BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kara Para-3

Kara Para-3

Kara parayı çekmek isteyen bazı ülke yönetimleri ve şirketler, özel statülü bankalar ve finans kuruluşları açıyorlar. Bu kuruluşlara para yatıranlara kimlik sorulmuyor. Paranın kaynağı araştırılmıyor, her çeşit vergiden ve kontrolden uzak, istenildiği anda dünyanın herhangi bir ülkesindeki bankaya transfer edilebiliyor.



Kim kucak açıyor? Korsanlar, 17. yüzyılın başlarında gemi soygunlarında elde ettikleri altın, para ve eşyaları, Akdeniz kıyısındaki küçük şehir devletlerinden ihtiyaçlarını karşılamakta kullanıyorlardı. O günlerin büyük gelir kaynağı olan korsanlara kucak açan şehir yönetimleri, kısa süre içinde yine bu korsanların oyuncağı haline geliyorlardı. Kimi durumlarda korsanlar, kirli servetlerini, kendilerine af çıkarmaları için ülkelerindeki yetkililere rüşvet olarak veriyorlardı. Zenginleşen Akdeniz’in küçük şehir devletlerini kıskançlıkla izleyen İngiltere de korsanların paralarını çekebilmek için, korsanlığı bırakarak ülkesine yerleşecek olanlara genel bir af çıkardı. Ne kendilerine ne de servetlerine dokunulmayacaktı. Tarihte “büyük yıkama” olarak adlandırılan bu afla, binlerce korsan büyük servetleriyle beraber İngiltere’ye yerleşirler. Tarih boyunca “ kirli paranın yıkanması” veya “kara paranın aklanması” olarak nitelenen bu kanun dışı ticaret, günümüzde çok daha farklı şekillerde yapılıyor. Kara parayı çekmek isteyen bazı ülke yönetimleri ve şirketler, özel statülü bankalar ve finans kuruluşları açıyorlar. Bu kuruluşlara para yatıranlara kimlik sorulmuyor. Paranın kaynağı araştırılmıyor, her çeşit vergiden ve kontrolden uzak, istenildiği anda dünyanın herhangi bir ülkesindeki bankaya transfer edilebiliyor. Sözün kısası, kara para sahipleri için dört dörtlük bir sığınak. Bir süre bu tür hesaplarda tutulan kara paralar, Amerika’ya ve Avrupa ülkelerinde önceden kurulan paravan şirketlerin banka hesaplarına “aklanmış” (!) olarak döner. Bilim ve teknolojide sağlanan gelişmeler, milletlerarası suç örgütlerinin eylemlerini kolaylaştırmakta. Suç örgütleri, internet aracılığı ile ellerindeki gayri meşru servetleri bankalara yatırabilmekte, şirketlerden hisseler alabilmekte ve istedikleri anda paralarını, dünyanın bir ucundan diğer ucuna ulaştırabilmekteler. Ama bilim ve teknolojideki bu gelişmeler, hep suç örgütlerinin işine yarayacak değil ya. Kara para sahiplerinin peşinde olan güvenlik kuvvetleri de eskiye nisbetle daha gelişmiş teknikler kullanabilmelerine imkan sağlıyor. Birleşmiş Millletler Uyuşturucu Kontrol ve Suç Önleme Merkezi Direktörü Pino Arlacchi’nin belirttiği gibi, kara para takibi konusunda geçmişte yapılan en büyük hatalardan biri, gayri meşru kazancı sağlayan suçlara en ağır cezaları vermekti. Oysa, bu suçun işlenme sebebi para kazanmak değil miydi? Uzun yıllar olaya bu açıdan bakılmadı.. Hatta, uyuşturucu ticaretinin toptancıları yerine hep bu işin sokaklardaki parekendecileri olan ayak takımı cezalandırıldı. Şimdi olaya, farklı bir açıdan bakılıyor. 1986 yılında ABD’nin başlattığı, “para aklamanın suç olarak kabul edilmesi “ hükmü bir çok ülkenin de ceza kanunlarına girmiş bulunuyor. Kendi başına düşünüldüğünde “masumane bir hareket” olarak görülen “ para aklama” hadisesi, aslında bir suçun ortaya çıkardığı kötü bir üründür. Mesele para aklama ile onu meydana getiren suç arasındaki bağlantının kurulmasıdır. DEVAM EDECEK
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT