BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Mektûbat’ta Resûlullaha uyma konusu -3-

Mektûbat’ta Resûlullaha uyma konusu -3-

Âhırette azâplardan kurtulmak ve sonsuz saâdete kavuşmak, ancak geçmiş ve gelecek bütün varlıkların en üstününe uymakla olur...



En büyük âlim ve velîlerimizden İmâm-ı Rabbânî hazretleri; nakîb, seyyid, şeyh Ferîd’e (kaddesallahü teâlâ sirrehül-azîz) yazdığı bir mektûbunda, İslâmiyyetin sâhibi Muhammed aleyhisselâma uyanları övmekte ve Onun dînine (İslâmiyyete) uymak istemeyenleri sevmemek, onları düşmân bilmek lâzım olduğunu bildirmektedir: TAM SEVGİNİN ALÂMETİ... “Allahü teâlâ sizi, Kureyş kabîlesinden ve Hâşimî soyundan olan, ümmî ve şerefli Peygamber Muhammed aleyhisselâmın soyundan yapmakla şereflendirdiği gibi, ma’nevî mîrâsına kavuşmakla da şereflendirsin! Bu duâya âmîn diyen kullarını da, kıyâmette acıyarak karşılasın! Âmîn! Resûlullahın soyundan olan, o büyük Peygamberin (sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem) Âlem-i halktaki mallarına vâris olur. Ma’nevî mîrâs ise, Âlem-i emrdeki şeylere kavuşmaktır. Onlar da, îmân, ma’rifet, rüşd gibi ni’metlerdir. Âlem-i halktan olup görünen ni’metlere şükretmek, ma’nevî mîrâsa kavuşmakla olur. Ma’nevî mîrâsa kavuşmak ise, o yüce Peygambere (aleyhis-salâtü ves-selâm) tâm uymakla olabilir. Bunun için, Ona tâbi olmaya çalışınız! Onun emirlerine sarılınız ve yasaklarından kaçınınız! Muhammed aleyhis-salâtü ves-selâma tâm ve kusûrsuz tâbi olabilmek için, Onu tâm ve kusûrsuz sevmek lâzımdır. Tâm ve olgun sevginin alâmeti de, Onun düşmânlarını düşmân bilmektir. İslâmiyyeti beğenmeyenleri sevmemektir. Muhabbete “Müdâhene”, ya’nî gevşeklik sığmaz. Âşıklar, sevgililerinin dîvânesi olup, onlara aykırı bir şey yapamaz. Aykırı gidenlerle uyuşamaz. İki zıd şeyin muhabbeti bir kalpte, bir arada yerleşemez. Cem-i zıddeyn muhâldir. İki zıddan birini sevmek, diğerine düşmânlığı îcâb eder. İşi elden kaçırmadan, iyi düşünmelidir. Elden gitmiş olanları da kurtarılabilir. Yarın iş elden çıkınca, pişmânlıktan başka ele bir şey geçmez... [1/165] Hâce Muhammed Eşref-i Kâbilî’ye yazdığı bir mektûbunda ise, “işin başının, İslâmiyyetin sâhibine uymak olduğu”nu bildirmektedir: “Allahü teâlâ sizi, Muhammed Mustafâya tam uymakla şereflendirsin (alâ sâhibihes-salâtü ves-selâmü vet-tehıyye). Çünki, bütün işlerin başı ve Sıddîkların birinci istekleri budur. Bundan başkası, boş vehimler ve bozuk hayâllerdir. Allahü teâlâ, bizi ve sizi bunlardan korusun! Doğru yolda olanlara ve Muhammed Mustafânın izinde gidenlere selâm olsun (aleyhi ve alâ âlihis-salevâtü vet-teslîmâtü dâimen). Kişi noksanını bilmek gibi irfân olmaz.” [1/205] Mirzâ Dârâb’a yazdığı mektûbunda da, “gelmiş ve gelecek bütün varlıkların en üstününe uymanın fazîletleri”ni bildirmektedir: SONSUZ SAÂDETE KAVUŞMAK... “Allahü teâlâya hamd olsun! Onun seçtiği, sevdiği kullarına selâm olsun! Âhırette azâplardan kurtulmak ve sonsuz saâdete kavuşmak, ancak geçmiş ve gelecek bütün varlıkların en üstününe uymakla olur (aleyhi ve alâ âlihis-salevâtü vet-teslîmâtü etemmühâ ve ekmelühâ.) Bunun için insanlar, Ona uymakla, “Mahbûbiyyet makâmı”na erişirler. Onun yolunda bulunmakla, Allahü teâlânın zâtının tecellîsine kavuşurlar. Onun izinde ilerlemekle, bütün mertebelerin en üstünü olan ve Mahbûbiyyet makâmından sonra hâsıl olan, “Abdiyyet” mertebesine ulaşırlar. Onun izinde ilerleyenlerin büyükleri, İsrâîloğullarının Peygamberlerine benzetildi. Peygamberlerin en üstünleri olan Ülül-azm Peygamberler (salevâtullahi aleyhim ecmaîn) Onun yolunda olmağı istemişlerdir. Mûsâ (aleyhisselâm), Onun zamânında bulunsaydı, Onun yoluna girmekten başka bir şey yapmazdı. Îsâ aleyhisselâmın gökten ineceği ve Allahü teâlânın sevgilisine ümmet olacağı herkesin bildiği bir şeydir. Onun [Muhammed aleyhisselâmın] ümmeti, Onun yolunda bulundukları için, ümmetlerin en iyileri oldular ve Cennettekilerin çoğu bunlar oldu. Ona uydukları için, âhırette, bütün ümmetlerden önce Cennete girecekler, Cennet ni’metlerine kavuşacaklardır. Böyle dahâ nice üstünlükleri vardır. Bunun için, O yüce Peygamberin sünnetine uyunuz ve ahkâm-ı İslâmiyyeye yapışınız. Ona ve Onun Peygamber kardeşlerinin hepsine en üstün duâlar ve en yüksek selâmlar olsun.” [1/249] [Bu konuda, “Mektûbât-ı şerîfe”de daha başka mektuplar da vardır, ama biz şimdilik bunlarla iktifâ ediyoruz.]
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT