BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > ‘Bölgede barış bizsiz olmaz’

‘Bölgede barış bizsiz olmaz’

Harp Akademileri Komutanlığı’ndaki konferansında, Türkiye’nin jeopolitik açıdan önemine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, “Ortadoğu, Kafkaslar ve Balkanlar’da Türkiye olmadan barış olmaz” dedi.



Harp Akademileri Komutanlığı’nda, “21. yüzyıla girerken Balkanlar, Kafkaslar ve Ortadoğu üçgeninde nasıl bir Türkiye tasarlıyorsunuz?” konulu konferans veren Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Türkiye’siz barışın olamayacağını söyledi. Ermeniler’in bir takım maksatlar için kullanıldığına işaret eden Demirel, “Ermenistan’a dost eli uzattık. Onlar halen macera peşinde koşuyor. Yanlışta ısrar ediyorlar” dedi. Cumharbaşkanı Demirel, bugünkü konumu dolayısıyla “kozmik gizliliği olmayan şeyler” konuşacağını kaydederek, dünyanın genel durumuna ve gidişata bakmak gerektiğini söyledi. 20. yüzyılın sonunda imparatorlukların tarih sahnesinden silindiğini, yeni siyasi olaylar meydana geldiğini ve uygar dünyanın iki büyük savaş yaparak, birincisinde 40 milyona yakın, ikincisinde de bu civarda bir insanı kaybettiğini anlatan Demirel, geçen yüzyıla bakıldığında “Dün insanların elinde ne vardı, bugün ne var?” sorusunu yöneltmek gerektiğini bildirdi. İDEOLOJİ KAVGALARI Cumhurbaşkanı Demirel, geçen asrın başında demokrasi ile yönetilen pek az ülke varken, bugün dünyadaki 188 ülkeden 75’den fazlasının, bazı hataları ve kusurları da bulunsa, demokrasi denilecek rejimlerle idare edildiğini kaydederek, “20. asrın sonunda dünya ideoloji kavgalarından bir şey ummamaktadır” dedi. Balkanlar, Kafkaslar ve Ortadoğu üçgeninin hiç bu dönemki kadar problemli bir dönem geçirmediğini vurgulayan Demirel, bugünkü Türkiye’nin ister istemez bulunduğu coğrafyanın problemlerini yaşadığını söyledi. BARIŞ ARIYORUZ Cumhurbaşkanı Demirel, konuşmasına şöyle devam etti: “Bosna-Hersek’te bir şey olursa, bu hiç kimseyi ilgilendirmese de Türkiye’yi ilgilendiriyor. Çünkü 500 seneyi aşkın süredir Osmanlı idaresinde kalmıştır. Kosova, 524 yıl Osmanlı idaresinde olmuştur. Osmanlı idaresinde olarak, orada kalmış eserlerimiz var, insanlarımız var. ‘Ne yapalım, kalmışsa kalmış’ diyemezsiniz. Evlad-ı Fatihan dediğimiz bu insanların huzurlu ve güvenli olması bizi memnun eder. Bugün alınacak tedbirler, dünya ile birlikte alınması gereken tedbirlerdir ve diplomasi yoluyla alınması gereken tedbirlerdir.” Demirel, Balkanlarda bulunan Gazi Hüsrevbey Camii, Mostar Köprüsü ve Köşki Mehmet Paşa Camii’nin ecdat eseri olduğunu ve unutulamayacağını vurgulayarak, “Bunlar bizim değildir dersek, hiç kimsenindir. Bunlar bizim manevi bağlarla bağlı olduğumuz ulu kişilerdir. 500 yıl kaldığımız yerlerden hangi şartlarda çekildiğimizi iyi bilmemiz lazımdır. Aslında Osmanlı Devleti bir Balkan devletidir ve Balkanlar’da kurulmuştur” diye konuştu. Osmanlı Devleti’nin en güçlü olduğu ve Viyana önüne gittiği dönemde kimsenin Osmanlı’nın Avrupalılığını tartışmadığını, o dönemde zaten Avrupa’nın da henüz devletleşmemiş olduğunu hatırlatan Demirel, 1875 yılından itibaren Balkanlarda meydana gelen gelişmelerin ve daha sonra çıkan Balkan Savaşı’nın Osmanlı’nın Avrupa’dan silinmesine sebep olduğunu kaydetti. Anlattıklarının “bir hikaye” olmadığını vurgulayan Demirel, sözlerini şöyle sürdürdü: “Şimdi Balkanlarda barış arıyoruz. Balkanlarda barış niye yok? Çünkü Balkanlarda çok dilli, çok dinli, çok kültürlü halklar var. Bu halklar iç içe yaşıyor veya yaşayamıyor. Geçmişte iç içe yaşamıştı. Çünkü Osmanlı Devleti, hiç kimsenin diline, dinine, kültürüne karışmadığı bir yapıyla güven ve adalet sağlamıştı. Birçok tarihçi ‘Osmanlı oralara zulüm götürdü’ der.” Demirel, amacının Osmanlı’yı savunmak olmadığını, ancak o dönemi iyi değerlendirmek gerektiğini belirterek, “Belki biz kendimizi çok iyi savunmuyoruz. Bu hususta, kendimizi tanıtmak konusunda zaten pek becerikli değiliz. Tarihçi Yorgo ‘Osmanlı huzur getirmişti’ diyor” diye konuştu. TÜRKİYE HUKUK DEVLETİDİR Türkiye’nin nasıl Avrupalı olacağına da işaret eden Cumhurbaşkanı Demirel, “Türkiye Cumhuriyeti, demokratik, laik, ülkesi ve milleti ile bölünmez bir hukuk devletidir. Herkes bu çerçeve içinde kalacaktır” dedi. Türkiye’nin AB’ye girmek için kendi kimliği, dili ve geleneklerinden vazgeçmesine gerek olmadığını belirten Demirel, demokratik Avrupa’nın hukuk devleti olduğuna dikkat çekerek, Türkiye’deki hayatı tüm boyutlarıyla Avrupa standartlarına çıkaracaklarını anlattı. Demirel, “Avrupa değerler haritasıdır. O değerlerine de bağlı kalacağız. Devleti çok iyi işler hale getireceğiz” dedi. Devletin bugün yapmaması gereken birçok işi yaptığını, ancak bunları fertlere devredeceklerini belirten Demirel, devletin mutlak yapması gereken altyapı, eğitim, sağlık gibi hizmetleri ise yapmaya devam edeceğini bildirdi. Cumhurbaşkanı Demirel, bu şekilde refah devletinden refah toplumuna dönüleceğini vurgulayarak, böylece bir milletin fertlerinde mevcut olan yeteneklerin ortaya çıkacağını kaydetti. “Bizim burada sıkıntımız olur mu? Olur” diyen Demirel, AB’nin iki şartının olduğunu, birisinin Kopenhag Kriteri, diğerinin de Maastricht Şartı olduğunu hatırlattı. TÜRKİYE BELADAN KURTULMALIDIR Maastricht şartının enflasyonun yüzde 2.5’in altında olmasını istediğini, oysa Türkiye’de enflasyonun yüzde 60-70’lerde seyrettiğini dile getiren Demirel, “Onlara anlatalım. ‘Onlar da 60-70’lerde gezsin’ diyemeyiz. Enflasyon, geçim sıkıntısı, devletin işlemesine kadar büyük sıkıntılara varmıştır. Türkiye bu beladan kurtulmalıdır. Adam da bunu söylüyor. Bu şart kapitülasyon şartı değildir. ‘Bunları yaparsan, daha iyi olur’ diyor” diye konuştu. Lozan Antlaşması’nda gayrimüslümlere yer verildiğine dikkat çeken Demirel, azınlık görüşüyle ilgili olarak, “Türkiye’yi yönetilemez hale getirmeye razı olamayız” dedi. Demirel, “Türkiye Cumhuriyeti’nin bayrağı tek, dili tektir. Bu tekten koptuğun zaman olmaz. Sanıyorum buradaki durumu Avrupa’ya anlatmamız lazım. Bu konuda Avrupa’da çok yanlış cereyanlar var” diye konuştu. DİNİ VECİBELER Türkiye’nin bulunduğu coğrafyada, etrafındaki komşularının içinde bir tek Türkiye’de demokrasi bulunduğunu ifade eden Demirel, konuşmasına şöyle devam etti: “Benim ülkemde demokrasinin temel çerçevesi mevcut. Hür ve serbest parlamento mu yok, yargı mı yok, basın mı yok? Ülkemde 17 ulusal, 300 yerel yayın kuruluşu var. Her sabah 30 gazete önüme geliyor. Hangisi yok? Toplantı, vicdan, inanç, hürriyet mi yok? Herkes camiye gidiyor, hacca gidiyor. Kim dini vecibelerini yerine getiremiyor? Türkiye Cumhuriyeti Devleti, demokratik, laik, ülkesi ve milleti ile bölünmez bir hukuk devletidir. Herkes bu çerçeve içinde kalacaktır. Bu gerçeği zorladığınız zaman, yani ‘ben bölmek istiyorum’ dediğiniz zaman, buna kimse razı olmaz.” PARÇALANMAYA İZİN VERMEYİZ Demirel, çağdaş demokratik bir hayat yerine, eskiye dönmek istenmesi halinde, onun adının “irtica” olduğunu kaydederek, “Terörizme, irticaya, mafyaya, ülkeyi bölmeye geçit yok. Türkiye’nin parçalanmasına müsaade edemeyiz” dedi. Demirel, 20. asrın başında Türkiye Cumhuriyeti’nin bulunmadığını, Osmanlı Devleti’nin varolduğunu belirterek, bu yıl Türkiye Cumhuriyeti’nin 76. yılının kutlandığını hatırlattı. Demirel, “Türkiye Cumhuriyeti, bir parlak mücadelenin adıdır ve bir parlak başarıdır” dedi. Toplumda “Biz hiçbir şeyi beceremiyoruz” şeklinde görüş olduğunu, bu sebeple de çok mutsuz olunduğunu ifade eden Demirel, “Türkiye’de beğenecek çok şey var. Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti var” diye konuştu.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT