BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > SİZDEN GELENLER - HİKÂYE

SİZDEN GELENLER - HİKÂYE

Çocuk, annesinin ardından uzun uzun baktı. Sonra elindeki ekmeği usulca kucağına bıraktı. Parmaklarını kıtlatmaya başladı. Başı önündeydi. Ellerinden başka hiçbir yeri hareket etmiyordu. Aradan bir dakika bile geçmemişti, içini çekmeye başladı. “Ne oluyor acaba? Boğuluyor mu ne?” diye düşünerek ayağa kalkıp önünde durarak çöktüm.



TERS GİDEN BİR ŞEYLER VARDI Çocuk, annesinin ardından uzun uzun baktı. Sonra elindeki ekmeği usulca kucağına bıraktı. Parmaklarını kıtlatmaya başladı. Başı önündeydi. Ellerinden başka hiçbir yeri hareket etmiyordu. Aradan bir dakika bile geçmemişti, içini çekmeye başladı. “Ne oluyor acaba? Boğuluyor mu ne?” diye düşünerek ayağa kalkıp önünde durarak çöktüm. -İyi misin canım? diye sormaya zaman kalmadan “Anneeeeeee” diye var gücüyle ağlamaya başladı. -Ağlama, annen şimdi gelecek. Lavaboya gitti, sana da söyledi ya... Hem ağlayacak ne var?Annen en fazla iki vagon ileridedir. O da bizimle gidiyor. Tren durmuyor ki. Annen de trenin içinde, biz de trenin içindeyiz. Dil dökmeye başlamıştım bile... Ağlayan çocuklara açıklama yapmanın, onları ağlamamaya ikna etmenin en iyi yolu olduğuna inanmışımdır. Ama ters giden bir şeyler vardı... Karşımda nefes almaksızın ağlayan bu çocuk, sanki beni hiç duymuyordu. Hatta, ben konuştukça “Anneeeeeeeee!” çığlığını biraz daha yükseltiyordu. Sadece “anne” diyordu. “Anne” diye ağlıyordu. “Ya annem beni bırakmışsa. Ya da ya beni unutup trenden inip giderse... Belki de bu büyük trende, bu odayı bir daha bulamayacak... Ben o zaman ne yaparım? Gitti işte. Hâla gelmedi. Ben tek başıma kaldım. Şimdi ne yapacağım? Artık yabancı insanlar mı benim annem babam olacak? Annem beni bir daha hiç bulamayacak! Evimin yolunu da bilmiyorum.” Çocuğun aklından geçenlerin hepsi sanki seslenip benim beynimi dolduruyordu. Gerçekten onun düşünceleri miydi bunlar? Yoksa beynim bana ufak bir “akıl oyunu” mu oynuyordu? Sanki, o çocuğun yerinde ben vardım. Terkedilmiş olma korkusu, odanın içinde gezinip duruyordu. “En iyisi odadan çıkıp annesini bulayım” diye düşündüm. Kalkıp kapıya yöneldim. Kapıyı açıp tam dışarı çıkıyordum ki... “Anneeeeeeeeeeeeeeee!” çığlığı had safhaya yükseldi. Allah’ım, bu ses, bu küçücük çocuktan mı çıkıyordu? Daha acil durumlar için sakladığı, daha yüksek desibelleri de vardır eminim, diye düşündüm. Ortalığı birbirine katmasından korkup, sesin yüksekliğinden faltaşı gibi açılmış gözlerimle tekrar odaya döndüm. -Ağlama ama. Ben annene bakmaya gideceğim. Anneni sana bulacağım. Hayır... hayır. Bu çocuk 50 kişilik bir koroyu yutmuş olmalıydı... Konuştuğumu kendim bile duyamıyordum ki... O nasıl duyacaktı?! Annesi çocuğu gerçekten bırakmış olabilir miydi? Böyle bir şey başıma gelebilir miydi? En iyisi görevlilere haber vermekti. Ama... beni odadan dışarı da çıkartmıyordu. Elimi ona uzatıp; -Gel hadi. Anneni birlikte arayalım, dedim. İki elini de yumruk yapıp göğsüne doğru çekti. Ne teklif etsem yanaşmıyordu. (Bitmedi) Cemile Melek ŞİRİN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 114418
    % 2.01
  • 3.7915
    % -0.13
  • 4.6324
    % -0.58
  • 5.2252
    % -0.36
  • 162.659
    % -0.64
 
 
 
 
 
KAPAT