BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İmânın aslı

İmânın aslı

Abdullah bin Mübârek hazretleri buyurdu ki: “Îmânın aslı, Resûlullah efendimizin getirmiş olduğu şeylerin hepsini tasdik etmektir. Bunları tasdik eden kimse, bunlarla amel eder. Yanî Allahü teâlâya itaat eder. Ebediyyen Cehennemde yanmaktan kurtulur.”



Abdullah bin Mübârek hazretleri buyurdu ki: “Îmânın aslı, Resûlullah efendimizin getirmiş olduğu şeylerin hepsini tasdik etmektir. Bunları tasdik eden kimse, bunlarla amel eder. Yanî Allahü teâlâya itaat eder. Ebediyyen Cehennemde yanmaktan kurtulur.” Allahü teâlânın beğendiği işleri yapmak, dünyâ ve âhiret kazançlarının toplamıdır. Kulun, Allahü teâlâya olan tâatini mükemmel bir şekilde yapabilmesi için, dünyâ sevgisinden ve dünyâ ile alâkalı bağlardan kurtulması lâzımdır. İnsan dünyâdan uzaklaştıkça, Allahü teâlâya yaklaşır. Ma’nevî kirlerden uzaklaşıp, melekût âlemine yükselir. Büyük âlimler, Allahü teâlânın ni’metlerine üç şeyle kavuşulacağını, bunların; çok şükretmek, tâate yapışmak ve günahlardan sakınmak olduğunu bildirmişlerdir. Allahü teâlâ, üç şeyi, üç şey içinde gizlemiştir. Rızâsını tâatte, gadabını günahlarda, velîleri de kulları arasında gizlemiştir. Bunun için hiçbir tâati basit görmemelidir. Olur ki o tâat, Allahü teâlânın rızâsına vesile olan tâattir. Hiçbir günâhı küçük görmemelidir. Olur ki, küçük gördüğün o günah, Allahü teâlânın gadabına sebeb olabilir. Hiçbir kimseyi de hor görme ki, o kimse de Allahü teâlânın velî kularından biri olabilir.” Allahü teâlâ dünyâyı, âhiret saadetini kazanma yeri yapmıştır. Âhiret yolculuğunda, dünyâ binek gibi kul-lanılmalıdır. Bir hadîs-i şerîfte; “Dünyâ ne güzel binektir. Ona binin, o sizi âhirete ulaştırır” buyuruldu. Buyuruldu ki: Akıllı ve zekî olan herkes, gayet açık olarak anlar ve bilir ki, dünyâ, âhiret saadetini kazanmaya, âhıreti ma’mûr etmeye vesiledir. Burada ömrünü, asıl olan bu maksada uygun olarak değil de, gelip geçeceği bir yolcunun konak yeri gibi olan dünyâyı ma’mûr etmek için harcayan kimse, elbette ki âhiretteki sonsuz saadetten mahrûm olur. Tâat işlemekte esas olan şartlardan birisi odur ki, tâat hemen yapılmalı, özürsüz olarak geciktirilmemelidir. Resûlullah efendimiz, Hazreti Ali’ye buyurdu ki: “Dünyâdan nail olduğun (eline geçen) şeylerle sevinme, kaçırdığın şeyler için üzülme. Amel etmediği hâlde âhirette saadete ve mükâfata kavuşmak isteyenlerden, uzun emel sebebiyle tevbeyi geciktirenlerden olma.”
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT