BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Tecrübeli iş adamlarımızın birleşme önerileri

Tecrübeli iş adamlarımızın birleşme önerileri

Türkiye, ekonomik ve mali konularda çağdaş yöntemlerin ve Batı ülkelerindeki uygulamaların en az 10 yıl gerisinde yürüyor.



Türkiye, ekonomik ve mali konularda çağdaş yöntemlerin ve Batı ülkelerindeki uygulamaların en az 10 yıl gerisinde yürüyor. Bunların başında ise küreselleşmeye paralel olarak Dünya Ticaret Örgütü (WTO) kararlarıyla gümrük duvarlarının ortadan yavaş yavaş kalkması ve her yıl trilyonlarca dolar artış kaydeden dünya ticaret hacminden alınacak pay kavgası gelmektedir. Gerek Avrupa Birliği’ne resmen ilk adımı atmamız, gerekse (WTO) anlaşmalarını imzalamamız dolayısıyla, bu yıldan itibaren yoğun rekabet şartlarıyla karşılaşacağız. Şu anda ölçek açısından da büyük dezavantajlarla çalıştığımızı unutmayalım. Orta ölçekli bir işletmenin varlığı Türkiye’de 1 milyon doları bulmazken, bu rakam Avrupa’da 50 milyon dolardan başlamakta, Amerika’da ise sözü edilen değeri ikiye katlamak mümkündür. Bırakınız ünlü şirketlerimizi, Türkiye ölçeğinde dev zannettiğimiz holdingler bile Batı’daki büyük firmaların 30’da biri kadardır. Dünyanın en büyük 1000 şirketi arasına herhangi bir Türk şirketinin girememesi üzücüdür. Bankalarımızın ve finansal kuruluşlarımızın içinde bulunduğu felaketi geçen haftaki yazımızda belirtmiştik. DÜNYADA ÖLÇEK BÜYÜYOR Bu hafta 1.2 trilyon dolarlık birleşme yolunda ilk imzayı atan Deutsche Bank ile Dresdner Bank’ın oluşturduğu varlık dünya ligindeki sıralamayı yeniden değiştirecektir. 1997’de birinci sırayı alan HSBC bu yıl 8’inciliğe düşmüştür. İlk 10’a 4 banka koyan Japonlar, bu yıl da liderliği kaptırmamak için Fuji Bank’ı başka kuruluşlarla birleştirmeye yönelteceklerdir. Türkiye’deki 75 bankanın varlık toplamının orta halli bir Avrupa bankası kadar etmediğini gören Sayın Sakıp Sabancı, birçok konuda olduğu gibi bu alanda da önemli bir adım atmıştır. Bankalar ve çeşitli sanayi kuruluşları arasındaki birleşmeye yönelik işlemlerin başlaması ve Sayın Sabancı’nın önerisi Türkiye’nin önünün açılması yönünden fevkalade önemlidir. Şüphesiz bu doğrultuda yapılacak girişimlerle birim maliyetler düşecek, yoğun rekabet şartları altında Avrupalı, Amerikalı ve Uzakdoğulu şirketlerle mücadele imkânı artacaktır. Aksi halde bireysel çabalarla kurulan, kendi sektörlerinde büyük başarılar elde eden birçok firmamız yerini, yabancı kuruluşa terkedecektir. İşlerin kötü gitmesi halinde belki de 2010 yılına varmadan şirketlerimizin önemli bir bölümü yabancı firmaların eline geçecek, hatta TÜSİAD’da bile etkin bir konuma ulaşacaklardır. TECRÜBELERDEN YARARLANALIM 9 Mart Perşembe günü “Dünyada ve Türkiye’de Şirket Birleşmeleri” konferansı ülkemizin ve Avrupa’nın önde gelen uzmanlarını bir araya getirmesi ve uygulamadan örnekler vermesi nedeniyle büyük ilgi uyandırmıştır. Finans, bankacılık, sanayi ve ticaret kesimlerindeki önde gelen yöneticilerin, hukukçuların, maliyecilerin katıldığı bu toplantı yabancılar tarafından da ilgiyle izlenmiştir. Şirket birleşmelerini Avrupa yönünden ele alan Londra Üniversitesi Profesörlerinden Prof. Jasen Haynes, konunun sadece büyük şirketler açısından ele alınmaması gerektiğini belirtmiş ve özellikle orta ölçekli işletmelerin üstünde durulmasının da yararlı olacağını vurgulamıştır. Prof. Haynes’ göre yeni akıma ayak uydurulmaması halinde en büyük darbeyi Türkiye’deki orta ölçekli işletmeler yiyebilecekler ve artan maliyetler karşısında piyasayı terketmeye zorlanabileceklerdir. Yılların vermiş olduğu tecrübe ve başarılı yaşamla Türk sanayisinin gelişmesine en büyük katkılardan birini yapan Sayın İbrahim Bodur da Türk girişimcilerin çağa ayak uydurmaları gerektiğini vurgulamış ve belirli kesimlerde birleşmelerin kaçınılmaz bir hale geldiğini dile getirmiştir. Sayın Bodur’un bu alanda genç bankacılara, işadamlarına ve yöneticilere aktarmış olduğu kıymetli tecrübeleri ve önerileri büyük bir ilgiyle izlenmiştir. Türkiye ortamında büyük ölçekli işletmelere sahip Sayın Sakıp Sabancı, Sayın İbrahim Bodur gibi iş dünyamıza damgasını vuran tecrübeli girişimcilerimiz, konuya önem verirken, Türkiye’deki genç nesli ve dinamizmi temsil etmesi gereken orta ölçekli işletmelerin ya da onların temsilcilerinin strateji belirlememesi ileride büyük kayıplara sebebiyet verebilecektir. Prof. Haynes’in belirttiği gibi yoğun rekabet şartları altında birçok ülkede ölçeğini büyültemeyen “küçük olsun benim olsun” felsefesinden kurtulamayan kurum ve kuruluşlar büyük zorluklarla karşılaşmaktadır. Yeni bunalımlara tahammülü kalmayan Türk ekonomisini böylesine bir çıkmaza sokmamak için tüm kesimler el ele vermeli ve işbirliği içinde çalışmalıdır. Ankara’dan beklenen ise birleşmeleri teşvik etmek, yasal ve mali mevzuatta yenilikler yapmak, bilimsel çalışmalara ve tecrübeli sanayicilerimizin görüşlerine önem vermektir.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 103235
    % 2.07
  • 4.7171
    % 0.01
  • 5.5018
    % -0.57
  • 6.2889
    % -0.17
  • 197.827
    % 0.14
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT