BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Bu gençten hoşlanıyordu...

Bu gençten hoşlanıyordu...

Perihan hanım kapıyı açıp gülümseyerek Oktay’la İclal’in içeri girmelerini bekledi: - Hoş geldiniz kızım, buyurun.



Perihan hanım kapıyı açıp gülümseyerek Oktay’la İclal’in içeri girmelerini bekledi: - Hoş geldiniz kızım, buyurun. Genç kız saygıyla uzatılan eli öptü. Çiçeği verdi kibarca: - Buyurun efendim. Oktay çiçeklere çok düşkün olduğunuzu söylemişti. Umarım beğenirsiniz... Coşkuyla adlı saksıyı kadın. Beğenisini belli etmek için adeta haykırıyordu: - Ah! Ne kadar güzel, şu hale bakın. Çok teşekkür ederim yavrum, çok zahmet ettin, evin baş köşesine koyacağım bu saksıyı. İclal gördüğü ilgiden memnun olmuş, kapıdan içeri girerken yaşadığı çekingenlik kaybolmuştu. Salona geçtiler. Oktay memnun görünüyordu halinden. Perihan hanım gerçekten de saksıyı salonun baş köşelerinden birine yerleştirdi kendi elleriyle: - Bakın ne kadar yakıştı oraya... Döndü, misafirinin yanına geldi: - Rahatına bak kızım, buyur otur şöyle, nasılsın? Kibarca gülümsedi İclal. - Teşekkür ederim efendim. İyiyim. - Allah iyilik versin evladım. Oktay o kadar çok bahsetti ki senden, neredeyse tanıyor gibiydim. Ama bu kadar hoş, bu kadar zarif olduğunu doğrusu tam anlatamamış. Utanarak eğdi başını İclal. Nedense bir anda mahcup olmuştu. Oysa bu tür iltifatlara gerçekten güzel bir kız olduğu için alışıktı. Fakat bu sefer tedirgin olmuştu. Yan gözle delikanlıya baktı. Oktay hayatından memnun görünüyor, gülümseyip duruyordu. Onun tavırlarında hafif bir böbürlenme de hissetti genç kız. - Aileniz nasıllar yavrum, anne, baba? Başka kardeş var mı? Başını salladı İclal: - Evet, bir ağabeyim var. Evli. Ailem ise iyiler efendim. Annem, ne kadar tanımasam da selamlarımı söyle dedi. Perihan hanım muzip bir şekilde gülümsedi: - İnşallah bir gün tanışırız... Oktay şımarık bir tavırla bağırdı. - Anne, selam sabah bittiyse biz açız, haberin olsun... Senin muhteşem ürünlerinden doyasıya yemek için can atıyoruz... Yaşlı kadın gücenmiş gibi söylendi oğluna: - Aaaa, sen de abartmışsın oğlum, mahcup edeceksin beni hanım kızıma karşı. Uydurma şeyler işte... Eskidendi o çeşit çeşit kurabiyeler, kekler. Şimdi elimin ayarı bozuldu nedense. Yaş ilerliyor artık. Dengeler şaşıyor tabii. İclal kızgınlıkla baktı Oktay’a. Aniden söylediği sözlere kızmıştı: - Oktay, neler söylüyorsun, zaten verdiğimiz zahmet yeter annene... - Yok kızım, ben memnun olurum. Bizler hepinizin annesiyiz. Eminim senin anneciğin de aynı düşünüyordur. Ama söyledim artık genç değilim. Oktay çok abartmış methederken. Mahcup olurum diye korkuyorum. Kibarca itiraz etti İclal: - Estağfirullah efendim. Mutlaka hepsi birbirinden güzeldir yaptıklarınızın... Yaşlı kadın odadan çıktı çayı koymak için. İclal asabi bir tavırla döndü Oktay’a: - Neler söylüyorsun sen? Ayıp değil mi canım? Güldü delikanlı. Kendi evinde ve istediği gibi bir ortamda olmanın verdiği rahatlık ve şımarıklıkla cevap verdi. - Annem benim bu tür şakalarıma alışıktır, sen meraklanma. Tevazu gösteriyor. Bir ye bak yaptıklarını, eminim parmakların da gidecek arada... Bir sefer de börek yaptıralım bak... bayılırsın bir lokma aldığın zaman. Onun bu çocuksu coşkusu güldürmüştü genç kızı. Bu gençten hoşlanıyordu. İyi bir insan, kaliteli bir delikanlıydı. Hele Perihan hanım ve Doğan bey iki sevimli, babacan ihtiyardı. Görünüşe göre de oldukça geç evlat sahibi olmuşlardı. DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT