BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ürdünlü dost

Ürdünlü dost

Nezaketsizlik etmemek için Osmanlı Dönemi’ne ve özellikle Birinci Dünya Harbi’ndeki Arap İsyanı’na girmeyeyim.



Nezaketsizlik etmemek için Osmanlı Dönemi’ne ve özellikle Birinci Dünya Harbi’ndeki Arap İsyanı’na girmeyeyim. Cumhuriyet dönemi ilişkileriyle başlayayım yazıma. Kuruluştan sonra Arap Ortadoğusu ile yakınlığımız olmamış. Sömürgeciler bölgeye hâkim olunca Türk aleyhtarı propagandalarla Araplar’ın beynini yıkamışlar. Hoş, biz de o dönemde yüzümüzü Batı’ya dönmüşüz. İsrail’in tanınması da aramızı açmış. İlişkilerin telâfisi, II. Dünya Savaşı’ndan sonraya rastlar. Ve Demokrat Parti başlatır. Ezanın Arapça okunuş yasağının kaldırılması Ortadoğu’da müspet tesir yapar. Menderes, Bağdat Paktı için Ortadoğu’da mekik diplomasisine girişir. Mısır, Irak, Ürdün, Suriye gezer, durur. Ürdün’de merhum Hüseyin vardır. Genç bir kraldır. O da Pakt’a girmek ister. Ama cesaret edemez. Çünkü, o devirde -elliler- Ortadoğu’da bir “Arap Soğuk Savaşı” vardır. Bir yanda, Irak ve muhafazakar Arap Devletleri. Öte yanda, Nasır’ın fiştiklediği devrimciler. İlki Amerika’ya güvenmektedir, ikincisi Rusya’ya yaslanmak. Nasır, Ürdün’ü ele geçirmek için çok uğraşır. Propaganda, entrika, hatta krala suikast. Hepsini aşar ve bugüne kadar gelir Hüseyin. Gelen misafirimiz, onun mahdumudur. Haşimîlerin genç kralı “Hoşgelmişler.” TBMM’deki konuşmasında Ürdün Kralı’nın vurguladığı noktalar dikkatle okunmalıdır. İlkin, Arap-İsrail Çatışma sürecinin artık çözüm yoluna girmesinin herkesin işine geldiğini kaydetmiştir. Bu sahada hem TC’ye, hem Ürdün’e düşen görevler vardır. Doğrudur, Filistin Sorunu, bir dram oluşunun yanı sıra, bölgesel vasfını aşarak global ihtilâfları arttıracak bir özelliğe de sahip olduğunu yakın dönemdeki sicili ile ispatlamıştır. İkinci olarak, Kral askerî işbirliği üzerinde durdu. Türk savunma sanayiinin ileri vasfı, bu alanda ticarî fırsatları da üretebilir. Üçüncüsü ve en önemlisi, su konusuydu. Ürdün, Türkiye’den su almak istediğini bildirdi. Ortadoğu’da, Su Savaşları çıkacağını öngören şom ağızlı gözlemcileri, yalanlarcasına, Abdullah, “Barış Suyu”nun önemi üzerinde durmaktadır. İnşallah, başarılı olunur. Türkiye Ortadoğu’yu 28 Şubat ile özellikle dışlamıştı. Ama, Ortadoğu’da dostlar da vardır. Ortadoğu’nun bir Arap Birliği olarak radikal cuntacılarla topyekün üzerimize gelmemesi için, o çemberi kırmak lâzımdır. O çerçevede Ürdün, doğru seçimdir. Ürdün, 50’lerde Bağdat Paktı’na cesaret edip, girememişti. Türkiye’nin Suriye ve Irak ile ilişkilerinin pek limonî olduğu ve Ankara’nın inadına İsrail’le kucaklaştığı bir ortamda, Abdullah’ın Türkiye’ye gelişi anlamlı bir yürekliliktir.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT