BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Mücahede ve riyâzet!..

Mücahede ve riyâzet!..

“Evliyâ; yemek, içmek ve uyku ile, başkasının hakkında konuşmakla, birisine vurmakla bu makâma kavuşmadı. Ancak mücahede ve riyâzet çekmekle kavuştu...”



Âdem-i Bennûrî hazretleri, Hindistan’ın büyük velîlerinden olup, seyyiddir. Doğum târihi bilinmemektedir. İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin yüksek huzur ve sohbetlerinde yetişip icâzet almakla şereflendikten sonra Bennûr’a gitti. Vefat edeceği sene, Peygamber efendimizin ve Beytullah’ın aşkıyla yanmakta idi. Harameyn-i şerîfeyne, Mekke-i mükerreme ve Medîne-i münevvereye doğru yola çıktı... Âdem-i Bennûrî hazretleri, hacdan sonra Medîne-i münevvereye gidince, Kabr-i Nebevî’yi ziyâretinde, Peygamber efendimiz onun selâmını aldı ve pek az kimseye nasîb olan müsâfeha etmek şerefine kavuştu. Ziyâretten sonra, memleketine dönmek üzere ayrılmak istediği zaman, Resûlullah efendimizden saâdet müjdesi aldı. Kendisine hitâben; “Ey oğlum! Sen benim yanımda kal!” buyuruldu. Bunun üzerine orada kaldı ve 1644 (H.1054) senesinde vefat etti. Bu mübarek zat, vefatından evvel yanındaki talebelerine nasihat olarak buyurdu ki: “Allahü teâlânın evliyâsı, yemek, içmek ve uyku ile, başkasının hakkında konuşmakla, birisine vurmakla bu makâma kavuşmadı. Ancak mücahede (nefsin istemediği şeyleri yapmak) ve riyâzet (nefsin arzularını yapmamak) çekmekle kavuştu... “HÂRİKALAR DA GÖRSEN!..” Edebini, edeb öğreten hocadan almayan, kendisine uyanları yanlış yola götürür. En küçük bid’atten bile kaçınmayandan, zararı dokunmasın diye siz ondan kaçın. İlimden yalnız konuşma ile yetinen ve hakîkati ile sıfatlanmayan helâk olur. İbâdet yaparken, fıkhın gereğini yerine getirmeyen ibâdet yapmış sayılmaz. Fıkıh bilgisi öğrenirken verâ sâhibi olmayan aldanır. Kendisine lazım olan işleri yapansa kurtulur. Elinden hârikalar zuhûr eden birini görürseniz, hemen o hâline aldanmayın. Hak teâlânın emirlerini yapıp, yasaklarından kaçınmasını görünceye kadar dikkatli olun. İyi ahlâk; herkese sevdiği şeye göre muâmele etmektir. Konuşurken, otururken hiç kimseye yabancılık çektirmemektir. Mârifet ehli ile otururken, huzûr içinde bulunmaktır. Gâye bu zâtlardan istifâde ise, bundan başka yolu yoktur... Kalbin mânevî hastalıklardan muhâfazası için şunlara dikkat etmek lazımdır: 1. Ahlâkı güzel olanlarla oturmak, 2. Kur’ân-ı kerîm okumaya devâm etmek, 3. Fazla yemek yememek, 4. Gece namazlarına devâm etmek, 5. Seher vaktinde Allahü teâlâya yalvarmak, istiğfâr etmek. (Allahü teâlâdan af ve mağfiretini istemek.)”
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT