BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İftiranın acısını bilirim

İftiranın acısını bilirim

Düna Kadınlar Günü’ymüş, eksik olsun! Aynı yayın grubunda bir dergide çalışan hanım geldi yazı müdürünün odasına:



Düna Kadınlar Günü’ymüş, eksik olsun! * * * Aynı yayın grubunda bir dergide çalışan hanım geldi yazı müdürünün odasına: - Kafeteryada gördüm sizi, bana baktınız. Nasıl desem... Bugüne kadar böyle bir duygu yaşamamıştım hiç... Ara sıra görüşebilir miyiz? - Kusura bakmayın, dedi müdür. Ben evliyim. Başka bir arayışım da yok. Çayını titrek ellerle alelacele içip çıktı kız... * * * - Televizyondan arıyorum, dedi hanım. Geçen hafta gelmiştiniz. Yine çağırsak gelir misiniz? Aslında göz önünde olmaktan hoşlanmayan bir yapısı vardı yazı müdürünün... Yarım yamalak cümlelerle bahane uydurmaya çalıştı. Aynı yayın grubunun televizyonuydu bu da... Kız başka havadaydı: - Aslında ilginçtir yani... Sizi sanki çok eskiden beri tanıyorum. Uzun kirpikli gözleriniz Mısırlı aktör Ömer Şerif’inkilere benziyor. Ben bir Ömer Şerif hayranıyım! Televizyon için gelmiyorsanız benim için gelmez misiniz? Ya da ben geleyim; sizi görmek istiyorum. - Çok özür dilerim, dedi müdür, misafirim var, kapatmak zorundayım. * * * Müdür, iki yazarla birlikte odasında oturuyordu. Bir hanım girdi içeri: - Müdür beyi aramıştım? - Benim, buyurun. Orta yaşlı bir hanımdı: - Siz mi? Açıkçası, daha farklı birisini düşünmüştüm. Bunları (............/.............) bey gönderdi. Biraz oturdu ve çıktı. Ertesi gün telefon etti: - Bi çayınızı içmeye gelebilir miyim? Geldi. Bir-iki hasbihalden sonra, lafı eğip bükmeden: - Sizden hoşlandım, dedi. Birlikte çıkabilir miyiz? Adamın verdiği cevaptan dolayı şaşkınlık içindeydi, galiba gözleri de yaşarmıştı: - Hep istenen kadın oldum. İlk kez istedim. Ve büyük fiyasko... Bir süre sessizlikten sonra kadın: - Başka biri olmalı, dedi. - Eşim var. - Sadece o olduğuna inanmıyorum. Çocukları üstüne yemin etti müdür. Kadın çıkıp gitti. * * * Müdür öyle yakışıklı filan değil, sıradan bir adamdı. Ama Gerard Depardieu’yu “bir numaralı erkek” seçen kadınlara akıl sır ermiyordu işte... “Eee, sonra?”sı şu: Birinci kadın, gönderdiği mektuba cevap alamayınca, sessiz telefonlarla müdürün evini arayıp durdu; cep telefonuna yönlendirilen ev telefonu, karşı tarafın numarasını ortaya çıkarmıştı. İkinci kadın, sessiz sedasız ortadan kaybolmuştu. Üçüncü kadın, verdiği mektuba cevap alamayınca, “Beni reddeden adamın mutlaka başka bir aşkı vardır” diyerek işe koyulmuş, bu iftirayı bütün yayın grubuna yayma “başarısını” göstermişti. * * * Asıl inanılmazı şu ki; bu üç bayandan ikisi, iki ay arayla MS diye bir hastalığa yakalandı. Vücudu yavaş yavaş felç eden ve henüz ilacı bulunmamış bir hastalık... MS, yazı müdürünün eşinin isim ve soyisminin baş harfleriydi aynı zamanda...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT