BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Galatasaray’ın acı gerçeği!..

Galatasaray’ın acı gerçeği!..

Adnan Sezgin’i, onca “başarısızlığına rağmen” Galatasaray camiasına “vazgeçilemez adam” olarak inat ve ısrarla kabul ettirmeye çalışan ve “bunun için” Haldun Üstünel’leri, Cemal Özgörkey’leri, Mehmet Helvacı’ları, dahası Hakan Şükür’leri, Fatih Terim’leri gözden çıkaran, ama Ali Sami Yen’i unutan, onun adını “Tüzüğün amir hükmüne rağmen” hatırlamayan, ancak “derin” diye yerden yere vurmaya çalıştığı ağabeyleri hatırlatınca “uyanan” bir başkan var, karşımızda!..



Adnan Sezgin’i, onca “başarısızlığına rağmen” Galatasaray camiasına “vazgeçilemez adam” olarak inat ve ısrarla kabul ettirmeye çalışan ve “bunun için” Haldun Üstünel’leri, Cemal Özgörkey’leri, Mehmet Helvacı’ları, dahası Hakan Şükür’leri, Fatih Terim’leri gözden çıkaran, ama Ali Sami Yen’i unutan, onun adını “Tüzüğün amir hükmüne rağmen” hatırlamayan, ancak “derin” diye yerden yere vurmaya çalıştığı ağabeyleri hatırlatınca “uyanan” bir başkan var, karşımızda!.. “Kendisini ve yönetimini kurtarmak için” stadın açılışını “aceleye getiren” ve de “bir bayram olması gereken” açılışın “bu yüzden” kâbusa dönüşmesini engelleyemeyen, Galatasaraylıları, o “mutluluk” gecesinde başlarını “öne eğdirerek” mutsuz eden bir başkan!.. Getirdiği-götürdüğü onca teknik adama, alıp-gönderdiği onca futbolcuya ve harcadığı onca milyon dolarlara, eurolara rağmen, Galatasaray Futbol Takımı’nı “tarihinde görülmemiş” bir duruma düşüren, “başarısızlık-yenilgi-averaj-puan sıralaması” gibi “istatistik” konularında “sadece” sarı kırmızılı tarihin değil, Üç Büyükler tarihinin “bütün olumsuz rekorlarının üst üste kırılmasını” seyreden, “küme düşme sınırının hemen yanı başına gelen” futbolcularına ve de Galatasaray camiasına “Kasımpaşa-Konyaspor-Bucaspor üçlüsünün, Sivasspor gibi silkinememesi için dua ettiren” bir başkan!.. Böyle bir tablo içinde, üstelik yönetimi de darmadağın olmuşken, “istifa etmeyi düşünmeyen”, dahası “seçimli bir genel kurulun toplanmasını engellemek için” bin dereden su getiren, zaman kazanmaya çalışan bir başkan!.. Hâlâ, Divan Kurullarında çıkıp konuşabiliyor ve “Ruhum onları affetmeyecek” diyebiliyor; çıkıp da ona “Galatasaraylıların ruhları seni nasıl affedecek” diye soracaklarına, “Ayıp edildi, yazık edildi, linç edildi” lâflarıyla savunmaya çalışanlar, hatta “Hukuku zorla, fiili duruma bakma, göreve devam et” telkinleri yapanlar, “Aday ol, seçime gir, kazanırsın” diyenler var; alkışlar!.. *** Alp Yalman, “başkan olarak” Galatasaray’da “çok iyi işler yaptıktan sonra”, köşesine çekilip “bir ağabey gibi” kalsa idi, onu “Galatasaray ve Federasyon seçimlerinin gedikli mağlûbu yapan” seçim maceralarına girmeseydi; Galatasaray’ın “böyle” bir zamanında, İkinci Dünya Savaşı’nda Japonlar önünde Uzak Doğu’dan çekilirken “Geri döneceğim” diyen ve “Bataan’a geri dönerek”, Uzak Doğu’daki büyük ve nihai zaferi kazanan General Mac Arthur gibi, dönerdi. Ama “girip girip kaybettiği” o seçimler Yalman’dan çok şey götürdü ve yıprattı; onun için “epey” geç artık!.. Eğer, bugün “Ünal Aysal’ın uzattığı eli” sıkabilseydi; Galatasaray’a çok şey verebilirdi; “seçimli genel kurul” fırsatı ile önü açılan Galatasaray devrimini gerçekleştirecek kadroya “spor ve futbol yönetimindeki tecrübesi” ile büyük güç kazandırırdı. Kulübün “mali-idari yeniden yapılanmasında ve kurumsallaşmasında direksiyon başına gelecek” bir Ünal Aysal ile “sporun-futbolun direksiyonuna geçecek” bir Alp Yalman beraberliği ile Galatasaray’da yıllardan beri arzulanan ve beklenen, dahası “zorunlu hâle gelen” çağdaş devrimin gerçekleşmesi için önemli bir adım atılmış olacaktı; olmadı!.. *** Ünal Aysal, “adaylık açıklamasında” Galatasaray için, ekibi için, kendisi için “güven veren, inandıran” ciddi, önemli ve güzel şeyler söyledi; sarı-kırmızılı kulübün acilen “böyle” bir ekibe, zihniyete ve programa ihtiyacı var!.. “Başkanlık sistemi” masalları ile “günü kurtarmaya çalışmanın”, Alp Yalman’dan sonra, “onun veliahtları ve prensleri olarak” art arda Galatasaray’ı yöneten Faruk Süren’ler, Mehmet Cansun’lar, Özhan Canaydın’lar ve Adnan Polat’ların “20’nci asırda kalan” yönetim zihniyetlerinin, Galatasaray’ı ne hâle düşürdüğünü yaşayarak, bugünlere geldik. Şimdi “21’inci asrın gereği olan” yepyeni bir zihniyet ile çağdaş bir yeniden yapılanmanın zamanı; bu fırsat iyi kullanılmalı; yoksa Galatasaray “dünya kulübü olma” yarışında çok gerilerde kalacaktır!.. Gösterilmek istenenin aksine, bugünkü tablo, “iç açıcı da, iştah açıcı da değildir”; yarım katrilyona yaklaşmış bir borç, yakın gelecekteki kulüp gelirlerinin çoğuna “alınan ve harcanan kredilere karşılık konulan” temlikler ve tedbirler, “bitmiş ve de en az üçte ikisinin hem de başarı ve şampiyonluk beklenecek bir şekilde yenilenmesi gereken” bir futbol takımı; peki, bugün sporcuların “hak edilen” paraları bile doğru dürüst ödenemiyorken, kim, nasıl ve hangi para ile “bunları” yapacak; “Avrupa maçları” yok; “iddialı” bir takım kurulamazsa, nerede tribün geliri ve Galatasaray mağazalarından beklentiler?.. “Galatasaray’ı düzlüğe çıkardık” masallarına inanan varsa, hodri meydan!..
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT