BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Mektûbat’ta Resûlullaha uyma konusu -1-

Mektûbat’ta Resûlullaha uyma konusu -1-

“Dünyânın bugünkü hâlinde, Onun sünnet-i seniyyesine [ya’nî İslâmiyyete] uymakla şereflendirilenler, ne kadar bahtiyârdırlar...”



Makâlemizin başlığındaki konumuza başlamadan önce kısa bir mukaddime yapalım: Dâru’l-fünûn müderrislerinden [ya’nî eski İstanbul Üniversitesi profesörlerinden] Seyyid Abdülhakîm Efendi (rahmetullahi aleyh) buyurmuştur ki: PEYGAMBERLERİN SONUNCUSU... “Her Peygamber (aleyhimüs-selâm), kendi zamânında, kendi mekânında, kendi kavminin hepsinden her bakımdan üstündür. Muhammed (aleyhisselâm) ise, her zamânda, her memlekette ya’nî dünyâ yaratıldığı günden kıyâmet kopuncaya kadar, gelmiş ve gelecek bütün varlıkların, her bakımdan en üstünüdür...” Âriflerin ışığı, velîlerin önderi, İslâmın bekçisi ve Müslümânların Baş tâcı İmâm-ı Rabbânî Ahmed Fârûkî Serhendî [kuddise sirruh], Nakîb, Seyyid, Şeyh Ferîd’e yazmış olduğu bir mektûbunda [I/44], insanların en iyisi olan Muhammed aleyhisselâmı çok medhetmekte ve Ona uymayı teşvîk etmektedir. “Arabın hayırlısı [en iyisi] olan, büyük ceddinizin üstünlüklerini bildiren haberleri yazarak, bu mektûbumu, âhirette azâblardan kurtulmak için vesîle yapacağım. Peygamber (aleyhis-salâtü vet-tehıyye) Efendimizi medhetmeğe kalkışmıyorum; yazılarımı, Onunla kıymetlendiriyorum. Arabî beyt tercemesi: Muhammed aleyhisselâmı medhedemiyorum/Onunla, yazılarımı kıymetlendiriyorum” diye sözlerine başlayarak, şöyle devâm ediyor: “Allahü teâlâya sığınarak ve Ondan yardım dileyerek bildiriyorum ki: Muhammed (aleyhisselâm), Allahü teâlânın resûlüdür. Âdemoğullarının seyyidi, efendisidir. Kendisine uyularak, Kıyâmet gününde, insanların Cehennemden kurtulmalarına vesîle olanların en cömerdidir. Kıyâmet günü, kabirden en önce O kalkacaktır. En önce O şefâat edecektir. En önce Onun şefâati kabûl olacaktır. Cennet kapısını önce O çalacaktır; kapı, Ona hemen açılacaktır. “Livâ-i hamd” denilen bayrak, Onun elinde bulunacaktır. Âdem (aleyhisselâm) ve Onun zamânından kıyâmete kadar gelen her mü’min, bu bayrak altında bulunacaktır. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “Peygamberlerin (aleyhimüs-selâm) sonuncusuyum, öğünmüyorum. Ben Abdullahın oğlu Muhammedim (aleyhis-salâtü ves-selâm). Allahü teâlâ insanları yarattı; beni insanların en iyileri içerisinde kıldı. Allahü teâlâ, insanları fırkalara [kavimlere, ırklara] ayırdı; beni, onların en iyisinde bulundurdu. Sonra bu en iyi fırkayı kabîlelere [cemâatlere] ayırdı; beni en iyisinde bulundurdu. Sonra, bu cemâati evlere ayırdı; beni, en iyi evden [ya’nî âileden] dünyâya getirdi. İnsanların en iyisiyim; en iyi âiledenim. Kıyâmette, herkes sustuğu zamân, ben konuşacağım. Kimsenin kımıldayamadığı vakitte, onlara şefâat ediciyim. Kimsede ümmîd kalmadığı bir zamânda, onlara müjde vericiyim. O gün her iyilik, her türlü yardım, her kapının anahtarı bendedir. Livâ-i hamd benim elimdedir. İnsanların hayırlısı, en iyisi, en cömerdiyim. O gün emrimde binlerce hizmetçi olacaktır. Kıyâmet günü, Peygamberlerin imâmı, hatîbi ve hepsine şefâat edici benim. Bunları öğünmek için söylemiyorum [Hakîkati bildiriyorum; hakîkati bildirmek vazîfemdir. Bunları söylemezsem, vazîfemi yapmamış olurum].” Bu hadîs-i şerîften sonra da mektûbuna özetle şöyle devâm etmektedir: “YÜZÜ SUYUDUR CİHÂNIN...” “O (aleyhissalâtü vesselâm) olmasaydı, Allahü teâlâ, hiçbir şeyi yaratmazdı. Rab olduğu, ma’bûd olduğu meydâna çıkmazdı. Âdem (aleyhisselâm), su ile toprak arasında iken [ya’nî çamuru yoğrulurken], O (aleyhisselâm) Peygamber idi... ..... Dünyânın bugünkü hâlinde, Onun sünnet-i seniyyesine [ya’nî İslâmiyyete] uymakla şereflendirilenler, ne kadar bahtiyârdırlar. Onun dînine inanan, Ona ümmet olanın, az bir iyiliğine kat kat sevâb verilir. Fârisî beyt tercemesi: Muhammed (aleyhisselâm), yüzü suyudur cihânın/Kapısının toprağı olmayan, toprak altında kalsın!” diyerek mektûbunu bitirmektedir. [Mektûbât Tercümesi, I. Cild, 44. mektûb] Mektûbât-ı şerîfenin I. Cildinin 25, 75, 114, 165, 178, 184, 205 ve 249. mektûplarında da âlemlerin Efendisine uymak lâzım geldiği bildirilmektedir. İnşâallah öbür haftaki makâlelerimizde onlardan bir kısmını daha ele alalım...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT