BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yesevî’nin izinde

Yesevî’nin izinde

Türk tarih ve kültürünün gönüllü hizmet eri gibi çalışan Hoca Ahmed Yesevî Vakfı Başkanı Erdoğan Aslıyüce, dünyadaki bütün Türkler’in kültür ve dil birliğini sağlamak maksadıyla çalıştıklarını söylüyor.



Erdoğan Aslıyüce, Türk kültürünün ve tarihinin gönüllü bir hizmetkarı. 1970’lerden beri, bütün hayatını Türk kültürünün yaşatılması, daha iyi bilinmesi ve gelecek nesiller tarafından hakkıyla sahip çıkılması için harcayan Erdoğan Aslıyüce, bütün çalışmalarında kendisine, Türk tarihinin çok önemli simalarından Hoca Ahmed Yesevi’yi örnek almış. Kurduğu “Hoca Ahmed Yesevi Vakfı” vasıtasıyla Yesevi dergisini çıkaran, bir çok kitaba imza atan Erdoğan Aslıyüce, Türk dünyasının dilde, kültürde birliğini sağlamayı hedeflediğini söylüyor. Türk yurtlarının zenginliği Benim “Adım Adım Türk Yurtları” isimli kitabımda gidip yazdığım Türk yurtlarının sayısı 13’tür. Ama Türk Yurtları 13 değil ki... Türk yurtları bugün bağımsızlığına kavuşan devletlerin dışında Rusya Federasyonu tam 89 parçadır. Bunların 7’si federe devlettir. 7’si Kafkasya’dadır. bir 7’si de misal olarak Çuvaşistan, Başkurdistan, Altay Cumhuriyeti, Hakasya, Yakutistan... Yakutistan’ın toprağı 3.3 milyon kilometrekaredir. Bu bölgelerin tamamı Türk yurtlarıdır. Gönlüm şunu istiyor. 1918 yılında İngiliz İntelijans servisinin hazırlattığı Türk topluluklarının bütün antropolojik, etnolojik, tarih, kültür, hatta dil etimolojisini bile yaptığı grupların Türk dünyasının ilim adamlarının bu çalışmayı yapıp, Türk dünyasında bilinmeyenleri gün ışığına çıkarmaktır. Yesevi Dergisi’nde bu ölçüde hareket ederken, değerli bilim adamlarımızdan Prof.Dr. Metin Akar’ın hazırladığı “Çağdaş Türk Edebiyatı” ile 17 Türk topluluğunun edebiyatını bir araya getirdik. Bunun haricinde Hoca Ahmed Yesevi ile ilgili bir Nesebname, Manas’la ilgili, Türkmen Edebiyatıyla ilgili kitaplar çıkardık. İLK ÇALIŞMALAR Basınla ilk tanışmanız ve çalışmalarınız ne zaman, nasıl başladı? ASLIYÜCE: 1972 yılında Kırıkkale’de 9 gönüldaşımızla bir araya geldik ve önce “Dur Yolcu” adında bir gazete çıkardık. Basın hayatına başlamamız böyle oldu. Konya’da bulunduğumuz sırada da bir yıl devam eden “Hamle” gazetesinde günlük yazılar yazmaya başladık. Yine Konya’da 9 arkadaşımızla beraber “Konevi” adında bir dergi çıkardık. Daha sonra ”Metal İşçileri” isimli bir dergi daha çıkarttık. Bu dergilerde Derviş Gazi’leri yazıyorduk. Konevi’de de yazdık. Öncelikle Hoca Ahmed Yesevi. Bütün Anadolu’dan önceki Türk dünyasında bulunan Derviş Gazilerin, Alperenlerin rehberi olan büyüğümüz. İnsanları korkutarak değil, Allah ve Peygamber sevgisini gönüllere nakşeden bir kişi. Bundan sonra Hacı Bektaş-ı Veli, Sarı Saltuk, Hacı Bayram-ı Veli, Ahi Evran’dır. Şeyh Sadreddin Konevi, Geyikli Baba gibi isimlerdir. Bu bahsettiğiniz isimler bugün maalesef hakkıyla bilinmiyor... ASLIYÜCE: Bilinmemesinin en önemli sebebi, yaşadıkları her dönemde Türk Milleti için, o günün şartlarındaki devlet için, birliğin, beraberliğin sembolleri olduğu için, bu isimler, bilerek, isteyerek, kasıtlı olarak gözardı edilmiştir. Bütün tarihimiz ve kültürümüzle ilgili bilgiler, kasıtlı olarak gözardı ediliyor. Nasıl ki, “Anadolu, 1071 Malazgirt Savaşı ile beraber Türk oldu” denilmesi yanlış ise, bütün tarihimiz de gözardı ediliyor. Bana göre Malazgirt Savaşı, Anadolu’da yaşayan Türkleri koruma savaşı idi. YESEVİ DERGİSİ Bugüne dönersek, son yıllarda Hoca Ahmed Yesevi Vakfı’nı kurdunuz, Yesevi dergisini çıkardınız, kitaplar yayınladınız. Sizi böyle çalışmalara sevk eden amiller nelerdi? ASLIYÜCE: 1992 yılına kadar Türkiye’deki türbeleri gördüğümüz zaman ihtişamlı eserler olarak kabul ediyorduk. Ama 1992 yılında bir grupla beraber Kazakistan’nın Çimkent Eyelati Türkistan şehrine gittiğimizde Hoca Ahmed Yesevi’nin türbesini görüp, bunun Timur tarafından yaptırıldığını da belirledikten sonra, bizim buradaki türbelerin çok mütevazı ve Hoca Ahmed Yesevi Türbesi’nin bir sütunu kadar olduğunu görünce Bişkek’te dedim ki; “Allah nasip ederse Türkiye’ye dönünce Hoca Ahmed Yesevi Vakfı’nı kuracağım”. Hoca Ahmet Vakfı’nı 1994 yılının 1 Mart’ında kurduk. Bu sene 7. kuruluş yılını kutluyoruz. Vakfı kurmaya karar verince de, Hoca Ahmet Yesevi düşüncesinin bugüne yayılmasını istedik. O’nu bilmeyenler veya yanlış anlayanlar olabilir. Yesevi, bana göre bugünkü dilimizin mimarıdır. Çünkü Türk Milleti’nin duyuş düşünüş tarzına göre Divan-ı Hikmet’leri bütün Türk dünyasında dilden dile gelmektedir. Divan-ı Hikmetler, Türkçe’yi bugüne nasıl taşıdıysa, Hoca Ahmed Yesevi Vakfı’nın Yesevi Dergisi de, bilinmeyen Türk Dünyası’nı Türkiye’ye, Türkiye’yi de Türk Dünyası’na tanıtmak amacını güdüyor. Hiçbir yerden destek almamasına, 54 ülkeye gitmesine rağmen, Türkiye Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı kütüphanelerine girme özgürlüğü bile kısıtlanmasına rağmen, Yesevi dergisi 7 yıldan beri yayınlanıyor.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 101892
    % -1.39
  • 4.6043
    % -1.04
  • 5.3842
    % -1.8
  • 6.1076
    % 0.09
  • 190.254
    % -1.82
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT