BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yeşilay Haftası (2)

Yeşilay Haftası (2)

Ülkemizde kaçak olarak yakalanan beyaz zehir, son yıllarda 45-75 bin kg. arasında değişmektedir.



Ülkemizde kaçak olarak yakalanan beyaz zehir, son yıllarda 45-75 bin kg. arasında değişmektedir. Fakat bu zehirlerin doğudan batıya sevkiyatında ülkemizin önemli bir köprü görevi yaptığı gerçeğini keza, okullarımızda seyreden kullanım rakamlarını ve bunların giderek arttığını, medyada yer alan olayları göz önüne alınca salgının düşündürücü boyutlarda seyrettiği görünen gerçektir. Resmi beyanatlar da bunu teyid eder mahiyettedir. Beyaz kullanımında 1980’den 92’ye (12 yılda) %500’lük artış haberi de aynı kaynaklardan verilmişti. Bir uzmanımızın ülkemizde 5 milyon ilaç bağımlısı olduğu haberini de buna ekleyebiliriz. Ülkemizde son haber ve değerlendirmelere göre: 1) 25 milyon sigara tiryakisi, 20 milyon alkol dostu (bunların 5 milyonu alkol bağımlısı) 2) Tekel’in resmi rakamlarına göre: 98 yılında toplam 90 milyon 564 bin kg. tütün mamulü satılmış ve halkımız buna 274.5 trilyon TL. ödemiştir. 98 yılında toplam 786 milyon 605 bin litre alkollü içki satılmış ve halkımız buna 179 trilyon TL ödemiştir. Bu rakamlara, kaçak girenler, karaborsa, gümrük mağazalarında (Duty-Free) satılan önemli miktarlardaki yabancı içkiler, bavullarla ülkeye sokulanlar, sınır pazarlarından alınanlar ve korsan imalat dahil değildir. Bunlara yukarıdaki resmi rakamlar eklenirse tahmini yıllık sigara tüketiminin en az 150 milyon kg. alkollü içki tüketiminin ise 1 milyar litre dolayında olabileceği söylenebilir. Uyuşturucu konusunda net rakam vermek mümkün değildir. Ancak, son yıllarda ülke genelinde her yıl yakalanan kaçak madde miktarı 45 ila 75 bin kg. arasında değişmektedir. 3) Kişi başına sıfır yaştan itibaren, 1.5 ila 2 kg. tütün mamulü, 17 litre alkollü içki düşmektedir. 1930’larda ülkemizde kişi başına, 10 paket sigara, 1 litre alkollü içki düşüyorken, o günden bugüne sigarada 10 kat, alkolde 17 kat artışın temelindeki sebepler: “1960’lardan sonra ülkemizde kurulan yabancı sermayeli bira ve şarap şirketleri ve onların büyük ölçüde giriştiği reklam faaliyetleri ve devletin bunlara verdiği destek, keza Tekel’in de bunlarla reklam ve kazanç yarışına girmiş olması” gösterilebilir. 4)Ülkemizde yılda sigaradan 160 bin tiryaki, ayrıca çoğu bebek ve çocuklar olmak üzere 40 bin dumanaltı kişi olmak üzere toplam 200 bin ölüm (yılda) sözkonusu... Alkol sebebiyle cinayetler, trafik kazaları, alkolden kaynaklanan hastalıklar, düşükler ve ölü doğumlar vs. toplam en az 150 bin ölüm tahmin edilmektedir. Madde bağımlıları arasındaki ölüm konusunda bazı rakamlar veriliyorsa da, bunun ciddi olduğu kanaatinde değiliz. 5) Sigara ve alkollü içki kullananların bunlara dönük sağlık hizmetleri ve üretim düşüklüğü sebebiyle ülkeye getirdiği fuzuli gider, bu maddelerden sağlanan kârın 4 katıdır. (ABD’nin kabul ettiği formül...) Bu durumda sigaranın ülkeye getirdiği fuzuli gider 440 trilyon, alkolünki ise 285 trilyon civarındadır. (Ölümler, sakatlıkların paraya tahvili elbette düşünülemez ve katrilyonlarla ifade edilen hasar rakamları da bu meblağın dışındadır.) 6) Genel olarak sigaraya başlama yaşı: 9-10, Alkol kullanım yaşı: 12-14, uçuculardan kullanım yaşı: 12-... Diğer maddelerde: 14-16 olarak ifade edilmektedir. Yakın geçmişte ekranlara çıkan veya çıkarılan uzman (!) kişilerin: “Ülkemiz henüz korkulu boyutlarda değil” dedikleri konuların yukardaki derecelerine bakarak diyoruz ki: Bu teminat (!)lara aldanmayalım. Ve bütün imkanlarımızla tedbire yönelelim. Evet, son pişmanlık vartasına düşmeden işi ciddiye alıp, bazı şeyler yapalım. Son sözümüz: Uyuşturucu afetinden toplumu, hususiyle gençlerimizi korumayı düşünüyorsak, bu afet girdabına açılan kapıları bütünüyle kapatmak, kaçak kanal bırakmamak, konulara ciddi tebbirler getirmek zorundayız. Yukarıda satırbaşları halinde kısmen sıralayabildiğimiz konular kesinlikle birer anarşi türüdür. Anarşi ile mücadelede halkımız yardımcı olur ve olmalıdır. Fakat anarşinin her türü organize bir mücadeleyi gerektirir; bu ise başta devlet olmak üzere, hepimizin görevidir. Bütün işi polise yükleyip, kenara çekilmekle de işi halletmiş sayılmayız, bütün yönetim, eğitim ve adalet kurumlarımızı ciddiyetle ve gereken yetki ve mevzuatla donatarak hizmete sokmak zorundayız. En içten saygılarımla... Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Selahaddin Kaptanağası
Reklamı Geç
KAPAT