BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İRAN’IN İNCİSİ AŞKIN BAŞKENTİ

İRAN’IN İNCİSİ AŞKIN BAŞKENTİ

Hafız-ı Şirazi, Şeyh Sadi ile Şah-ı Çerağ türbeleri, İrem Bahçeleri, Hekim Han Kalesi ve Persepolis.. Bunlar Şiraz’ı görmeyi iple çekmeme yeterli oluyordu. Neticede rüzgâr bizi şiirler ve güller şehrine savuruyor...



YAZI DİZİSİ Güller ve şiirler şehri Şiraz -1- HAZIRLAYAN: İNAN ARVAS inan.arvas@tg.com.tr TAKDİM İran dendi mi aklımıza hep Tahran-Washington restleşmesi geliyor. Yok nükleer santral, yok uzun menzilli Şahap füzeleri. Uzaya yollanan uydular... Halbuki İran büyüyor, gelişiyor, halkı geziyor, dolaşıyor, süsleniyor, hayatını yaşıyor. 6. büyük kenti olan Şiraz’ı gördükten sonra İran’ın değişimine şahit oluyoruz. Malum Türkçe’nin içinde 5 binden fazla Farsça kelime var. Farisi’nin içinde Türkçe’nin nispeti de bir o kadar. Her iki lisana da üçer bin Arapça kelime geçmişse (ki geçmiştir) üç aşağı beş yukarı orta yol bulunuyor. Yeni yetmelerle olmasa da dedelerle rahat anlaşılıyor. Kaldı ki ülkenin en az yüzde 40’ı Azeri, dahası Türkmenler var... İşte bu sebeple tarihte önemli bir yere sahip olan Şiraz hiç yabancılık çekmeyeceğiniz bir şehir. ŞİİR VE GÜLLER Hafız-ı Şirazi, Şeyh Sadi ile Şah-ı Çerağ türbeleri, İrem Bahçeleri, Hekim Han Kalesi ve Persepolis.. Bunlar Şiraz’ı görmeyi iple çekmeme yeterli oluyordu. Neticede rüzgâr bizi şiirler ve güller şehrine savuruyor... DAAT, DÜÜT, BİİP! Dünyanın en eski şehirlerinden biri olan Şiraz, İran’ın altıncı büyük kenti. 2 milyona yakın nüfusu var. Trafik oldukça yoğun. Kurallara riayet eden yok. Herkes kornayla anlaşıyor. Datlar, dütler, bipler birbirine giriyor. Şiraz... Ne bileyim beni çeken bir şeyler var bu kelimede. Şiirsel deyin, gizemli deyin, ya da kulağıma hoş geliyor. Gözüme de hoş gelecekmiş meğer... “Hadi yürü” dediklerinde bir gün gideceğim nereden aklıma gelirdi ki? Demek ki dünya küçükmüş... Yahut yiyecek lokmamız, içecek suyumuz var. Efendim bu köklü şehir, zamanında birçok medeniyete beşik oluyor. Kaç şaire, kaç krala, nice edibe ve nakkaşa ev sahipliği yapıyor bilmiyorum ama Şeyh Sadi ve Hafız beni yakinen ilgilendiriyor. Kimi ilgilendirmez ki? Şehre gece iniyoruz. İçimizi titreten bir serinlik... Uzun sayılmayan bir yolculukdan sonra otele yerleşiyoruz. Hani çocuk resimleri vardır ya... Yılanvari bir nehir, üçgenvari bir dağ, arkasından güneş doğar... Işıklar çizgi çizgi yayılırlar... Sabah aynen onu görüyoruz, güneş Zagros dağlarından kurtulur kurtulmaz şehri aydınlığa boğuyor. Pencereden büyükçe bir cadde ve bir ırmak görünüyor. Trafik hayli kesif, Samand’larla Pars’lar konvoy olmuş, şoförler sabırsız sabırsız kornaya basıyor. Değişen bir şey olmuyor tabii, sabah trafiği değil mi milim milim ilerliyor. Zenginler Dubai’de.. Şiraz, İran’ın 6. şehri, çok defa da başkentlik yapıyor. Tahran ve Tebriz gibi gelişemese de ticari yönünden ehemmiyet arzediyor. O da diğer İran şehirleri gibi göç almış, nüfusu 2 milyonu buluyor. Ülkenin en zenginleri Şiraz’dan çıkıyor. Ancak şehirlerine yatırım yapmak yerine paralarını Dubai’ye götürüyor, şatafat içinde yaşıyorlar. Eğer söylenenler doğruysa paralarını çekseler Dubai çok zor duruma düşermiş. İranlı işadamlarının Dubai’ye 450 milyar dolar civarında bir sermaye taşıdığı biliniyor. Kornayla konuşulur mu? Konuşuyorlar valla! Datlar, dütler, bipler birbirine giriyor. Hoş trafik kaidelerine riayet eden de yok, İran’da araç kullanmak cesaret istiyor. Hızlı büyüme, önlenemeyen kalabalık, yetmeyen yollar... Hükümet çareyi metroda bulmuş, şehirde hummalı bir kazı çalışması görünüyor. Cennet Bahçesi... Şehrin kuzeyine doğru yayılan verimli ve kumlu topraklarda gümrah bir yeşillik... Zaten Şiraz’ın meşhur İrem bağları da burada yer alıyor. Malum İrem “Cennet Bahçesi” anlamına geliyor. İhtişamı ile göz kamaştıran Kaçar Sarayı ve havuzlar bağlara yakışıyor. İranlıların sadece şiirleri değil, zeminleri de çiçek yüklü... Binlerce çeşit çiçekle bezenen mis kokulu bahçe ziyaretçi akınına uğruyor. Şiraz üzümleri hem iri iri hem de çok lezzetli... Çölden gelen esinti salkımları al al kızartıyor adeta şekerle yüklüyor. Üzüm denince birilerinin aklına şarap gelse de ben kuru üzümün ticari değerinin daha yüksek olduğuna inanıyorum. Ağzınıza tek bir tane atın, üç bardak çayla kıtlama yapın. İrem bahçelerindeki çiçeklerin üzerimize sinen kokularıyla kendimizi çarşıya doğru salıyoruz. Labirentler arasında Vekil Pazarı İran’ın en güzel çarşısı. Kilometrelerce uzunluktaki kapalı çarşı bizimkine benzemiyor. Labirent misali daracık sokaklarda kayboluyoruz. Çarşıda ne isterseniz mevcut. Pazarlık konusunda pes etmemek gerekiyor. Zorlayınca fiyatlar iniyor. Meşhur Şiraz halıları, baharatlar, kumaşlar, yiyecek, içecek ve daha neler neler... Unutmadan Şiraz’ın meşhur tatlısı olan “falude”yi es geçmemek gerekiyor. Falude dediğin bizim şehriyeye benziyor, sanki şerbetle pişirmiş üzerine jöle dökmüşler. Limon sıkıp sunuyorlar, iyi de gidiyor. Biz test ettik, darısı başınıza. Çarşının çıkışında Vekil Camii’ni ziyaret ediyoruz. İran mimarisinin ihtişamı ziyaretçileri etkiliyor, umumiyetle geniş avlu ve uzunca bir havuz. O kadar çok çini görüyorsunuz ki artık gözünüz alışıyor. ESTETİKTE BİRİNCİLER Şiraz’ın caddelerinde modern giyimli erkek ve bayanlar turluyor. Açıkçası İran’da kaldığım süre zarfında başı tam kapalı olan çok az bayana rastlıyoruz. Zaten başlarına attıkları şallar saçlarının yarısını bile kapatmıyor. Onu da zaten mecburiyetten takıyorlar. İlginçtir bayanların yüzde 80’inden fazlası estetikli. Öyle ki, İran estetik ameliyatlarında dünya birincisi. Yolda yürüyen her 10 bayandan 3’ünün burnu bandajla sarılı. Boyalı saçlar, abartılı makyajlar ve marka kıyafetler. Erkeklerin de saçları şekilli ve jöleli. Gençlerin çoğu üniversiteli. Hemen hepsi akıcı İngilizce konuşuyor. Televizyonlardan izlediğimiz eski İran ile şimdiki İran arasında dağlar kadar fark görüyoruz... TÜRBEDE MİLYONLARCA AYNA PARÇASI VAR Şahe Çerağ “Işıkların Şahı” anlamına geliyor. Rivayetlere göre 12 İmamdan biri olan İmam Ali Rıza hazretlerinin öz kardeşi Seyyid Emir Ahmed 835 yılında şehid düşüyor ve oracığa defnediliyor. 14. yüzyılda kabri türbe haline getiriliyor, önemli ziyaret merkezlerinden biri oluyor. İçeride belki de milyonlarca ayna parçası bulunuyor. Kabri aydınlatan yeşil ışığın yansıması ile tarifi imkânsız bir görüntü oluşuyor. Açıkçası etkilenmemek elde değil. Ah içerideki huşû sonradan gelenlerin ağlama ve feryatları ile kaybolmasa... Övülecek kale “Kerim Han Kalesi” Kerim Han Kalesi de Şiraz’ın en önemli tarihi yapıları arasında yer alıyor. Kalenin girişinde Farsça; “Şiraza ilk defa gelen bir gezgin, uzun süre Kerim Han Kalesi’nin ihtişamını övmekten geri durmayacaktır” sözü yazıyor. İçeri girdikten sonra genişçe bir avlu ve duvarlardaki minyatürler bizi karşılıyor. Zikrolunan yazıdaki gibi biz de bu muhteşem yapıyı övmekten geri duramıyor, hatta gece ayrıca görmenizi tavsiye ediyoruz.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT