BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Irak’ta Türkmen kardeşlerimizin şanlı mücadelesi

Irak’ta Türkmen kardeşlerimizin şanlı mücadelesi

Bu yazıma 16 Ocak 1980’de idam sehpasında can veren dört kıymetli Türkmen evladının aziz anılarını anarak başlamak istiyorum.



Bu yazıma 16 Ocak 1980’de idam sehpasında can veren dört kıymetli Türkmen evladının aziz anılarını anarak başlamak istiyorum. Bu şehitler Albay Abdullah Abdurrahman, Ziraat Yüksek Mühendisi Doçent Dr. Nejdet Koçak, Orman Yüksek Mühendisi Dr. Rıza Demirci ve işadamı Adil Şerif’tir. Allah rahmetini bu değerli Türkmen evlatlarından eksik etmesin. Amin. Osmanlılar 4. Murat’ın Bağdat’ı zaptından sonra Irak’a yerleşmeye başlamışlardır. Bu, zamanla büyük bir kitle oluşturdu. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra ise Irak’tan Türkiye’ye göç başladı. Bu, 1932 yılına kadar devam etti (Hasan Özmen Göç ve Göçmen Olayına Genel Bakış, Kerkük, Ocak 2000 s. 6 ve devamı). Bu dönemde göç edenlerin büyük çoğunluğu akrabalık ve iklim benzerliği sebebiyle Siirt ve Diyarbakır’ı tercih ettiler. 1968’de iktidarı bir darbe ile ele geçiren Sosyalist Arap Baas partisi ülkede kanlı bir dikta rejimi kurmuştur. Sadece bu dönemde göç edenlerin sayısı üç milyonun üzerindedir. 8 Şubat 1963’te kanlı bir darbe ile Arap Milliyetçiler (Nasırcılarla) birlikte gelen Sosyalist Arap Baas Partisi 8 aylık iktidarda bulunan muhaliflerini bir şekilde tasfiye ederek binlerce insanı yargısız idam etti. Ekim 1963’te iktidarın Nasırcı kanadı bir iç darbe ile Baas Partisi’ni iktidardan uzaklaştırdı. 1966’da bugünkü devlet başkanı Saddam Hüseyin Baas partisinde vuku bulan bölünmeden sonra Tikrit klanının iktidarı ele geçirmesiyle iktidara oturdu. 17 Temmuz 1968 darbesinden sonra oluşturulan Devrim Komuta Konseyi ve Hükümetin kilit yerlerindeki insanların hepsi Tikrit klanı mensubu idiler ve akraba idiler. Nitekim kısa bir süre sonra Tikritliler’i destekleyen diğer klanlar tasfiye edildiler. Saddam ailesi tek başına iktidarda kaldı. Saddam ve yerine hazırladığı oğlu Kusay, kurdukları ve emirlerindeki kanlı örgütlerle ülkeyi yönetmektedirler. İstihbarat ve Güvenlik örgütleri birbirlerini denetlerken devlet yönetimindeki Baas Partisi’nin ve hükümetin üstünde bir konumdadırlar. 60.000 personeli ve 11 tümeni bulunan Cumhuriyet Muhafızları da terörün başka bir koludur. Nizami ordunun üzerinde olan bu ordunun görevi Saddam ve rejimini korumak ve halkı sindirmektir. Ayrıca hava kuvveti ve zırhlı araçları olan 30.000 kişilik bir özel koruma örgütü de bulunmaktadır. Bu kuvvete halen Bağdat’ı korumak görevi verilmiştir. 1975 yılından itibaren Irak’taki Türkmenler, Kürtler, Süryaniler ve Şiilere karşı yoğun ve sistemli sindirme, varlıklarını yok etme kampanyası başlatılmıştır. Bu kararlar Baas Partisinin 1974’te yapılan 7. kongresindeki gizli oturumlarda alınmıştır. Bilhassa çoğunluğunu Türkmenler’in oluşturduğu Kerkük halkını Araplaştırma kararı burada alınmıştır. Birçok soykırım yapılmıştır. 17-18 Mart 1988’de yapılan ve 5.000 kişinin öldürüldüğü Halepçe katliamı ve Kuzey Irak’taki köylere yapılan zehirli gaz saldırıları. Bunun üzerine 60.000 kişi Türkiye’ye göç etmiştir. Bu insanlar ancak 1991’de 36’ncı paralenin kuzeyinin güvenli bölge ilân edilmesinden sonra yurtlarına dönebilmişlerdir.. Bu eylemlere Enfal Operasyonu denilmiş ve 180.000 kişi yok edilmiştir. Kerkük’ten uzaklaştırılan Türkmenler’in sayısı her yıl on binlerle ifade edilmektedir. Bu bir etnik temizliğe dönüşmüştür. Bunların yerine Araplar yerleştirilmektedir. Türkmenler’in kendi dilleri ile eğitim yapmaları yasaklanmıştır. Hatta umuma açık yerlerde Türkçe konuşmaları yasaktır. Türkmenler arasında taşınmaz alım satımı yasaklanmıştır. Mahalle köyler ve şehirlerin Türkçe adları değiştirilmiştir. Irak’ın Kuveyt’i istilâ etmesine karşı ABD ve müttefiklerinin açtığı savaş kısa zamanda Saddam’ın yenilmesiyle son buldu. Fakat İran’la arası açık olan ABD, Saddam’ı yerinden, iktidardan uzaklaştırmayıp onu bütün vahşiliği ile muhafaza etti, konulan ambargodan Saddam ve ailesi değil fakir fukara Irak halkı zarar görerek binlerce çocuk öldü. Şimdi arada ABD ve İngiliz uçakları Irak’ı tedip etmek için orayı burayı bombalamaktadırlar. Fakat iş artık hesap sormaya gelmiştir. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Nürenberg’de Avrupa’da Alman savaş suçluları Tokyo’da da Japon savaş suçluları yargılandı. Halen Lahey’deki Mahkemede Sırp ve Hırvat savaş suçluları yargılanmaktadır. Ruanda’da ölen binlerce masumun kanları da boşuna akmamıştır. Orada kurulan mahkemede Ruanda savaş suçluları yargılanmaktadır. İnsanoğlu artık insan hakları bakımından suçluları birer birer yakalayıp adalete teslim etmekte ve onlar da cezalandırılmaktadır. Türkmenler’in katilleri de yakında kurulacak yeni mahkemelerde mutlaka yargılanacaklar, yapılan katliamlar ve kötülükler yanlarına kâr kalmayacaktır.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT