BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Diyalog

Diyalog

Yaralanmış gibisin, acının pençesiyle Belki hiç dönmeyecek bir yolcu bekliyorsun Anıların sahile çağıran o sesiyle Izdırap zincirine bir halka ekliyorsun.



Rüyadaki dinozor Yaralanmış gibisin, acının pençesiyle Belki hiç dönmeyecek bir yolcu bekliyorsun Anıların sahile çağıran o sesiyle Izdırap zincirine bir halka ekliyorsun. Gözlerin yaşlı gibi, siyah saçlarında ak Terkedilmiş bir eşya gibi yaşamak da zor Adımını attığın yollar hep çıkmaz sokak Seni takip ediyor rüyamdaki dinozor. Sanki karmakarışık bilmece içindesin Kalbin, solan bir gülün hâlâ sonsuz yasında Fazla bağırmaktan mı kısıldı böyle sesin Bir savaş mı başladı şimdi kafatasında? Funda SONER/ YALOVA Umutla bekliyorum Umutla bekliyorum Bir gün doğacak güneş tepelerden. Uyanacak insanlık, Kurtulacak bu karanlık gecelerden. * * * Meyveye soyunacak ağaçlar Başaklar bire bin verecek Her sabah pencere önüne konan kuşlar Mutluluk türküsü söyleyecek. * * * Bir çocuk sevinciyle çarpacak yürekler Analar, artık ağlamayacaklar Dile gelecek yıllardır sakladığımız dilekler Yolcular, yollarda kalmayacaklar. * * * Umutla bekliyorum Bir gün doğacak güneş tepelerden. Uyanacak insanlık, Kurtulacak bu karanlık gecelerden. Durdu ŞAHİN/ ÇORUM Vuslat Ahım sanadır ey güzel! Zincirle bağlamışsın beni, Yalansın, hem de koskoca bir yalan! * * * Rüyaymışsın meğer, inan! Güneş hiç batmayacak sandım Binbir arzuyla sana bağlandım. Gördüm ki, sonum hüsranmış Başı da sonu da bir anmış. Titretir yüreğimi buz tutmuş şafak * * * Zamanı yutuyor kum saati Zincirlerimi çözüyor vuslat Dönülmeyen yolculuktan Vuslata erdi ruhum. Ne güzellikler vardı orada Billur sular akar oluklarda Rengarenk kuşlar arasında Kanat takıp gezdi ruhum. Şükran BEŞIŞIK Mart dokuzunda... Güneşli bir sokaktayım Çiçek çiçek dallarım Bahar kokulu rüzgarlar Mart dokuzunda istasyondayım Sevdalı bulutlar başımda * * * Bir nara atayım efkardan Yemyeşil ağaçlar arkadaşım Gökkuşağı, patika yollar Kır çiçekleri toplayayım yarime Onyedi yaşındayım. Mart dokuzlarını hatırlarım çocukluğumun, gençliğimin. Tren yollarına çağla, erik koparmaya giderdik arkadaşlarla. Kara tren gelirdi karşıdan duman duman... El sallardık yolculara, onlar da bizlere. Analar kurabiye, renkli yumurta, peynirli börek yaparlardı. İstasyon karşısı hıncahınç kadın, kız, çoluk-çocuk olurdu. Sevdalılar yarini arardı karşıdan. Bir gülümseme yeterdi onlara. Gençlik bir daha ele geçmeyen, geriye gelmeyen yıllardır. Kızlar niyet çekerdi Kırkbir Otu’nda, maniler söylenirdi, türküler yakılırdı. Herkes güzeldi. Şekerdi, acı söz bilinmezdi. Dallar, rüzgarlar pembe pembe, beyaz renkti. Yemyeşildi kırlar. Tren yollarında yürürdük. Babam uçurtma yapardı boyumca, akşamdan. O zaman bizi sevdiğini anlardım. Sertti, sertti babalar... Sevdiklerini belli etmezlerdi. Analar ev işleriyle yorgun düşerlerdi. Öğleden sonra komşuda muhabbet edilir, unutulurdu yorgunluklar... Mart dokuzunda eski anılarımı arayacağım tren yolunda. Ne var ki, kara tren gelmeyecek karşıdan duman duman. Gençlik arkadaşlarım ekmek kavgasında, bazıları emekli. Yaş kemale erdi. Saçlarımıza karlar yağdı. Yorgun düştü kalbimiz. Çocuklarımız büyüdü, boyumuzu geçti. Onlar canlarımız... Onlar için yaşıyoruz. Hepimizi bahar kokulu rüzgarlar saracak. Akasyalar açacak sokaklarda. Salkım söğütler yeşerecek kız saçı gibi... Bir nara atacağım efkardan... Orhan Veli girsin koluma... Selahattin DEMİRACO/ KIRKLARELİ Benliğimi arıyorum Benliğimi yoğuruyor Hırçın dalgalar Kavgalar, kavgalar... Deli esen yüreğimde Bitmiyor sızlamalar, ağlamalar. * * * Ben nerdeyim? Nerden geldim? Sorular, sorular... Haykırışlar sızlayan yüreğimde * * * Patlıyor volkanlar Sızılı yüreğimde. Yanıyor yanardağlar, Hoyratlaştı tufanlar. Kimliğimi arıyorum. Ben benlik içinde Koşuyorum bilmem nereye? * * * Belki güllere, Belki dikenli yollara Bilmem neyim, neciyim? Soruyorum kendi kendime. Ben beni, Benliğimi arıyorum. M.Şerif BEYAZIT KAHRAMANMARAŞ İstiyorum Rüzgarın peşine takılıp Diyar diyar gezmek Güvercin edasıyla uçmak bulutlara Özgürlüğün sınırsızlığını tatmak Ve bembeyaz bir kısrakla dolu dizgin Sana gelmek istiyorum. * * * Erciyes’in dondurucu soğuğuna inat Karlarda çıplak ayakla dolaşmak Bir gül sıcaklığını hissettirecek sevgimle Sana gelmek istiyorum. Derya TÜYSÜZ/ KAYSERİ Acı gerçek Bir sonbahar mevsimi yaşıyor gönlüm Her şey sararmış solmuş dökülmek üzere İnsanlar ne kadar sessiz ve yorgun Kimse görmüyor mutsuzluğumu... Sana ve geçmişe dair ne varsa Acımadan sürüklüyor rüzgar Her taraf toz duman, göremiyorum Yok olmaktan, kırılmaktan korkuyorum Artık tek başımayım koca şehirde Ne ümit var, ne bir bekleyiş gözlerimde Sadece acı gerçek Acı gerçek, ta yüreğimde... Necla BARIŞ/ MANİSA Gülleri koparma Gülleri koparmasaydılar keşke Çocukları ağlatmasaydılar Babaları vurmasaydılar Öksüz kalmasaydı Mehmed’im... * * * Kırmasaydılar kalemlerini şairlerin Kucağında uyumadan önce Darağacına asılı duran ipin. Yüreğime ve sana Rengarenk açan çiçekleri sunsaydım. Burhan USTALAR YÜREĞİR-ADANA
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT