BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Suyumuz” yavaş yavaş devreye giriyor

“Suyumuz” yavaş yavaş devreye giriyor

Su temininde anlaşma olursa, İsrail-Ürdün ve Filistin arasında kalıcı bir barışın gerçekleşeceğinin de altını çizen Demirel, kaynaklarımızın ne denli stratejik öneme sahip olduğunu sergiliyor.



Ürdün Kralı Abdullah bin Hüseyin’in ülkemizi ziyareti, her şeyden önce suyumuzun yavaş yavaş devreye girdiğini gösteriyor. Gerçekten de; gerek Manavgat, gerek Seyhan-Ceyhan ve gerekse Dicle-Fırat sularımız artık gündemlerden düşmüyor. Rahmetli Özal’ın “Barış Suyu” projesinin önemi şimdilerde daha iyi kavranıyor. DEİK’in dün Çırağan Sarayı’nda verdiği yemekte, su konusu yeniden gündeme getirilirken, olayın çok boyutlu oluşu da dikkatlerden kaçmıyor. Birinci aşamada; Türkiye’nin Manavgat suyunu İsrail’e pazarlayacağı anlaşılıyor. Ancak, bu sudan Ürdün’ün yararlanmasının çok masraflı olduğu öne sürülüyor. Nitekim, Ürdün Kralı Abdullah da, Türkiye’den su alacak olan İsrail’in kendi kaynaklarından ülkesine su aktarmasının daha gerçekçi olacağını belirtiyor. PERES’İN KURNAZLIĞI Cumhurbaşkanı Demirel de, Manavgat’tan su vermeye hazır olunduğunu belirtirken, Shimon Peres ile aralarında geçen bir görüşmeyi aktarmadan geçemiyor: “Biliyorsunuz, Shimon Peres çok şakacı bir insan. Manavgat suyundan bahsederken (nasıl olsa fazlası denize dökülüyor. Balıklardan para almıyorsunuz ya) şeklinde espri yaptı.” Demirel, daha sonra, Manavgat’ta en az 170 milyon dolarlık masraf yapıldığını da hatırlatıyor. Su temininde anlaşma olursa, İsrail-Ürdün ve Filistin arasında kalıcı bir barışın gerçekleşeceğinin de altını çizen Demirel, kaynaklarımızın ne denli stratejik öneme sahip olduğunu sergiliyor. Petrol kadar olmasa bile çok değerli olan akarsularımızın önemini önce bizlerin ivedilikle kavraması gerekiyor. Türkiye’nin suyunun bile, Ortadoğu’da kalıcı barışın sağlanmasında önemli bir unsur olduğunu bütün dünyaya anlatmalı ve kanıtlamalıyız.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT