BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hukuksuz olmaz!

Hukuksuz olmaz!

Bendenizin, Ziraat Fakültesi yıllarında okutulan Ziraî Hukuk derslerinden aklımda kalan ve daha ziyade Mera Hukuku ağırlıklı hukuk bilgisi dışında hukuk bilgim yoktur. Ömrüm boyunca evime giren hırsızın yargılanması esnasında karakolda davacı olmadığımı söylediğim halde ‘celp edildiğim’ mahkeme seansı dışında ‘savcı’ ve ‘hâkim’ görmüşlüğüm de yoktur.



Bendenizin, Ziraat Fakültesi yıllarında okutulan Ziraî Hukuk derslerinden aklımda kalan ve daha ziyade Mera Hukuku ağırlıklı hukuk bilgisi dışında hukuk bilgim yoktur. Ömrüm boyunca evime giren hırsızın yargılanması esnasında karakolda davacı olmadığımı söylediğim halde ‘celp edildiğim’ mahkeme seansı dışında ‘savcı’ ve ‘hâkim’ görmüşlüğüm de yoktur. Ancak benim anladığım mânâsıyla ‘adalet’ çocuk ve torunlar arasında sevgi ve ilgi paylaşırken eşitliğe dikkat edilmesidir. Kızlarım otuzlu yaşları geride bıraktıkları halde gerek kendilerine gerekse onların çocuklarına en küçük şekilde eşit davranmadığımızı hissettikleri anda anında reaksiyon gösterirler. Ama yılların tecrübesiyle gerek benim gerekse annelerinin sevgimizi eşit dağıttığımıza inandıkları için problem anında hallolur. Eğer adil davrandığımıza inanmasalar mutluluk denilen değerli hazinenin yok olması mümkündür. Allahü teâlâ kimsenin ağzının tadını bozmasın... İşte bendenizin ‘hukuk’ konusunda temel kabullerim bu tatlı ilişkiden kaynağını alır. Şimdi kızlarımdan birinin adil davranmadığımıza inandığını düşünün. Artık mutluluk hayaldir. Çekişmeler, didişmeler, gevşeyen bağlar, azalan sevgi, kaybolan güven. Sonuç bu ölümlü dünyada tatsız tuzsuz bir hayat. Şimdi yıllardır bakıyorum memlekette hukuka ve adalet mekanizmasına en büyük darbeleri vuran zihniyetin temsilcileri adalet mekanizmasına darbe vurmakla meşguller. 27 Mayıs faciasında ‘Sizi buraya tıkan irade idamınızı istiyor’ diyebilen ve bunu aleni olarak beyan eden mahkemeye bir şey dememişlerdi. Bütün adalet kadrolarına yandaşlarını doldurduğu yönünde tenkit edilen bir Adalet Bakanı ‘Ne yani oralara ülkücüleri mi tayin edecektim?’ dediğinde gıkları çıkmayanlar şimdilerde tamamen kendi mecrasında yürüyen bir hukuk sürecinde görev alan ‘savcıları’ ve dolayısıyla bu savcıların talepleri doğrultusunda çeşitli hükümler veren ‘hakimleri’ pervasızca ‘siyasi davranmakla’ suçluyorlar. Benim anlamadığım hiçbir ‘Hukuk Kurumu’ da çıkıp ‘Böyle şey olmaz, yapılanlar mevzuata uygundur’ demiyor. Belki de hukuken böyle bir beyanda bulunmaları uygun değildir. Hepsi tamam da hukuk mekanizmasına güvenemeyeceksek o zaman millet olarak ‘mutlu olmamız’ mümkün mü? Hukuktan anlamayan birisi derdini ancak bu kadar anlatabilir. Ama bizim millet kibardır, anlayışlıdır, ne denmek istendiğini çok iyi anlar. Dört beş senede bir fikri sorulduğunda da usulünce cevabını verir...
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT