BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Vatandaş; seçtiğin Başkana sahip çık...

Vatandaş; seçtiğin Başkana sahip çık...

Antalya. Bir güzel şehrimiz. Bir turizm beldesi. Deniz, tabiat, tarih, bereket, velhasıl her şey içiçe. Dünyanın çok az yerine nasip olmuş güzellikler. Ve Dünya standartlarının çok üzerinde tesisler.



Antalya. Bir güzel şehrimiz. Bir turizm beldesi. Deniz, tabiat, tarih, bereket, velhasıl her şey içiçe. Dünyanın çok az yerine nasip olmuş güzellikler. Ve Dünya standartlarının çok üzerinde tesisler. Ne yazık ki, 1999 yılı, (tüm Türkiye’de olduğu gibi) kayıp bir yıl olmuş. İnşallah, 2000 yılı, geçmişi de telâfi eden bir dönem olur. Genç ve dinamik Valisi ile, (her türlü imkânsızlık, kaynak sıkıntısı, merkezi oligarşi ve yetki kısıtlamalarına mukabil) Belediye Başkanı, ellerinden gelen gayreti sarfediyorlar. İç ve dış parkurlarda koşturup duruyorlar. 24-27 Şubat tarihlerinde, Ege Belediyeler Birliği tarafından düzenlenen eğitim semineri gerçekleştirildi. Tekirova ilçesinin harika ortamında, (özellikle göreve yeni başlayan başkanlar ve ilgili bürokratlar) bilgi tazeleme, istişare etme, dertleşme imkânı buldular. Mahalli İdare Reformu konusunda da, (Mahalli İdareler Genel Müdür Yrd. dostumuz dahil) müzakereler yaptılar. Gündeme getirilen konular, yıllardır devam edip giden problemlerdir. Her hükümetin, her genel başkanın düzelmeyi vaad edip de, daha kötü hale getirdiği konulardır. Tedavi edilemeyen “aşırı merkeziyetçilik hastalığının” sonuçlarıdır. Dozu gittikçe artan, “oligarşik düzenin-bürokratik ve hukuk oligarşisinin” doğurduğu sıkıntılardır. Zira: 1- Türkiye’de hukuk düzeni, denetlemekten ziyade, yönetmeye taliptir. Her konuda yetki ve inisiyatifi ele almaktadır. Tüm kararların kendisi tarafından verilmesini arzu etmektedir. (Bu açıdan, devamlı detaylara kadar inilir. İdare mahkemelerinde, nedense, devamlı olarak idare haksız duruma düşer. Vatandaşa haksızlık yapıldığı, seçimle gelenlerin taraflı hareket ettiği, farzedilir.) 2- İller Bankası, Belediyelerin parası ile, belediyelere karşı tefecilik yapar. Hesap vermeye tenezzül etmez. Ne zaman, ne kadar kesinti yapılacağı, ödenecek meblağın ne olacağı hiç bilinmez. (En son dönemde de, deprem bahanesi ile bu keyfilikler daha da artmıştır. Bu arada, 8 Şubat tarihli Resmi gazetede de, tam anlamı ile adaletsizlikler doğuran, bir Afet Kararnamesi yayınlanmıştır. Buna göre de, koalisyon partilerinin, genel başkanlara yakın belediye başkanlarına torpil yapılmış; gerçekten afete maruz kalmış (Devrek, Senirkent, vb beldeler kapsam dışı tutulmuştur.) En mantıklı iş, İLLER BANKASI’nın tasfiyesidir. Zira, ekonomik açıdan verimlilik yoktur. Aşırı istihdam ise işin cabasıdır. 3- Ankara bürokrasisi, nedense belediyeleri sevmez. Hazine arazilerinin gecekondu mafyası tarafından yağmalanmasını umursamaz. Ama, bir türlü bunların belediyelere devrine yanaşmaz. (Sonra da, pisliğin belediyeler tarafından temizlenmesi, gecekonduların yıkılması istenir.) Her vesile ile yetkiler ve kaynaklar budanır. (Zira, Ankara’ya göre enflasyonun kaynağı, israfın kapısı belediyelerdir. Genel Bütçedeki israf ve aşırı faiz yükü; mevcut sömürü-torpil-çıkar düzeni, Devlet imkanlarının ve KİT’lerin nasıl yağmalandığı hesaba katılmaz. (Neticede, tüm belediyeler, tam anlamı ile mali çöküntü içine sokulur.) Deprem olur, fatura belediyelere çıkarılır. (Halbuki, yıkılan binalar, ya kaçaktır, ya Bayındırlık Bakanlığı’nın yetkili olduğu dönemde yapılmıştır, ya da üç kağıtçı müteahhitlere yaptırılmış kamu binalarıdır.) Hemen imar yetkileri kısıtlanır. Her şey (zemzemle yıkanmış) Ankara’nın inisiyatifi içine alınır. Zaten, Anıtlar Kurulu uygulamaları, ayrı bir afettir. (Kim demektedir ki, Padişahlık sistemi kalkmıştır diye? Bu kurulların yetkileri, acımasız uygulamaları görülmüş şey değildir. Tüm şehirler kilitlenmekte, atılım ve yatırımlar kasıtlı olarak durdurulmaktadır. Sayın Cumhurbaşkanımızın rica ve direktifleri bile hiçe sayılmaktadır. Üç beş kişi, tüm ülkeyi çıkmaza sokabilmektedir.) Bunlar yetmezmiş gibi, (demokratikleşme edebiyatının çokça yapıldığı bir dönemde) 2 Şubat tarihli bir kararname çıkarılmış, belediyelerin personel konusundaki tüm yetkileri (zaten pek yoktu) alınmış, her şey Başbakan imzasına bağlanmıştır. 4- Ankara’ya göre, belediyeler devamlı olarak potansiyel suçludurlar. En küçük yetki ve imkanı istismar ederler. (Açıkça iddia ediyorum ki, bir mukayese yapılsın ve başkanların Ankara’ya kıyasla, çok daha dürüst, çalışkan ve vatansever oldukları ortaya çıkarılsın. İhbarlar, tahkikatlar, “lüzum-u muhakeme kararları”, davalar bir türlü bitmez. Görev biter, davaları yıllarca sürer gider. Önüne gelen başkan hakkında ihbarda bulunur, dava açar. Kimse de, bu densizin “ne ilgisi var”, “kimdir”, “ne hakla” diye sormaz. Başkanın hakkını savunmaz. (Medya ise, zaten suçlamaya, karalamaya, incelemeden manşet atmaya, devamlı tenkit etmeye, kusur bulmaya hazırdır) Ey, Sevgili Türk halkı tablo budur. Görev sana düşmektedir. Eğer demokrasi istiyorsan, mamur beldelerde yaşamayı arzuluyorsan, seçtiğin başkana sahip çıkmalısın. (Böylece, kendi haklarına ve yetkilerine de sahip çıkmış olursun.) Kaprislerden vazgeçmeli, bir de sen “oy verdim” gerekçesi ile yük olmamalısın. (Başkanın görevi beldeye hizmettir, şahıslara değil. Hele hele kızlarımıza ve oğullarımıza iş bulmak, hiç değil.) İyi niyetle, hizmet aşkı ile (ailesini, işini, huzurunu terkedip) göreve talip olanların kıymetini bilmelisin. Onun da, huzura, desteğe, dinlenmeye ihtiyacı olacağını kabul etmelisin. (Gecenin bir saatinde rahatsız etmeye hakkın olmadığını, başkanın köle olmadığını düşünmelisin. Valiyi, kaymakamı, tayinle gelmiş bürokratı bu saatte arayabilir misin? Aksine, gündüz saati bile, salevatla gitmektesin.) Yapılanları görmeli, takdir etmeli, devamlı hata ve eksik aramamalısın. Belediye Başkanlarının sesini (Sayın Demirel dışında) duyan yoktur. Bu demektir ki, halkın sesi ciddiye alınmamaktadır. Demokrasiyi, huzuru, hizmeti arzu ediyorsan, belediye başkanlarına sahip çıkmalı, korumalı, destek vermelisin. Aksi halde, bugünkü başıbozuk düzen devam edip gidecektir.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT