BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Aziz Yıldırım’ın Terim aşkı...

Aziz Yıldırım’ın Terim aşkı...

Ben seni hiç sevmedim ki... G.Saray’daki başarılarını sevdim Yumruklarını sevdim Müfit’e vurduğunda



Ben seni hiç sevmedim ki... G.Saray’daki başarılarını sevdim Yumruklarını sevdim Müfit’e vurduğunda Yenileceğimi anlayınca, tribünden kaçmayı sevdim Yıkılmayı sevdim seninle her maçımızda Koltuğu sever gibi sevdim seni Son dakika golü gibi özledim transfer mevsimini Deplasmanda puan gibi, Kadıköy’de hasılat gibi sevdim seni Ben seni hiç sevmedim ki... Bülent’e bile futbol öğretmeni sevdim Hagi’yle konuşmanı Hakan’a golü hatırlatmanı Sergen’in bir adının da “yaramaz” olmadığını Ve tuhaflığımı elimde tutmadığım zaman Cimbomlu doğan çocukları, yeni çıkan çubuklu formaları Her kaybettiğinde kazanan yanlarını sevdim Şükrü Saraçoğlu’na dikilmiş bayrak gibi dikildim karşına Küme düşme hattındaki takım gibi düştüm ateşe Ben seni hiç sevmedim ki... Teklif ettiğimde Fener’e gelmeni sevdim Dolarları sallarken seni almaya gelen arabanın camından Kadıköy’e üç puan düştüğü zaman Puanın ne güzel olduğunu sevdim Seni karşıda gördüğüm zaman Ben seni hiç sevmedim ki... Soyunma odasında söyleyeceğimiz şarkıları sevdim Dereağzı’na gelmeni, Turan’a vurmanı sevdim Bir de mimiklerini sevdim Televole’ye çıkıp, reyting rekorları kırdılar Ben seni hiç sevmedim ki... Arif’e düşmeyi öğretmeni sevdim Ellerinle konuşmanı Futbolun bir adının da yenilgi olmadığını Taş yediğim zaman kanayan yanlarımı Ve tuhaflığımı yine bana oy verildiği zaman Ben seni hiç sevmedim ki... Ben koltuğu sevdim Sen gelirsen rahatça oturacağım için... Böyle işte... İstifa mektubu... “Her yaşın güzelliğine inansam da bu belge ile yetişkinliğimden istifa ettiğimi bildiririm” diyor dostum... (Adı çıksın istemiyor) Onun satırlarına karışınca ben de istifa ediyorum, yarım-yamalak yetişkinliğimden; “Tekrar 8 yaşın tüm sorumluluklarını kabul etmeye hazırım. Yağmur sonrası çamurlu sularda tahta parçası yüzdürmek, kayalarda yürümek istiyorum. Çikolatanın paradan daha iyi olduğunu çünkü daha tatlı ve yenilebilir olduğunu düşünmek istiyorum. Sıcak bir yaz gününde bir meşe ağacının gölgesinde oturup arkadaşlarımla limonata satmak istiyorum. Hayatın daha basit olduğu zamana dönmek istiyorum. Bütün bildiğin; renkler, çarpım tablosu ve ninniler ama bu kadar az bilmek seni rahatsız etmiyor çünkü ne bilmediğini bilmiyorsun ve umurunda da değil. Bildiğin tek şey mutlu olmak, çünkü seni üzecek veya kızdıracak şeylerden tamamen bihabersin. Dünyanın âdil olduğunu, herkesin iyi ve dürüst olduğunu düşünmek istiyorum. Herşeyin mümkün olduğuna inanmak istiyorum. Yaşamın karmaşıklığını unutup, yeniden küçük şeylerden fazlasıyla heyecanlanmak, zevk almak istiyorum. Tekrar basit yaşamak istiyorum. Günümün; bilgisayar arızaları, kağıt yığınları, üzücü haberler, bankada para olmadan ay sonunu getirme kaygıları, doktor faturaları, dedikodu, hastalık ve sevdiklerin kaybedilmesinden ibaret olmasını istemiyorum. Aşkın varlığını (daha doğrusu yalan olduğunu) bilmek dahi istemiyorum. Gülümseme, kucaklaşma, tatlı bir söz, doğruluk, adalet, barış, rüyalar, hayaller ve kardan adam yapmanın gücüne inanmak istiyorum. İşte, çek defterim ve arabamın anahtarları, kredi kartlarımın ekstreleri, gelir belgelerim. Resmi olarak yetişkinlikten istifa ediyorum. Eğer bu konuda benimle daha fazla konuşmak istiyorsanız, önce beni yakalamanız lazım, çünküüüü; “-Ebeee... Elim sendeeeee...” Gazeteci bedduaları... -Hiçbir işe yaramayan basın kartın otobüslerde de geçmeye... -Haberin son satırını yazarken bilgisayarın kilitlene... -Çalıştığın gazetede sigara içilmeye, haber yazmaya konsantre olamayasın... -Maçta yabancı madde yağmuruna tutulasın, kafan yarıla... -Boş yerine notlarını yazdığın elektrik faturasını o gün yatırasın... -Beşiktaş muhabiri olasın, Kapıkule’yi geçemeyesin... Ya da en fazla bir kere geçesin... -Fener muhabiri olasın, Dereağzı’ndan çıkamayasın... En fazla Fener Stadı’na gidesin, hayatın 25 metrede geçe... -G.Saray muhabiri olasın, deplasmanlara Beşiktaş veya Fener muhabiri gide... -Koyu Fenerli olasın, G.Saray’ı takip edesin... Cimbom’un destanlarını yakından göresin... -Sana hiçbir şey demiyorum; Engin Atay olasın, Yılmaz Akay’ın karşısına oturup G.Saraylı olmanın tadını çıkaramayasın... Erkekler & Kadınlar... Evliler için: Bir kadın sinemada romantik bir sahneyi izlerken duygusallaşır. Kocası karısına doğru eğilir ve kulağına şu küçük sözcüğü fısıldar; “Patlamış mısırı verir misin?...” ... Bekarlar için: Bir kadın erkeksiz bir hayatın neye benzediğini nasıl öğrenebilir?... “Evlenerek...” ... Herkes için: Erkeklerin ve kadınların ortak noktaları nedir?... “İkisi de erkeklere güvenmezler...” ... Memur sınavına katılacaklar için: -Aşağıdakilerden hangisi öbür sözcüklerden farklıdır?... a-Duygulu... b-Şefkatli... c-Koca d- Kibar... ... Tek başına dışarı çıkmak isteyenlere: -Bir erkekle tanıştınız, sizin telefon numaranızı istedi ama kendisinin bir telefonu olmadığını söyledi. O halde: a-Evlidir... b-Evlidir... c-Evlidir... d-Yukarıdakilerin hepsi... ... Genç kızlarımıza: -Erkekler neden duygularını göstermez?... “-Çünkü yoktur...” ... Bu da feministlere: “Eğer aya bir adam gönderebiliyorlarsa, neden hepsini göndermiyorlar?...” TEMEL’İN YERİ Demiryolu kamulaştırmasında arazisini vermeyen Temel’e, “Rayları evinizin içinden geçireceğiz” demişler... “Her gelen trene kapıyı açacağımı sanıyorsanız yanılıyorsunuz” diye cevap vermiş Temel... HAFTANIN HATIRLATMASI “Dünyada birçok yetenekli kişiler, küçük bir cesaret sahibi olamadıkları için silinip gitmişlerdir...” (Sydney Smith) BİZİMKİLER * Engin Abi’nin iddiası; “İntihar eden bir Fenerli’nin arabasında G.Saray Marşı bulunmuş...” * Hüseyin gazete haberini görünce merak etti; “Filistin askısı ile Filistinliler’i mi asıyorlar”... Çocuk işte... * Uzun uğraşlar sonucu Alişirin Abi nihayet rakip takımdan oynadı... Hakem de...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT