BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > SİZDEN GELENLER - HİKÂYE

SİZDEN GELENLER - HİKÂYE

Ben de arkama yaslandım ve sakin bir sesle sordum: -Bana bir şey mi anlatacaksın?



ELLERİNİ SAÇLARINA GÖTÜRDÜ Ben de arkama yaslandım ve sakin bir sesle sordum: -Bana bir şey mi anlatacaksın? Bu sorunun, doğru soru olmasını ümit ediyordum. Ne yapacağını dikkatle izlemeye başladım. Bir müddet daha sessiz kaldı. Sonra olgun bir insan edasıyla gülümsedi. Ellerini saçlarına götürdü. Parmaklarıyla, sağından solundan saçlarını tarar gibi yaptı. Buklelerini çektikçe sanki saçı uzuyordu. Saçları düz olsa, şu haliyle omuzlarından aşağıya kolaylıkla dökülüyor olurdu. Bir kaç defa daha taradıktan sonra, daha önce farketmediğim, bileğindeki açık mavi renkli saç lastiğiyle saçlarını arkadan toplayıp bağladı. Yüzünün ovalliği tamamen ortaya çıkmıştı. Gözlerini cama çevirdi. Dikkatlice bakmaya başladı. Neye baktığını merak edip, ben de başımı pencereye çevirdim. Görünürde ilgi çekecek bir şey yoktu. Başımı tekrar ona çevirdiğimde, onun yerinde 25-30 yaşlarında kısa boylu bir bayanın oturduğunu ve gülümseyerek bana baktığını gördüm. Baktığım yüz, benim yüzüme çok benziyordu. Kendimi, aynanın karşısındaymışım gibi hissettim. Şaşırmıştım ama şaşkınlığıma nedense kulak asmadım. Küçük kızın nerede olduğunu ise merak etmiyordum. Çünkü, sanki biri kulağıma, o bayanın, o küçük kız olduğunu fısıldamıştı... Sakin bir edayla cevap verdi: -Evet, sana arada bir unuttuğun bir şeyi anlatacağım, dedi. Ayağa kalktı. Kapıya doğru ilerledi. -Benimle gel, dedi. Hipnoz olmuşçasına, soru bile sormadan ve aklıma hiçbir soruyu getirmeden ben de ayağa kalktım. Odanın kapısını açtı, koridora çıktı. Ben de hemen arkasından çıktım. Trenin gittiği yöne; koridorun sağına doğru birkaç adım attı. Önüne geldiğimiz odanın kapalı kapısını açtı. Yana çekilerek kapının önüne gelmem için bana yer açtı ve gözleriyle içeriyi işaret etti. Merakla kapının önüne gelerek içeriye baktım. İçeride, ağlayan bir kız çocuğu vardı. Ablası ona “yine” neden ağladığını sordu. O da, annesi otlamaya gitmiş olan bir buzağının, ahırda yalnız kaldığını, “mö”leyip durduğunu, buzağının korktuğunu söyledi. Bu sesler bana çok tanıdık geliyordu. O ağlayan çocuk, öbür odadaki kıvırcık saçlı küçük kızdı... Ama aynı zamanda, o ağlayan çocuk, bendim! O günü çok iyi hatırlıyordum. Aklıma gelenleri tam söyleyecekken, yanımdaki bayan yüzüme baktı. Sonra odanın kapısını kapatıp koridorda ilerlemeye devam etti ve bir sonraki odanın kapısından biraz ileride tekrar durup odanın kapısını açmam için başıyla işaret etti. (Bitmedi) > Cemile Melek ŞİRİN CEVAPLAR > Konya’dan Ramazan Çetin, “Üçüncü Yeni köşenizle, Türkiye gazetemizin bir köşesinde görünmeniz, dostlarımız gibi bizi de sevindirmiş ve heyecan vermiştir. Tebriklerimi bildiriyorum” diyor. Teşekkürler Ramazan Abi; sesini duymak ne güzel. Kültür Sanat sayfamızın “Sizden gelenler” köşesine şiirlerinizi bekliyoruz. > Adana’dan Harika Ufuk , başarı dileklerini iletiyor. Teşekkürler Harika Hanım; ödüllü “Çanakkale Aşkı” şiirinizi yayınladık. Esenlikler dilerim. > İstanbul Kadıköy’den Sultan Yürük, “Yeni görevinizde başarılar diliyorum” diyor. Teşekkürler Sultan Hanım; aruz vezniyle yazdığınız “Sesleniş” şiiri harikaydı. Tebrikler. > İstanbul Kartal’dan Cemile Melek Şirin, “İlk köşe yazınızı keyifle okudum; takipçinizim” diyor. Sağ olasınız Cemile Hanım; “Hesapta olmayan yolculuk” hikâyenizi, zevkle okuduk; kaleminize kuvvet.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT