BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Profesyonel askerlik

Profesyonel askerlik

Her seçim öncesi gündeme gelen bedelli askerlik, CHP’nin TBMM’ye sunduğu teklif ile yine tartışmaya açıldı. Şubat ayından bu yana terörle mücadele için bölgede tedbirleri arttıran Genelkurmay Başkanlığı’nın tartışmaları sessizce izlemesi dikkat çekiyor.



Her seçim öncesi gündeme gelen bedelli askerlik, CHP’nin TBMM’ye sunduğu teklif ile yine tartışmaya açıldı. Şubat ayından bu yana terörle mücadele için bölgede tedbirleri arttıran Genelkurmay Başkanlığı’nın tartışmaları sessizce izlemesi dikkat çekiyor. Şimdiye kadar üç kez bedelli askerlik uygulaması yapıldı. 1987’de 18 bin 433, 1992’de 35 bin 111 ve 1999 yılında da 72 bin 290 yükümlü, bedelli askerlik uygulamasından yararlanmış. 1987 yılında asker fazlası nedeniyle başlatılan uygulama, 1992 yılında seçim öncesi siyasi vaatlere uygun olarak düzenlenmiş. 1999 yılındaki bedelli askerlik ise buradan gelecek kaynağın Marmara depreminin yaralarının sarılmasında kullanılması kaydıyla kabul edilmişti. 1992 yılında hem bedelli uygulaması hem de askerlik süresinin kısaltılması aynı anda yapılmıştı. Ancak terörle mücadele açısından sonuçları sıkıntılı oldu. Tecrübeli askerlerin 3 ay erken terhis edilmesi zaafa yol açtı. 10 Eylül 1992’de 15 aya düşürülen askerlik süresi, 20 Aralık 1993’ten itibaren üç tertip askerin terhisinin 4 ay süre ile dondurulmasına yol açtı. O kuşağın askerliği 19 aya uzadı. Bir sonraki tertip de 15 ay yerine, 18 ay askerlik yaptı. 6 Ocak 1995’ten itibaren askerlik 18 aya çıkarıldı. Popülist siyasi hesapların faturasını da hep vatan evlatları ödedi. Yapılması gerekene gelince... Türkiye gibi hassas bir bölgede ve terörle mücadeleyi sürdüren bir ülkede, 6 çeşit askerliğe, kısa vadeli anlayışla yenilerinin ilave edilmesi ne kadar doğru? Her seçim dönemi askerlik sürelerini tartışmak yerine, 21‘inci yüz yılın teknolojisini kullanan, aşırı insan gücüne dayanmayan, ateş ve harekât gücü yüksek profesyonel orduya geçme zamanı gelmedi mi? Nükleer santral tartışması Japonya’daki deprem felaketi, Türkiye’de nükleer santral tartışmasını tetikledi. Öne çıkan bazı başlıklar şöyle: Nükleer santrale taraftar olanlar: 1000 MW gücündeki Nükleer Santral, 1 yılda, 1.6 milyon ton ham petrol karşılığı enerji üretiyor. En sert güvenlik tedbirleri nükleer teknolojidedir. Her baraj yapımında kilometrelerce kare alan sular altında kalmakta, ciddi bir göç sorunu ortaya çıkmaktadır. Kömür santrallerinin küller ve baca gazları ile doğayı kirletmesi tam olarak engellenememiştir. Dünyayı en çok kirletenler petrokimya kuruluşlarıdır. Kanserin ana sorumlusu ise kimyasal atıklardır. Fransa’da 59 nükleer santral çalışmakta olup nükleer enerji oranı yüzde 80’dir. ABD’de 103 nükleer santral, enerji ihtiyacının yüzde 20’sini karşılamaktadır. Nükleer santral karşıtı görüşler: Çernobil felaketinin acıları unutulmamışken şimdi Japonya’da yaşananlar ortada. Çernobil’den sonra radyoaktif serpinti 160 bin km2 toprağı kirletti, 9 milyon insanı etkiledi, 400 bin kişinin evinden olmasına yol açtı. Kanser hastalıkları arttı. Nükleer santrallerin atıklarının en az 300 yıl kontrol altında tutulması gerekiyor. Nükleer atık içinde bulunan bir plütonyum izotopu 24 bin yıl bekletilse dahi ışımasını sürdürüyor... Tablo bu... Artıları ve eksileri çoğaltılabilir ama Türkiye’nin bu kritik teknolojiyi ıskalamaması gerekiyor.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT