BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Murâdın nedir?..”

“Murâdın nedir?..”

Ubeydullah-i Ahrâr, müthiş bir göz ağrısına tutulur. Kırk gün bu acıyı çeker. O zaman içine, üstün vasıflarını işittiği Alâeddîn Goncdüvanî’yi görmek arzusu düşer...



Alâeddîn Goncdüvanî hazretleri, Şâh-ı Nakşibend Behâeddîn-i Buhârî hazretlerinin talebelerindendir. Behâeddîn-i Nakşibend vefât edinceye kadar, onun hizmet ve sohbetinde bulundu... NÛR YÜZLÜ BİR İHTİYÂR... Ubeydullah-i Ahrâr Semerkand’da iken müthiş bir göz ağrısına tutuldu. Kırk gün bu acıyı çekti. O zaman içine, üstün vasıflarını, hâllerini çok işittiği Alâeddîn Goncdüvanî’yi görmek arzusu düştü. Fakat mübârek yüzlerini görmek nasîb olmamıştı. Buhârâ’ya gitti. Namaz kılmak için bir mescide girdi. Mescidin köşesinde, nûr yüzlü ihtiyâr bir zât duruyordu. Ona kapılarak, üç gün sohbetinden ayrılmadı. Üçüncü günü; “Günlerdir gelip bizimle sohbet ediyorsun. Murâdın nedir? Eğer bu adam şeyhtir, kerâmetini göreyim diye geliyorsan, bizde öyle şey arama! Ama sohbetimizi beğendiysen ve kendinde bir değişiklik hissediyorsan, sana ve bana mübârek olsun” buyurdu. Meğer bu zât, Alâeddîn Goncdüvânî imiş, bu sözlerinden sonra da, Ubeydullah-ı Ahrâr’ın göz ağrıları birden kesildi...” Alâeddîn Goncdüvanî hazretleri, vefat etmeden evvel talebelerine, hocası Şâh-ı Nakşibend Behâeddîn-i Buhârî hazretlerinden işittiği şu nasihati yaptı: HERKESİN KÂBİLİYETİNE GÖRE... “Hocam buyurdu ki: İnsanlara rehber olan, onları irşâd eden doğru yolu gösteren âlimler, usta avcıya benzerler. Usta avcılar, ince mahâretlerle vahşî bir canavarı tuzağa düşürüp yakalarlar, sonra avladıkları o vahşî hayvanı terbiye edip, ehlileştirirler. Bunun gibi, Allahü teâlânın velîleri de hikmet ehli olup, güzel tedbirler ile, huylarına göre tâliblere gereği gibi muâmele ederek, teslimiyyet makâmına ulaştırırlar. Sonra sünnet-i seniyyeye tâbi olmalarını sağlayarak, maksada ulaştırırlar... İnsanlara rehber olan zâtlar, herkesin kâbiliyetine ve istidâdına göre muâmele ederler. Eğer tâlib yeni ise, onun yükünü çekip, ona hizmet ederler. Dâvûd aleyhisselâma; ‘Ey Dâvûd! Beni taleb eden birini gördüğün zaman, ona hizmetçi ol!’ buyrulduğu gibi, çok hizmet ve himmet göstermek gerekir ki, tâlibde bu yola girme kâbiliyeti peydâ olsun. Bizim yolumuzda olan kimse, bu yola tam uyup, bunun aksine bir iş yapmamalıdır ki, işin netîcesi meydana çıksın. Sünnet-i seniyyeye uymaktan ibâret olan yolumuza uyarak, işlerde ve amellerde dikkatli davranmalıdır ki, yolumuzda olanlarda ehlullahın tam bir mârifetine kavuşma saâdeti hâsıl olsun.”
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT