BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kara Para

Kara Para

Zengin bir ailenin oğlu J. Castblanko’nun başına gelenler, para hırsının insanın başına ne dertler açabileceğini gösteriyordu.



Harwardlı maceraperest Franklin Jurado, ABD’nin Harvard Üniversitesi’nde ekonomi tahsil etmişti, parlak geleceği olan bir Kolombiyalı idi. Ancak Jurado bu bilgisini, kanuni yollardan para kazanmaya değil de Kolombiya’nın uyuşturucu babalarının emrine vermeyi tercih etti. Geçmişte Kolombiya’nın en büyük uyuşturucu kaçakçılarından olan Jose Santacruz Londono ile anlaşan Jurado, bu kişiye ait 36 milyon doları akladı. Parayı, dünyanın en tanınmış finans kurumlarından Merrill Lynch’ın şubeleri vasıtasıyla Panama’dan Avrupa’ya kaçırdı. 3 yılda Avusturya, Danimarka, İngiltere, Fransa, Almanya, Macaristan, İtalya, Lüksemburg ve Monako’daki 68 bankada 100 ayrı özel hesap açtırdı. Her bankadaki hesabı 10 bin doların altında tutmak için paraları devamlı olarak bir hesaptan diğerine devreden Jurado, Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde çok sayıda paravan şirketler kurdu. Hesaplardaki kara para, iş yapıp para kazanıyormuş görünen bu şirketlere aktarılacak, ardından Santacruz’un Kolombiya’daki restaurantlar zincirine ve diğer işyerlerine akacaktı. Ancak Monako’da bir bankada sistemin çökmesinin ardından bilgisayarlar yeniden çalışmaya başlayınca, Jurado’nun aynı bankada birden fazla hesabı olduğu ortaya çıktı. Jurado’nun Lüksemburg’taki evine komşu olan bir kişi de polise başvurarak “Komşumun evinden sabahlara kadar çalışan bir makinenin sesinden uyuyamıyorum. Lütfen buna bir çare bulun!” dedi. Eve gelen polisler, otomatiğe bağlanan bir para sayma makinasının durmadan banknot saydığını gördü. Jurado bunun üzerine gözaltına alındı. Bu iki olay Kolombiyalı ekonomistin bütün planlarını ortaya çıkardı. Kara paranın peşinde dolaşan yüzlerce farklı gruptan insan var. Kirli servetten pay almak isteyenler, çeşit çeşit sistemler, düzenler kurmuş. Bu alanda kara servet sahipleri ile kârlı bir işbirliği içinde olan bir başka grup da “kıtalararası kurye”lik yapıyor. Sistemleri, ABD ve Rusya’nın “kıtalararası nükleer başlıklı füzeler”inden daha hızlı çalışıyor. Atlantik Okyanusu’nun bir tarafında elde ettği kanunsuz servetin izini kaybettirmek isteyenler hemen bu kuryelerle anlaşıyor. Kısa süre sonra, milyonlarca dolarlık kara para Atlantik Okyanusu’nu aşarak, o bölgede kara para sahibinin banka hesaplarına yatırılıyor. Kuryelerin hangi tekniklerle bu kadar çok parayı taşıyabildikleri henüz tam bilinmiyor. Ama diplomatik pasaporta sahip bazı kişilerin sık sık kurye olarak kullanıldığına şüphe yok. SEYAHAT EDEN KİRLİ SERVETLER Kara para sahibi kişi veya gruplar, bazen de hukuka uygun şekilde paralarını istediği ülkeye transfer edebiliyor. Buna bir örnek olarak diyelim ki bir uyuşturucu taciri, büyük miktarda kara para sahibi. Amerika’da güvenlik kuvvetlerinin takibinden kurtulmak için bu parayı en kısa zamanda Tayland’da bulunan özel hesabına yatırılması lazım. Ancak bu hesaba direkt olarak göndermek mümkün değil. Gönderilse de bir soruşturma halinde sıkıntı olabilir. O zaman ne yapmalı? Bu noktada da hemen değişik bir yol izlenir. Amerika, Panama ve Liberya’da 3 ayrı paravan ihracat- ithalat şirketi kurulur. Şirketlerin kuruluş ve faaliyetleri bulundukları ülkelerin kanunlarına harfiyen uygundur. Amerika’daki şirket, Panama’daki, bu şirket de Liberya’daki şirkete borçlu gösterilir. Kara servet, Amerika’dan Panama’daki şirketin hesabına havale edilir. Bu şirket de gelen paranın çok az bir kısmını kendi hesabında bırakarak, büyük meblağı hemen Liberya’daki şirketin banka hesabına havale eder. Böylece para yurt dışına çıkmış ve artık izini kaybettirmiştir. İnsanların gözünü döndüren servet Milyonlarca dolarlık kirli parayı aklayan Kolombiyalı J. Castblanko, küçük bir ipucunu değerlendiren Amerikan polisi tarafından yakalanınca, “Doğrusu şaşırdım. Ben hiç bir suç işlemedim ki” diye konuşur. Aslında Castblanko şaşırmış değildi. O, ABD ve Kolombiya polisinin ortak çabalarıyla 3 yıl süren bir operasyon sonunda yakalanabilmiş büyük bir para aklama şebekesinin elebaşısı olan bir kişiydi. Zengin bir doktorun oğlu olan Castblanko’nun ilgi çekici bir hayat hikayesi vardı. Kolombiya’nın en kaliteli okullarında tahsil görmüş, uluslararası politika konusunda yüksek lisans yapmıştı. Tahsilini tamamladıktan sonra lüks otomobiller satan bir galeri açtı. Müşterileri üst düzey bürokratlar ve zengin işadamlarıydı. Amerika’dan lüks araçlar ithal ediyor, çok büyük paralar kazanıyordu. Kısa sürede, çevresinde tanınan bir kişi oldu. Bu arada Kolombiya Adalet eski Bakanı’nın kızıyla evlendi. Sık sık Amerika’ya gidiyor. Ülkenin en lüks otellerinde kalıyordu. Bu arada, Amerika’nın New Jersey eyaletinde, FBI, elinde 20 dolarlık banknot dolu iki büyük torba geldiği galeriden iki Honda otomobil almak için anlaşma yapan bir kişinin peşine düştü. Bu kişi buhar olup uçmuştu sanki. Ortalıkta ne müşteri vardı, ne de bir izi. FBI bu araştırmayı yaparken, Castblanko, anlaştığı Kolombiyalı uyuşturucu babalarına, büyük kara servetlerini aklama konusunda onlara yardımcı olma sözü veriyordu. Bu maksatla, babalardan alınan kara paralar, küçük banknotlar halinde Amerika’nın dört eyaletinde saklanmıştı. Bir araya getirilip paketlenmiş olsa, üç büyük buzdolabı kadar yer kaplayacak 3 milyon dolarlık servet en kısa sürede aklanmalıydı. Bu para, yavaş yavaş Castblanko’nun otomobil ithal ettiği New Jersey eyaleti sınırları içine girmeliydi. Ama nasıl? İşte bütün mesele de bu değil miydi. Uyanık Kolombiyalı, elini paraya hiç değdirmeden bu meseleyi hallletmekte kararlıydı. Hemen Amerika’da bu tür paralara kuryelik yapan bir grupla anlaştı. Kolombiya’dan telefonla verdiği talimatla, paranın, New York ve Miami’deki üç banka hesabına yatırılması talimatını verdi.. Kuryeler iyi çalışıyordu. Kısa zamanda paranın bir kısmı bu hesaplara yatırılmıştı. Castblanko, bu banka hesaplarına mahsuben yazdığı çekleri, New Jersey’deki galerilere postalıyor, galeriler de Castblanko’ya otomobil gönderiyorlardı. Herşey iyi gidiyordu. Kara para Kolombiya’ya lüks otomobil olarak geliyor, Castblanko’ya iyi bir kâr bıraktıktan sonra, aklanmış olarak uyuşturucu kaçakçılarına geri dönüyordu. New Jersey’deki bir galeriye iki torba para ve 13 bin dolarlık çek ile gelen adamın şüpheli hareketleri bu büyük oyunu bozacak ilk adım olacaktı. FBI, paraların üzerine bulaşmış kokain tuzları ve Castblanko’nun hesabından yazılmış çekten yola çıkarak 3 yıl süren bir araştırma başlattı. Sonunda Amerika’ya giriş yaparken yakalanan Castblanko, sadece para aklama suçundan 4 yıl hapis cezası yedi. Yakalanıncaya kadar ne kadar para kaçırdığını, bugün de kimse bilmiyor. HAVALE MAFYASI KÖŞE DÖNÜYOR Mafya mensupları, uyuşturucu satışından sağlanan para ile ABD’den altın, elmas gibi kıymetli taşlar alarak, kuryelerle Güney Amerika’ya gönderirler. Kuryelerin elbise ve valizlerinin gizli bölümlerine saklanan kara paranın bir bölümü de Güney Amerika’ya yollanır. Elde kalan büyük meblağlar ise başka ülkelere transfer edilir. Bunu için de çok çeşitli yollar denenir. Bunlardan en meşhuru, yeraltı bankerleri aracılığıyla olur. Hemen bu bankerlerden birini bulan mafya, elindeki kara paranın miktarını, hangi ülkede hangi hesaba gideceğini bildirir. Bu havale işini alan banker, o ülkedeki adamları ile şifreli bir konuşma yaparak durumu bildirir. Artık iş oradan gelecek cevaba bağlıdır. Karşı taraftaki banker kısa zamanda cevabını verir. Amerika’daki ortağına “Parayı al. Havaleyi istediğin hesaplara bölerek yatırdım” mesajını gönderir. Banker, hemen mafyanın adamlarına durumu bildirir ve yurt dışına gönderecekleri parayı alır. Bu alışverişte para hareketi yoktur. Kara para yine Amerika içinde kalmıştır. Ancak karşı taraftaki bankerin ortağı, oradaki bir başka mafyanın grubunun Amerika’ya sokmak istediği parayı almış, istediği hesaplara yatırmıştır. Karşı taraf da kendi parasını Amerika’daki adamları vasıtasıyla bankerden aldırmış olur. Her iki mafya grubunun parası da böylece otomatik olarak, güvenlik kuvvetlerine izini kaybettirmiştir. KAÇAKÇI KUMARHANE İŞBİRLİĞİ Passaic County Başsavcısı Ronald Fava, uyuşturucu kaçakçılığı ve bu kanunsuz ticaretten elde edilen kara paranın aklanması konusu ile ilgi olarak, “Benim sorumlu olduğum bölgede uyuşturucu ticareti maalesef devam etmekte olan bir olay. Bu ticaretten kazanılan paranın kullanılması için elbette ki aklanması gerekiyor. Ama bu da kolay bir iş değil. Para aklamak için düzenli çalışan bir organizasyon olması gerekir” dedi. Konuyu takip için sadece savcılığın değil devletin diğer güvenlik birimlerinin de çalıştığını belirten Fava, “Sorumlu olduğum bölgede şimdiye kadar önemli denecek bir para aklama olayı ile karşılaşmadım. Para aklamak isteyenler kumarhaneler şehri Atlantic City’ye gitmek varken burada ne yapacak?” diye konuştu. DEVAM EDECEK
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT