BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > 12 Haziran ve MHP

12 Haziran ve MHP

12 Haziran Milletvekili Genel Seçimine 3 aydan az bir süre kaldı. Sonuç üç aşağı beş yukarı belli. AK Parti iktidar; CHP ana muhalefet partisi. Keşke, MHP olsa ana muhalefet partisi. Keşke! Bu arzumun nedeni ne? Anlatayım:



12 Haziran Milletvekili Genel Seçimine 3 aydan az bir süre kaldı. Sonuç üç aşağı beş yukarı belli. AK Parti iktidar; CHP ana muhalefet partisi. Keşke, MHP olsa ana muhalefet partisi. Keşke! Bu arzumun nedeni ne? Anlatayım: Önümüzdeki dönem, komşu ülkelerin dönemi. Bölge yeniden yapılandırılıyor. Zor bir süreç onlar için. Peki, Türkiye ne yapıyor bu durum karşısında? Nasıl bir strateji izliyor? Hemen söyleyeyim: Devekuşu misali, bekliyor. Başı kumda bekliyor! Başını kaldırıp bakması gereken onlarca mesele var halbuki! Komşularımız değişim süreçlerini doğru yönetebilecekler mi? Hangi ülke hangi liderle yoluna devam edecek? Batıyla münasebetleri hangi seviyede kalacak? En önemlisi de Türkiye! Türkiye ile ilişkileri değişecek mi? Değişecekse, olumlu olacak mı bu değişim? Bu safhada Türkiye’nin onlara hami olması lazım. İşte bu nedenden dolayı, ‘Keşke MHP olsa’ diyorum. Çok rahat ağabeylik yapardı o zaman onlara Türkiye. Şimdi maddeler halinde sıralayalım MHP’nin getireceği faydaları: 1) Türkiye senelerce “laik-muhafazakâr” gerilimi yaşadı. Gereksiz yere yaşadı hem de. Yetmezmiş gibi bir de komşularımızın bize mesafe koymasına sebep oldu. Bu gerilimin değişmeyen aktörü; CHP’ydi tabii. İktidara gelen her parti, CHP ile cebelleşmeye mecbur kaldı. 60 senedir böyle! Türkiye “sen-ben” kavgalarından dolayı çok vakit kaybetti ve içine kapandı! Etrafında olup bitene bakmadı bile! Şayet, CHP ana muhalefet partisi olursa, tıpkı eskisi gibi zaman kaybı olacağı kesin. CHP aynı tas aynı hamam çünkü. Halbuki, zaman değişim zamanı; kabuğu kırma zamanı. Türkiye’nin bir an önce kendi iç meselelerini çözüme kavuşturması lazım. Yoksa, tüm avantajlarını kaybedip güçsüz bir ülke oluverir. Ne stratejik özelliği kalır, ne de jeopolitik konumu! MHP’nin “laiklik” diye bir bağnazlığı yok. Dolayısıyla, bu problem kendiliğinden izale edilmiş olur. Ki, bize yakışan da bu zaten. 2) “Laik-Muhafazakâr” geriliminde TSK da aktif rol aldı. Kendisini “laikliğin” savunucusu gördü hep. Şimdi, kavga bitti bitmesine ama bedeli ağır oldu. İfrata varan hadiseler yaşandı. Şimdi, askerin gönlünü alma zamanı. CHP ile o da olmaz. Olmaz çünkü, CHP “laiklik” kavgası verirken; yanında bir güç olsun ister ve en etkili güç de asker. CHP ne yapıp edip TSK’yı bu kavganın içine çekmeye çalışacaktır. MHP ise düşmez bu hataya. MHP askerin vakarını savunuyor. Ordu asli görevini yapsın, devlet de onun yanında olsun. 3) Bürokrasinin sivil kesiminde de benzer şeyler yaşandı. O kesimde de orta yolu bulmak lazım. Aklıselimle kurulacak bir dengeye ihtiyaç var. İbre yine MHP’yi gösteriyor yani. 4) Komşu ülkeler daha da önemli. Türk cumhuriyetleri olsun, Körfez ülkeleri olsun. Hepsinin güçlü bir hamiye ihtiyacı var. Hiçbir dönemde olmadığı kadar fazla bir ihtiyaç bu. CHP’nin misyonsuzluğu mani olur Türkiye’nin bu hamiliğine. 5) MHP’nin, AK Parti İktidarı’nı denetleme ve aşırıya kaçan icraatlarını engelleme gücü, CHP’den daha fazla. Hepsinden önemlisi de halkı germeden yapabilecek bir kapasiteye sahip bütün bunları. 6) Kürt meselesi var bir de tabii. Bahçeli Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya gidip Kürtlerle bir meseleleri olmadığını, sadece terörü kınadıklarını söylerse bu problem ortadan kalkar ve Türkiye’de beklenen birlikte yaşama şuuru, kendini yeşertme imkânı bulur böylece.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT