpla hiçbir ilgisi olmayan çok farklı kulvarlardaki kişiler çıkıyor, kanser dahil pek çok hastalığı tedavi etmeye kalkışıyorlar. Ondan sonra bu insanların dengeleri bozuluyor. Öte yandan insan ömrü uzuyor. Ortalama hayat süresinin uzamasıyla birlikte amaç artık kaliteli bir şekilde yaşlanmak oldu. Doğrusu da budur. Bizim de bütün çabamız bu yönde. Görevimiz bunu doğru ve bilimsel bir çerçevede yapmak. SÖYLEDİKLERİNİZİ YAPIN - Siz sanırım öğrettiğiniz gibi yaşıyorsunuz hayatı... - Ben 52 yaşındayım ve bugüne kadar elde ettiğim, bildiğim her şeyin Allah’ın hediyesi olduğunu, bende emanet durduğunu biliyorum. Mümkün olduğunca paylaşıyorum. Öte yandan şu da önemli; ilk önce kendiniz dertli toplu olacaksınız. Söylediğiniz gibi yaşayacaksınız. Çıkıp bilgelikten, pozitif enerjiden bahsediyorlar sonra taksiciyi azarlıyorlar. Sağlıklı hayat, kilo kontrolü vs. diyorlar; kendi göbekleri var, sigara kullanıyor, alkol içiyorlar. Ama halk çok akıllı, bir süre izledikten sonra iyiyle kötüyü ayırabiliyor. - “Az miktarda alkol faydalı” diyenler var ama... - Bu görüşe kesinlikle katılmıyorum. Yığınla zararı var. Karaciğeri mahvediyor. Sonra bir kadehte kalmıyor ki hiç! Bir defa hayatınıza sokmaya görün! Bugün şunun doğum günü, yarın üzüldüm... Zehirdir alkol! Oysa yerini tutacak sayısız içecek var... Nar suyu, vişne suyu, üzüm suyu çok güçlü antioksidanlar... YENİ NESİLLERİ DÜŞÜNÜN - Genetik mirasımız da hastalık taşımamızda çok etkili... Kendimizi ne kadar korusak da genetik haritamız kötüyse buna rağmen durum nedir? - Genetik haritanız çok bozuk olmasına rağmen çok şey yapılabilir. Genetik haritanızın bozuk olması veya çok ağır risklerinizin olması demek atalarınızın nesiller boyunca hatalı beslenmeleri, stresleri ve hastalıklarıyla size bıraktıkları kötü mirastır. Ve bunu düzeltmek elinizdedir. Hatta bu kötü genetik mirası bir yerde kırarsanız sizden sonraki kuşaklara da faydalı olmuş oluruz. Biz sadece kendimizden sorumlu değiliz aslında. Bizim genimizle devam edeceklerin hayatlarını etkilemek de elimizde. Ortalama hayat süresi uzuyor. Kaliteli bir yaşlılık geçirmek elinizde. Eğer yaşlılığınızda konuşulanı anlamak, anladığınıza mantıklı cevap verebilmek, tuvalet problemi yaşamamak, ihtiyaçlarınızı kimseye muhtaç olmadan görebilmek istiyorsanız, kendinize iyi bakmak zamanı şimdidir. Şeker koması geçirdikten ya da bir yerinizde bir tümör çıkıp da kemoterapiye başladıktan sonra değil... RUH VE BEDEN BÜTÜNLÜĞÜ - Peki nedir bu kendine iyi bakmak? Sağlıklı yaşamak için ne yapılır? - Şu rakamları unutmayın, göbek ve bel civarı erkeklerde 94, kadınlarda 88 cm’yi geçiyorsa dikkat, tehlike halindesiniz. O zaman insanların ölümüne yol açan 20 hastalık artık sizde de başlayacak demektir. Diğer bir önemli nokta da ruh ile beden bütünlüğüdür. Sadece bilinçli beslenmek, bedene iyi bakmak, spor yapmak, antioksidan almak, vitamin- mineral almakla iyi olunamaz aynı zamanda ruhunuzdaki obeziteyi de temizlemeniz lazım. Nasıl ki beden fazla yağlarla, toksinlerle doluyor, ruh da kıskançlık, öfke, yüksek ego, ben merkezli davranışlarla kirleniyor. O yüzden ruhu da ihmal etmeyip geliştirmek lazım. İbadet, meditasyon, kişisel gelişime önem vermek lazım. CÜZİ İRADENİZİ KULLANIN - Bir de “bunlar da neymiş, kaderimde varsa hastalanırım” diyenler var... - Elbette kader var ama Allah insanlara bir de cüzi irade vermiş. Kendi irademizi belli dönemlerde, belli ağırlıklarda kullanabilme potansiyeline sahibiz. İşte insanla hayvanın farkı da burada ortaya çıkıyor. Bu iradeyi doğru kullanamayan içki içiyor, sigara içiyor, fast-food yiyor, yağlanıp göbekleniyor... Oysa iradesi güçlü olanlar doğru besleniyor, spor yapıyor, kötü alışkanlıklardan uzak duruyor, daha ulvi yaşıyor. Aynı kaderi daha güzel yaşamış oluyorlar. Mesele hastalandıktan sonra iyi tedavi olmak değil, mesele tabii bir süreçle hastalanmamayı sağlamak. İNSAN HAPLA İYİLEŞMEZ - Bir hekim olarak manevi dünyanızın da çok zengin olduğunu düşünüyorum, yaklaşımınız, kitaplarınız da bunu destekliyor? İnsanı sadece hapla iyileştiremeyeceğimizi fark ettim. Bir ara tıp fakültesinde şunu anladım, özellikle devlet hastanelerinde... Hasta geliyor, doktor bir iki soru sorup “Al şu ilacı, git” diyor... Sanki karşısındaki insan değil de, işinde kullandığı bir obje! Üstelik o hasta iki ay sonra başka bir şikayetle geliyor. Daha derinde iyileştirilmesi gereken başka şeyler olduğunu düşündüm, o derindeki şeyler düzelmeden biz yarasına pamuk basıyoruz gibi hissettim ve manevi dünyasıyla bir bütün olduğunu düşündüm. Ondan sonra kişisel gelişimle çok ilgilendim. Eğitimler aldım, kitaplar okudum, Hindistan’dan Avrupa’daki özel merkezlere, Kudüs’ten Mekke’ye kadar çok yere gittim. Çok kısa bir süreliğine gönderilmiştik dünyaya ve bunun bir sebebi olmalıydı... ÇORBA, SU VE YEŞİL ÇAY - Zayıflama hapları konusunda ciddi bir kirlilik var. Okuyucularımıza kilo kontrolüyle ilgili ne tavsiye edersiniz? Sizin de “Formula 7” diye bir zayıflama hapınız var. Biraz da onu anlatır mısınız? - Burada bahsettiklerimizin yanına zayıflama için haftada bir defa lahana çorbası ekleyebilirsiniz. Yanında ekmek yok! O günü o çorbayla geçireceğiz. Ayrıca günde 2 litre su, 3-4 bardak yeşil çay içmelisiniz. Çayı kaynatmayın, 70-80 derecede demleyin. Ayrıca maden sodası içmek önemli, 0 kalorili, kemikleri korur, karaciğeri rahatlatır, günde iki şişeye kadar rahatlıkla içilebilir. Rezene gaz problemlerini azaltır. Yasemin çayı özellikle çok iyidir. Kuşburnu ve adaçayı da faydalıdır. Ara öğünlerde az yağlı yoğurttan ayran da iyidir. Tabii bunlara ek olarak spor yapmak da asla unutulmamalı. Piyasada zayıflamaya yönelik çok fazla ilaç var. Bu konuda bilinçli davranmak lazım. İlacın “F” kaydı var mı, eczanelerde satılıyor mu, bakanlıktan ruhsatlı mı, bakmak lazım. Özellikle Uzakdoğu kökenli ürünlere dikkat edilmeli. “Formula 7” benim geliştirdiğim bir ürün. Bu bir ilaç değil, sağlıklı zayıflamaya yardımcı besin desteğidir ve şu anda dünyanın birçok yerinde, Almanya’da, Amerika’da, Orta Doğu’da kabul görmüştür. Bu bir Türk hekiminin başarısıdır. SAĞLIKLI BESLENMEK iÇiN BUNLARA DiKKAT > Sabahları erken kalkmak çok önemli. Metabolizma erken kalkanlarda daha iyi çalışıyor. Kalkınca bir bardak ılık ballı-limonlu su içmek önemli. Kaliteli bal, seker hastaları dışında kimsede bir problem oluşturmaz. Yağ yakmak isteyenler, sabah aç karınla spor yapsın. > Kahvaltılarda poğaça, simit, ekmek, kek, yağlı peynir gibi hızlı karbonhidrat türevlerini tüketmeyin. Ekmeği tam buğday, tam çavdar, tahıl tipine; peyniri lor, çökelek, dil peyniri, çivil gibi taze, az yağlı, az tuzluya çevirmek lazım. > Maydanoz, roka gibi yeşilliklerle, yazın domates, sivri biberle, ev yapımı az şekerli reçelle, az tuzlu zeytinle ya da az süte ya da yoğurda katılacak yeşil elma, tarçın, biraz ceviz, yulaf ezmesi ve şekersiz müslü ile kahvaltıyı geçirmek lazım. > Öğün aralarında az şekerli meyveler yemek lazım. Hayvansal proteini akşam yerine öğlen almak lazım. Yanında karbonhidrat almayın. Bir çorba ya da salata iyidir. > Akşamları sebze ve bakliyat tüketin. Çok soslu ve yağlı olmadıkça çorba ve salata her zaman serbest. Aksam yemeğinden iki saat sonra da biraz leblebi, midenin suyunu alır, onun yanında da az şekerli meyveler tüketilebilir... Sadece bunlarla bile hem kilo verir, hem de vücudu ‘detoks’larsınız...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 98466
    % -0.17
  • 5.714
    % -1.25
  • 6.623
    % -1.19
  • 7.5476
    % -0.83
  • 225.606
    % -1.18
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT