BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Tarım ilaçları zehirliyor

Tarım ilaçları zehirliyor

Tarımsal mücadele ilaçları bulundukları ortamda uzun zaman kalıp, etrafa yayılma özelliği gösterirler. Sonuçta akarsu, göl ve denizlere taşınarak canlıların besin zincirine ve nihayetinde insana geçerek, vücutlarda zehirleyici birikime sebep olurlar.



DOĞA İLE BİRLİKTE YÜRÜMELİYİZ Milyonlarca yıl dengeli bir şekilde çalışan ekolojik sistemler, son yıllarda sanayi ve dünya nüfusunun hızla artmasıyla önlenemez biçimde bozuldu. Halbuki hayatta en sağlıklı yol; “doğa ile birlikte gitmek” kuralını işletmek olmalıdır. Sevgili okurlar, geçen haftalardaki yazılarımda belirttiğim gibi, yeryüzünde doğal olarak bulunan bazı maddeler, insanın yanlış yaklaşımları sonucu çevre açısından zararlı hâle dönüşebilmektedir. Bunun başlıca sebebi milyonlarca yıl dengeli bir şekilde çalışan ekolojik döngü ve sistemlerde son yıllarda oluşan bozulmalardır. Günümüz insanı artık madde dolaşımının seyrini değiştirebilmektedir. KİMYASALLAR DOĞADA?MASUMDUR Örneğin; Kükürt miktarı fazla Linyit kömürü toprak altında kaldığı sürece bir sorun oluşturmadığı hâlde, yakıt olarak kullanılan şekliyle hem çevresel yönden Asit Yağmurlarına, hem de halk sağlığı açısından Hava Kirliliğine neden olmaktadır. Aynı şekilde, yer altında mevcut Civa ve Kadmium gibi ağır metallerin insanlara herhangi bir zararlı etkisi bulunmamasına karşın, sanayide kullanımları son derece sağlık açısından olumsuz sonuçlar doğurmaktadır. Hiç şüphe yok ki, çeşitli madde ve kimyasalların ne derece zararlı olduklarını bildiğimiz takdirde, ancak o zaman korunma tedbirlerini alma imkânımız olacaktır. BİYOLOJİK BİRİKİM OLAYI İnsanlar tarafından yapay olarak üretilmiş ve doğa için kirletici olan bazı maddeler, besin zincirini oluşturan canlı sınıflarında birikebilirler. Zararlı özelliklerini koruyan bu kimyasallar, ne seyreltilerek, ne de biyolojik olarak tehlikesiz şekle dönüştürülemezler. Bu tip maddeler besin zincirini oluşturan her türlü organizmanın dokularında birikerek zararlı konsantrasyon düzeyini arttırırlar. Bu olaya “Biyolojik Birikim” denir. Doğada biyolojik olarak her canlıdan bir diğerine katlanarak geçip birikebilen maddelerin başında DDT (diklordifeniltrikloretan), PCB (poliklorbifenil) gibi sentetik organik kimyasal maddeler, Civa, Kadmium ve Kurşun gibi bazı ağır metaller gösterilebilir. Biyolojik Birikime giren maddeler kimyasal formüllerinde klorluhidrokarbonlar olan tarımsal mücadele ilaçlarıdır. Bu ilaçlar bulundukları ortamda uzun zaman kalıp, etrafa yayılma özelliği gösterirler. Sonuçta akarsu, göl ve denizlere taşınarak canlıların besin zincirine girer ve en üst seviyede insana geçerek, vücutlarında zehirleyici birikime neden olurlar. NÜKLEER REAKTÖR TEHLİKESİ Diğer taraftan, Strontium (Sr 90) ve Cessium (Cs 134) gibi bazı radyoaktif maddelerin de organizmalarda biyolojik birikim yaptığı bilinmektedir. Bunlar çoğunlukla nükleer reaktörlerden çıkan sızıntılar veya reaktör kazaları sonucu çevreye yayılarak canlıların vücutlarında biriken ve kalıtımsal sorunlara yol açan maddelerdir. Nükleer Reaktör kazalarına ait en trajik örnek, birçok can kaybına yol açan 26 Nisan 1986 yılında o zamanki Sovyet’lerde, şimdiki Ukrayna sınırları içinde meydana gelen Çernobil Reaktör kazasıdır. Değerli okurlarımız, yaşamda en sağlıklı yol “Doğa ile birlikte gitmek” kuralını işletmek olmalıdır. Çünkü milyonlarca yıllık gelişim içinde en uygun çözümü Toprak Ana bulmuştur. Doğa sınırlı bir bütündür, ancak dengeli bir şekilde kendi kendini denetleyebilir. Tabiata karşı elde ettiğimizi zannettiğimiz her başarının, bir de bedeli bulunmaktadır. Bunu hiç unutmayalım... Size, sevdiklerinizle birlikte huzurlu ve neşe içinde bir hafta geçirmenizi diliyorum. Esen Kalın. KUŞLAR, İZMİR’İN TATLI SUYUNU SEVDİ İzmir Kuş Cenneti’ndeki koruma ve geliştirme çalışmaları kapsamında, bölgeye tatlı su akışı sağlıklı hâle getirilince, geçen yıl 41 bin olan su kuşlarının sayısı ikiye katlanarak bu yıl 86 bine ulaştı. Gelen 54 türden kuşun içinde en yüksek sayıya ise flamingolar ulaştı. GEYİKLERE ZENGİN MENÜ Türkiye’nin dört bir yanında olduğu gibi İstanbul’da da Çevre ve Orman İl Müdürlüğü ekipleri, geçtiğimiz hafta kar yağışı nedeniyle yiyecek bulmakta zorlanan geyikler için Belgrat Ormanları’na yiyecek bıraktı. Ormanın belirli noktalarına havuç, patates, elma ve ıspanak gibi yiyecekler bırakıldı. Orman Mühendisi Ahmet Yaşar Yıldız, çiftlikteki geyiklerin doğal ortamda yaşadıklarını belirterek, “Kar yağışı nedeniyle yiyecek bulamayan geyiklerin beslenmesine yardımcı oluyoruz. Onları doğal ortamda büyütmek istiyoruz” şeklinde konuştu. Murat Horoz İSTANBUL İHA Nesli tükenen Turaç koruma altına alındı Çevre ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, nesli tükenme tehdidi altında olan ve son yıllarda sayısı oldukça azalan Turaç (Francolinus francolinus) adlı kuş türünü koruma altında aldı. Yumurtaları toplanan turacın üretimine birkaç ay içinde Gaziantep’teki üretme istasyonunda başlanacak. Atık yağları dökmek yok! Ruhan Yalçın TEKİRDAĞ CİHAN Türkiye’de son yıllarda artan çevre bilinci meyvelerini yavaş yavaş vermeye başlarken, bunun en güzel örneklerinden biri de Tekirdağ’da yaşandı. Tekirdağ Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü atık yağ üreten otel, lokanta, restoran ve yemekhanelerden sonra konutlardan da bitkisel atık yağları toplamaya başladı. ‘Atık yağlarınızı biriktirin, bizi arayın gelip alalım, geri dönüşümünü sağlayalım’ sloganıyla başlattıkları projenin vatandaşlar tarafından büyük ilgi gördüğünü belirten Tekirdağ Belediye Başkan Yardımcısı Haldun Güler, 1 litre atık yağın 1 milyon litre temiz suyu kirlettiğini söyledi. Güler, “Böylelikle hem çevre kirliliğini önlemiş hem de ülke ekonomisine katkıda bulunmuş oluyoruz” dedi. Yeşil Sayfanın notu: Tekirdağ Belediyesini candan tebrik ediyoruz. Dileğimiz bütün belediyelerimizde bu tür güzel uygulamaların bir an evvel hayata geçirilmesidir. AYŞE?TEYZE?BİLİNÇLENDİ Belediye atık yağları toplamak için üzerine düşeni yapınca ev hanımları da elini taşın altına koyup çevreye katkıda bulunuyor. Süs bitkileri ve bakımı AÇELYA Evlerinize bir kucak dolusu pembe sevgi Kış ve ilkbahar aylarında pembe, kırmızı, beyaz ve alacalı rengârenk gösterişli çiçekleriyle gönlümüzü okşayan Açelyalar (Azalea-Rhododendron indicum) çok sıcak olmayan, kapalı teras, balkon ve serin iç mekânlarda iyi gelişme gösterirler. Kuru ve ısıtılmış ortamlarda bitkinin bozulması söz konusudur. Bulunduğu yerin ısısı 15-17 derece arasında olmalıdır. Aydınlık, ancak direkt güneş ışığı almayan mekânları sever. 10-15 günde bir potasyum ağırlıklı sıvı gübre vermeye özen gösterilmelidir. Toprağı asidik yapıda (hafif acı) ve geçirgen olmalıdır. İçine torf karıştırılmış topraklardan hoşlanır. Çiçeklenme döneminin dışında yapraklarına bol su püskürtmelidir. Bitki çok soğuk zamanların dışında ışıklı bir köşede dış mekânda tutulmalıdır. Toprağının devamlı nemli olmasına dikkat edilmeli, ancak saksı altında eğer tabak varsa, içinde uzun zaman su kalmamalıdır. Daima kireçsiz suyu tercih ediniz. Her sene, çiçeklenme dönemi sona erdikten sonra biraz daha büyük bir saksıya, köklerine zarar vermeden dikilmelidir. Açelyanızla birlikte size renkli günler diliyorum. YEŞİL PLATFORM Bol ödüllü bahçe balkon yarışması Yeşil bir kent için yeni parklar ve seralar açan Çankaya Belediyesi, vatandaşların çevrelerine gösterdikleri özeni teşvik için “Balkon - Pencere Bezeme, Bahçe - Çatı - Teras Düzenleme Yarışması” tertip ediyor. İlçe sınırları içerisinde oturanların 02-27 Mayıs tarihleri arasında yapacakları başvuruyla başlayacak yarışma 24 Hazirandaki törenle sona erecek. Site, villa ve apartman bahçeleri kategorilerinde yapılacak yarışma için başvurular Çankaya Belediyesi Park Bahçeler Müdürlüğü’ne yapılacak. Birincilere para ödülünün yanı sıra yazlık çiçek ihtiyaçları da ücretsiz olarak sağlanacak. Yuvaya Kitap Uçur > Harun Algül (Proje Sorumlusu) / İST. “Yuvaya Kitap Uçur” projesi ile Çocuk Esirgeme Kurumuna bağlı yuvalarda kalan korunmaya muhtaç yavrularımız için kitap kampanyamız büyüyerek devam etmektedir. Devlet Bakanı Sayın Selma Aliye Kavaf’ın himayesinde yürüttüğümüz çalışma kapsamında şimdiden 150 bin kitaba ulaştık. Bu ay sonuna kadar devam edecek kampanya ile aldığınız her 2 kitabın karşılığında 3. kitap Çocuk Esirgeme Kurumuna hediye edilecek. Detaylı bilgiye www.yuvayakitapucur.com adresinden ulaşabilirsiniz. Diğer yandan Gonca Çocuk Dergisi olarak her yıl Nisan ayında 100 bin fidanı toprakla buluşturuluyor. Anadolu’ya bahar geliyor! “Çeyizin mi bunlar; yeşil, pembe, beyaz... İstersen haline bak, gülümse biraz! Yüzyıllardır her bahar böyle gelinliğin, Belki içinde yara olmuştur özlemlerin.” Demişse şair, Gel! Anadolu’yu konuşalım biraz; Engin bir gökyüzü, uzayıp giden topraklar; Kim bilir, altında neler, ne hazineler saklar. Kuşlar, kuzular... Sesleriyle yankılanır uzaklar... Ve akıp giden sular... Sesleri dinle biraz!.. Altı cevher toprağın, Üstünde köylü kızları; Narin elleriyle mücevher eyler, toprağı yazları. Renk renk oyaları, türküleri, işveleri, nazları... Kendini, bir başka dünyada sanırsın, biraz. Dallarda kiraz, altında ben ve sen! Anadolu’dur, yanık yanık bir kavaldan seslenen. Kamburu çıkmış öküzler, yanımızdan geçerken Dalar gidersin... Ve için burkulur biraz.. Ah bu toprağın, yalınayak çocukları, Kirden, sıyrıktan görünmez elleri, ayakları, Feyilsizce bakışları, çatlamış dudakları, Dostum! Gerçekleri öğretir sana biraz. Cennet gibi köşeler ve acı gerçekler, Sert toprağa basar, kupkuru ayaklar, eller... Göğe uzanmış şu dağlar, ne anlatır, neler söyler? Burası Anadolu’dur, dur, düşün biraz! > Halil Behzat BELEVİ
Reklamı Geç
KAPAT