BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > SİZDEN GELENLER - HİKÂYE

SİZDEN GELENLER - HİKÂYE

Arabasını şehrin en büyük alışveriş merkezinin önüne park ettiğinde dudağındaki gülümseme kaybolmamıştı.



ÇOK ÖZEL VE ÇOK GÜZELDİ Arabasını şehrin en büyük alışveriş merkezinin önüne park ettiğinde dudağındaki gülümseme kaybolmamıştı. En lüks mağazaların, en seçkin ürünleri arasından seçtiği kendine çok yakışan kırmızı bir elbisesi, ona uygun aynı renkte ayakkabıları, kırmızı çantası ile model dergilerinden fırlamış gibiydi. Yine aynaya baktı, mutluydu. “İşte bu!” dedi .Satıcı kız da gülümsüyordu.Gerçekten müşterisi çok özel ve çok güzeldi. Bir kıyafet ancak bu kadar yakışabilirdi birine... Alışveriş merkezinden ayrılırken Sema’nın cep telefonu çaldı. Arayan, arkadaşı Ayça idi. Ayça, resim sergisine Sema’yı mutlaka beklediğini, işlerinin yoğunluğu nedeniyle davetiyeleri geç postaladığını söyledi. “Belki eline geçmemiştir davetiyem ama mutlaka sergimde görmek isterim seni canım!” derken o kadar içtendi ki! Sema: “Ayça’cığım, gelirim elbette... Davetiyenin elime geçmemesi önemli değil, çağırdın ya, sözlü davetin daha önemli benim için” sözleriyle Ayça’nın içini rahatlatmıştı. Yarım saat sonra Güzel Sanatlar Resim Galerisi’ndeydi.Arkadaşı onun gelmesiyle çok mutlu oldu. Ondaki değişime de çok sevindi. “Ne iyi etmişsin kendini yenilemekle...” diyerek onu kucaklayıp öptü. (Bitmedi) Harika Ufuk - ADANA HAZRETİ MUHAMMED’İN HAYATI Ceddi kurbanlık olan İsmail’in soyundan Abdülmuttalip dede, Fatıma’dır ninesi, Kureyiş Kabilesi Haşimiler boyundan Baba Abdullah dahi kurbanlık nişanesi. Beni Zühre boyundan Vehb’in kızı Âmine Bilir miydin evladın dünyayı nur eylesin Muhammed’in ninesi hem Berre anneanne Rabbimin kelamını bize bir bir söylesin. Abdullah’la Âmine birbirine yar idi Nübüvvet nuru vardı Abdullah’ın alnında Ana karnında can var, eşler berhudar idi Mutluluktan uçardı Amine’nin yanında. Ticaretten dönerken iki ay doğuma var Görmedi nur yüzünü biricik evladının Abdullah vefat etti, Rabbi var yetime yar Yesrip’te defnedildi yurduna Neccarinin. Mekke’de cehaletin karanlığı örtülü Kızlar utanç timsali, gömülür diri diri, Fetret devri bitmeli nerde zamanın gülü Beş yüz yetmiş bir yılı doğdu cihan rehberi. Bu günün nişanesi Kisranın sarayları Yıkılmıştı yerle bir yirmi Nisan gecesi, Sönmüştü Mecusi’nin bin yıllık çırağları Nura tebdil olacak cehalet bilmecesi. Züeyb kızı Halime Sütannesi emzirdi Sütbabası Haris’e bolluk bereket geldi Sütkardeşi Şeyma’ysa Onda haller sezerdi Dört yaşında Âmine aldı gönlü şeneldi. Medine’ye götürdü dayıların yanına Hem tanışıp görüşsün sılayı rahm eylesin Bir ay sonra dönüşte vade yetti canına Vefat etti Amine Ebva köyde neylesin. Altı yaşta Muhammed hem yetim hem öksüzdü Boynu bükük bir halde Mekke’ye geri döndü Abdülmuttalip dede şefkatle O’nu süzdü İki yıl mutlu geçti torunuyla övündü. Dede yaşlandı hasta, çağırdı oğulları Hepsiyle birer birer müşavere eyledi Kim bakacak yetime nasıl olur halleri? Ebu Talib’e verdi, Ali’ye eş peyledi. Amcası Ebu Talib ticarete götürdü Kervanlarla birlikte gitti Şam civarına, Bir bulut gölge eder Rahip Bahira gördü Dedi gelecek Resul budur cihar yarına. Gençliği çok güzeldi, doğruluk önderiydi Kelamı kibar idi asla etmezdi yemin. Sevgi saygı ondaydı, hatalardan beriydi Mekkeliler derlerdi Muhammedinül Emin, Yirmi beşinde iken Hadice’yle evlendi Yirmi beş yıl şenlendi bu mübarek yuvası Mekke’deki günlerde Nur Dağı’na yöneldi Hira Mağarasında başlar kutlu davası. Cebrail geldi bir gün altı yüz on yılında Nübüvvetin nuruyla oku dedi kuluna Halindeki ürperti, yanağının alında Resullük muştulandı, yürür Hakk’ın yoluna. > H.İbrahim SAKARYA (Emekli Muallim) Bursa
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT