BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Global düşünce

Global düşünce

Türk düşünce hayatı son ikiyüz yıldan beri sancı çekmektedir. Önceleri bu sancıları hayra yormak mümkündü. Ancak bunca zamandır “Velâdet”e (doğum) dönüşmeyen bu sancılar; tahammül hudutlarını zorlamaktadır.



Türk düşünce hayatı son ikiyüz yıldan beri sancı çekmektedir. Önceleri bu sancıları hayra yormak mümkündü. Ancak bunca zamandır “Velâdet”e (doğum) dönüşmeyen bu sancılar; tahammül hudutlarını zorlamaktadır. Adriyatik’ten Çin Seddi’ne büyük bir coğrafyayı ve zengin bir tarihi paylaşan Türk dünyasındaki bu çoraklığın sebepleri araştırılmalıdır. Eski dünyanın tartışmasız sahibi olan Türk milletinin, bu dağınıklığı aşabilmek için muhabbet köprülerini tesis edebilmesi gerekir. Mevcut dağınıklığımızın bize yüksek maliyetler getirdiği iyi bilinmelidir. Bugün gölge boksu ve kör döğüşüne dönüşen yönetim tarz ve anlayışının derhal değiştirilmesi zaruret arzetmektedir. Uyum problemleri çeken karar beyinlerimizin en kısa zamanda salim düşüncelere ulaşması şarttır. Bunca dert ve gaile arasında uğraştığımız meselelere bakınız! Biz hâlâ mevcudu kurtarabilmenin telâşını yaşamaktayız. Muasır medeniyetler düzeyine ulaşma hedefinde olduğunu iddia edenler; iki yüz yıldan bu yana hedeflerine varamamışlardır. Demek ki söylediklerimiz ve yaptıklarımız arasında ciddi kopukluklar vardır. Biz, sadece bizim için yaşıyor, bizimle yarışıyor ve bizlerle boğuşuyoruz. Ancak gerçek yaşama, gerçek yarışma ve gerçek mücadele böyle olmamalıdır. Bütün değerlerimizin teker teker kaybolduğu, bizi biz yapan özelliklerimizin her geçen gün unutulduğu, maddenin mânâya galebe çaldığı bir düzende; gelişme, kalkınma sağlanamaz. İsraf, yolsuzluk, insafsızlık ve ahlâksızlığın giderek prim yaptığı bir sosyo-politik yapı ile yüzyüzeyiz. Kanunlar, kurumlar ve liderler bu duruma el koyarak, “İstikrar”ı tesis etmelidirler. Liderler tanımı içinde sadece politik liderler değil; ilmi, dini, milli, ahlâki ve sosyal liderlerin de görevleri olacağı bilinmeli, kabul edilmelidir. Aslında sözde “liderler”e değil, gerçek ve kâmil insanlara ihtiyaç vardır. Türkiye kâmil insanların azlığının sıkıntısını çekmektedir. Bugün yaşanan sancıların temelindeki eksiklik de budur. Kendini değil, ülkeyi; Koltuğu değil, geleceği; Maddeyi değil, manayı; Velhasıl günü kurtararak geçiştirmeyi değil; plânlı, programlı, ilkeli, hedefli yaşamayı bilen insanları yetiştirebilmeliyiz. Aksi mi? İşte durumumuz ortadadır! Paramız pul, itibarımız sıfır olmuştur. Bizi örnek alması gerekenleri biz örnek alır hale gelmişiz. Dünyada avuç açmadığımız, yardım talep etmediğimiz kimse kalmadı desek yalan olmaz. “Karıncadan medet umar” hale düşmüşüz. Yazık değil mi bize? Ve bizim son elli yılımızı heder edenler hâlâ sahnelerde “Assolist” muamelesi görmektedirler. Vah benim köse sakalım. Vah!..
Kapat
KAPAT