BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Bomboştu evin içi!

Bomboştu evin içi!

Yaşlı vücudunu sallayarak çıktı odadan. Müzeyyen hanım gülümsedi: - İtiraz istemem, bize gideceğiz, biraz dinlenmen lazım. Artık o evde tek başına kalamazsın bir daha.



Yaşlı vücudunu sallayarak çıktı odadan. Müzeyyen hanım gülümsedi: - İtiraz istemem, bize gideceğiz, biraz dinlenmen lazım. Artık o evde tek başına kalamazsın bir daha. Kaşlarını kaldırdı. Istıraptan gerilmiş yüzünde bir tedirginlik belirdi: - Müzeyyen abla, Şehnaz belki gelir, belki de gelmiştir... Ben evimde kalayım... - Olmaz dedim. Nafiz dün gidip baktı, gelen giden yok. İstersen şimdi gider, eşyalarını alırız, komşuna haber bırakırız. Çaresiz boynunu büktü. Kendini yorgun hissediyordu. Müzeyyen hanımın ilk gelişinde getirdiği pamuklu kumaştan dikilmiş, küçük çiçekli geceliği çıkartıp elbisesini giydi. Saçlarını toplayıp başını bağladı. Hazırdı işte. Başka bir şeyciği yoktu. Çok geçmeden Nafiz bey ve doktor girdiler içeriye. - Seher hanım, haydi bakalım, gidiyorsun artık ama kendine çok iyi bakman lazım. İlaçlarını aksatmadan içeceksin, yorulmayacak, üzülmeyeceksin. Bedenini bu kadar cömertçe harcayan başka birini daha görmedim ben. Yoksa çok geçmeden yeniden burada görüşürüz, hem bu sefer böyle kolay kolay kurtulamazsın bizden. Seher usulca eğdi başını: - Allah hepinizden razı olsun... diye mırıldandı. Fazla oyalanmadan çıktılar. Nafiz beyin tuttuğu taksiyle önce Soğanlık’taki gecekonduya gittiler. Şoföre yokuşun sonuna kadar arabayı çıkarması için yalvardılar. Homurdanarak bastı gaza adam. Yollar berbat olduğu için kimse yanaşmıyordu. Gecekondunun önünde durdukları zaman önden Nafiz bey indi. Şoföre eğildi: - Biraz bekleyeceksin evladım, eşyalarını alacağız, hanım hasta da.... - Tamam bey amca, bekleriz... Motoru kapattı külhanvari hareketlerle, bir elini koltuğun kenarına yaslayarak beklemeye başladı. Müzeyyen hanımın yardımıyla indi Seher. Ayakları yeni doğmuş bir tay gibi titriyordu. Yan komşusu Kezban çıktı hemen dört çocuğuyla birlikte. Çocuklar şimdiye kadar evlerinin önünde hiç araba görmedikleri için koşarak taksinin etrafını sardılar. En küçüğü de annesinin kucağındaydı: - Hoş geldin Seher teyze, geçmiş olsun... - Sağ ol kızım, bir haber yok değil mi, arayan soran? Omuzlarını kaldırdı kadın: - Iıh! Kimse yok. Öylece duruyor evin. Kara bir bulut geçti gözlerinden. Küçük adımlarla yürüdü evine. Nafiz beye vermişti evin anahtarını hastahanedeyken. Yaşlı adam çoktan açmıştı kapıyı: - Haydi kızım, gereken eşyanı al, gidelim. Burada kalamazsın, hanım kızımız var yanda ama, onun da dört çocuğu var, nasıl bakar sana? Allah razı olsun, her geldiğimde sordu seni merakla. Bunları söylerken Kezban’a dönüp gülümsemişti. Seher eve girdi. Boğazında düğümlenen bir hıçkırığı dışarıya çıkarmamak için zorladı kendini. Bomboştu evin içi. Kapının arkasındaki çivide Şehnaz’ın geceliği asılıydı. Kimseye göstermeden kokladı onu doyasıya. Mırıldandı kendi kendine: - Canım kızım benin bir tanem, nerelerdesin, bak yataklara düştüm, gel artık!”... * * * Cengiz sigarasını söndürüp uzandığı yataktan yıldırım gibi fırladı. Hazım yurt dışına gitmişti. Bu yüzden rahattı. Bir hafta kadar iş de çıkmazdı, arayan soran da olmazdı. Bir cep telefonu almıştı. Zaten ararsa oradan ulaşırdı kendisine. Avare bir şekilde geziyor, kazandığı parayı çılgınca harcıyordu. Hiçbir sıkıntısı yoktu maddi olarak. Fakat annesini gördüğü günden beri beyninin bir tarafında sürekli meşgul olduğu bir huzursuzluk çöreklenip oturmuştu. Son olarak iki gün önce gitmişti Soğanlık’a. Yine evin karşısında bir kuytuya gizlenmiş, oradan gözetlemişti gecekonduyu. Hiçbir hareket yoktu. DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT