BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yaşayışıyla örnek olmak

Yaşayışıyla örnek olmak

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Diyelim ki, gözlerimiz sağlam, gayet güzel görüyoruz, ama lambayı söndürünce karanlıkta, aynı gözle, birbirimizi göremiyoruz. Demek görmek için sadece göz yetmiyor, ışık da gerekiyor.



Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Diyelim ki, gözlerimiz sağlam, gayet güzel görüyoruz, ama lambayı söndürünce karanlıkta, aynı gözle, birbirimizi göremiyoruz. Demek görmek için sadece göz yetmiyor, ışık da gerekiyor. İşte bugünkü insanlık da karanlıkta kalmıştır, çünkü aydınlatıcı unsurlar ortadan kaldırılmıştır. Kur’an-ı kerim nurdur. Zulmette yani karanlıkta inmiştir. Mekke-i mükerremede, Medine-i münevverede putperestlik vardı. Dinsizlik, ahlaksızlık, hırsızlık, eşkıyalık, rüşvet, diri diri çocuklarını gömmek vardı. Kur’an-ı kerim ve Peygamber efendimiz o zulmette ışık idi, nur idi. O nura uyanlar, huzura kavuşmuş, derhal değişmişlerdir. Dine hizmet eden, bu din büyüklerine tâbi olan Müslümanların, şuna çok dikkat etmesi gerekir: Bu yola girmeden önce, doktor, müdür, subay olmuş olsak da, bu yola girince durum değişir. Bugün bizim hâlimiz, konuşmamız, tavrımız, İslamiyet’i ve bu büyükleri temsil ediyor, çünkü artık millet bize doktor, müdür, subay gözüyle değil dinin hizmetkârı gözüyle bakar. Mademki hizmete tâlibiz, hizmetin gereklerini yerine getirmemiz gerekir. Onun için büyüklerimiz (Lisan-ı hâl, lisan-ı kâlden entaktır) buyuruyor. Yani hiç konuşmadan İslamiyet’i yaymak, konuşarak anlatmaktan çok daha etkilidir. Bir Müslüman hiç konuşmasa, yalnız alışverişiyle, giyinmesiyle, namaz kılmasıyla, davranışlarıyla örnek olarak İslamiyet’i yayabilir. Bir başkası, çok konuşur, fakat yaşayışı İslam’a uymadığı için, millet onun yüzünden İslamiyet’ten uzak durur. Bu ise felakettir. O halde en ideali, sözüyle yaşayışı bir olandır. Eğer konuşması hâlinden farklıysa, konuşmamak daha iyidir. Çünkü Kur’an-ı kerimde mealen, (Yapmadığınızı söylemeyin) buyuruluyor. Bir örnek: Gayrimüslimlere ait bir ticaret kervanı gelip, gece Medine’nin dışına konar. Yorgunluktan hemen uyurlar. Halife Hazret-i Ömer, şehri dolaşırken bunları görür. Abdurrahman bin Avf’ın evine gelip, (Bu gece bir kervan gelmiş. Hepsi kâfir ise de, bize sığınmıştır. Eşyaları çok ve kıymetlidir. Yabancıların, yolcuların bunları soymasından korkuyorum. Gel, bunları koruyalım) der. Sabaha kadar bekleyip, sabah namazında mescide girerler. Kervandakilerden bir genç uyumaz, onları gözetler. Arkalarından gider. Soruşturup, kendilerine bekçilik eden iki şahıstan birinin Halife Hazret-i Ömer olduğunu öğrenir. Gelip arkadaşlarına anlatır. Roma ve İran ordularını perişan eden, adaletiyle meşhur, yüce halifenin bu merhamet ve şefkatini görerek, İslamiyet’in hak din olduğunu anlayıp seve seve Müslüman olurlar. > Tel: 0 212 - 454 38 20 www.dinimizislam.com - www.mehmetalidemirbas.com
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT