BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ümraniye güzelinin Amerika aşkı (1)

Ümraniye güzelinin Amerika aşkı (1)

Ümraniyeli Özlem’den bir mektup aldım. Hem ‘erkekler ağlamaz’ lafına inanmadığım için, hem de doğuştan pek sulu gözlü olduğumdan olsa gerek, bu dokunaklı mektup beni fena ağlattı. Hıçkırarak olmasa da, gözlerimden sicim gibi yaş dökülmesine sebep oldu.



Ümraniyeli Özlem’den bir mektup aldım. Hem ‘erkekler ağlamaz’ lafına inanmadığım için, hem de doğuştan pek sulu gözlü olduğumdan olsa gerek, bu dokunaklı mektup beni fena ağlattı. Hıçkırarak olmasa da, gözlerimden sicim gibi yaş dökülmesine sebep oldu. Özlem’i tanımıyorum. Yazılarımı takip eden bir genç okurum olduğuna sevindim. Okur-yazar ilişkileri ve yakınlığı çerçevesinde, bana gönderdiği mektubunu sizlerle paylaşmak istiyorum. İnşallah böyle yaptığıma gücenmez. Ayrıca size de baştan bir çift sözüm var: Eğer ağlatmaktan utanan ve ağlamaktan da korkmayanlardan iseniz, ancak bu yazıyı okuyabilirsiniz.. İsterseniz es geçin; paşa gönlünüz bilir.. O’na, ‘Ümraniye güzeli Özlem’ ismini ben koydum.. Asıl adı ve adresi bizde saklı bulunan sevgili kardeşime, Nazlı mı, İnci mi yoksa Ayşe mi desem diye düşünürken, Amerika’ya hasretinden dolayı Özlem’de karar kıldım.. İnşallah alınmamıştır.. ÖZLEM AMERİKA’YA NİYE BU KADAR İLGİLİ Özlem, meramını anlatmasını çok iyi bilen birisi.. İnci gibi satırları ve akıcı üslubu, ileride çok iyi bir yazar olacağı hissini uyandırdı bende. Mektubuna, benim ve ailem için yüce Allah’tan iyilikler dileyerek başlamış. 14 yaşında olduğunu ve ilköğretim son sınıfta okuduğunu, Türkiye Gazetesi’ne abone olduklarını ve yazımın altında adresimin bulunması sebebiyle de bana yazmaya karar verdiğini kısaca özetlemiş. ‘İnşallah elinize geçer’ dedikten sonra da, lafı uzatmamış ve gönlünü satırlara şöyle döktürmüş: -”Bu mektubu yazmamın nedeni, Amerika Birleşik Devletleri’ne duyduğum ilgi ve Amerika hakkında bilmek istediğim şeylerdir. Türkiye’nin olumsuz hayat şartlarında yaşamak, insanı -vatanını ne kadar sevse de- ister istemez daha iyi olan ülkelere yönlendiriyor. Tam üç yıldır Amerika ile ilgileniyorum. Amerika ile ilgili haberleri takip ediyorum. Bu yılın başından beri gazetede çıkan Amerika ile ilgili haberleri topluyorum. Bir yıl kadar önce yayımlanan Murat Yeşil’in Amerika dizisini de okudum. Amerika buradan eğitimiyle, adaletiyle, çevre düzeniyle; insana, düşünceye ve dine olan saygısıyla mükemmel görünüyor. Fakat orada yaşayan bunları daha iyi bilir..” Özlem mektubunda Amerika’ya ilgisini ve genel düşüncelerini böylece sıraladıktan sonra, konuyu ailesine ve kendi durumlarına getirerek şöyle diyor: -”Biz ailece Amerika’ya yerleşmek istiyoruz. Bunun kolay olmayacağının farkındayız. Amerikan vatandaşı olmak için gereken şartları bilmiyoruz. Konsolosluk’tan öğrenmeye çalıştık ama tam olarak ulaşamadık. Vatandaşlığa kabul işlemlerinin 4-5 yıldan fazla sürebildiğini zannediyorum. Ama vatandaşlığa kabul edilmek için oraya gitsek nelerle karşılaşacağımızı bilmiyorum. Geldiğimizde ev ve iş bulmamıza yardım ederler mi, yoksa ortada mı bırakırlar emin değilim. Orada Türkler’e nasıl davranıldığını da çok merak ediyorum.. Gazetede Türk dadıya yapılanları okudum. Ama yine gazetede Canan Özgün’ün ‘Amerika’da yaşamış, orada büyümüş olmanın mutluluğunu taşıyorum’ dediğini de okudum. Bundan dolayı sizden bu sorulara cevap yazmanızı rica ediyorum.” OKUYUCU VELİNİMETİMİZ AMA.. Özlem işte böyle meramını güzelce özetledikten sonra bizden de, kafasına takılanlara cevap yazmamızı istiyor.. Okura, tepkilerine çok önem veren birisiyim.. Faks çekenlere, elektronik posta (e-mail) gönderenlere anında cevap yazarım. Bu benim için büyük bir zevktir. Hatta telefon numarası bildirmişler ise hiç üşenmez ‘alo’ der, hasret gideririm. Okuyucular sadece velinimetimiz değil, bize ne olmamız gerektiğini de en iyi biçimde öğreten rehberlerimizdir.. Dolayısı ile düşüncelerini lütfedip bizimle paylaşan okurlara değil cevap yazmak ve telefon etmek, elden gelen her şeyi yapmak lazımdır, diye düşünüyorum.. En azından minnet ve şükranlarımızı bildirmek, zaten boynumuzun borcudur.. Ama mektup konusunda kötü bir alışkanlığım var. Faks ve e-mail ile cevaplamanın ve varsa telefonlarına alo demenin dışında, bir türlü mektup yazamıyorum. Yıllardır mektup atmayı ve hatta yılbaşı bayram tebriklerine cevap yazmayı ihmal ediyorum. Bu konuda kusurluyum ve af diliyorum.. Dolayısı ile Özlem’e de cevap yazamadım.. Ama kendisine 3 adet Washington kartpostalı gönderdim. Umarım 10-15 gün sonra eline geçer.. Özlem’in mektubunu ve bu konudaki düşüncelerimi ise burada sizlerle paylaşıyorum.. Çünkü mektubunda ifade ettiği bu Amerika’ya gelmek konusunda başka okurlardan da talep ve istekler alıyorum. Ancak buraya kadar aktardıklarım, Özlem’in mektubunun daha yarısı.. Dolayısı ile diğer yarısına ve benden öğrenmek istediklerine kısmet olursa, haftaya devam edeceğim.. Bu arada başta Ümraniye güzeli sevgili Özlem kardeş ve ailesi olmak üzere, aziz okurlarımın mübarek Kurban Bayramlarını şimdiden tebrik eder; Türk ve İslam Alemi’ne, bütün insanlığa hayırlar getirmesini dilerim, efendim..
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT