BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Tarih üzerine -2-

Tarih üzerine -2-

İngiltere’de sosyal ilimlerin öğretim gayesi, “vatandaşları, demokratik müesseselere bağlı kılacak bilgilerin verilmesidir.” ABD’de ise sosyal ilimlerin öğretilmesi için güdülen gaye “iyi vatandaş ve aydın insan yetiştirmektir.” İsveç’te “İyi vatandaş olmaya yarayan bilgi sahibi insan yetiştirmektir.” Hemen umumiyetle her memleketin sosyal ilimlerin öğretilmesi için güttüğü gaye, müesseselerin tanıtılması ile demokratik hayata yeni nesiller hazırlamaktır.



İngiltere’de sosyal ilimlerin öğretim gayesi, “vatandaşları, demokratik müesseselere bağlı kılacak bilgilerin verilmesidir.” ABD’de ise sosyal ilimlerin öğretilmesi için güdülen gaye “iyi vatandaş ve aydın insan yetiştirmektir.” İsveç’te “İyi vatandaş olmaya yarayan bilgi sahibi insan yetiştirmektir.” Hemen umumiyetle her memleketin sosyal ilimlerin öğretilmesi için güttüğü gaye, müesseselerin tanıtılması ile demokratik hayata yeni nesiller hazırlamaktır. Anadolu’da Türk-Selçuk hâkimiyet ve medeniyetinin, bir devamı sayabileceğimiz Osmanlı Devletinin coğrafi sıkletinin merkezi Avrupa kıtasına yayılabilmesi, acaba sadece bir kılıç kuvvetine mi dayanarak olmuştur? Bunu elbette ki hayır diye cevaplandırabiliriz. Tarih tetkiklerinden çıkarılan neticeye göre, Osmanlı Devletinin, o asrın medeni esaslarına göre ileri bir zihniyetle, karşısındaki kavimlere üstün olabilecek tarzda, siyasî, askerî, fikrî ve iktisadî müesseselerde, medenî bir seviyede olmasıdır. XVI. asırda Viyana’ya kadar uzanan bir ordunun, teşkilât, ikmal bakımından dayandığı müesseseleri vücuda getiren bir kavmin, tarihteki mevkii sadece bir cihangir devlet vasfı ve geçici bir imparatorluk sayılamaz. Çünkü, bu zapt edilen yerler, asırlarca Türkler tarafından idare edilirken, mevcut medenî eserler muhafaza edildiği gibi, yenileri de Osmanlı devri üslûbuna göre ilâve edilmiştir. Şimdi biraz da Türk tarihinin geçirdiği devrelere kısaca temas edelim. Anadolu’dan gayrı diğer coğrafî bölgelerde çeşitli tarihlerde devlet kurmuş ve medeniyet eserleri bırakmış Türk kavminin bir silsile halindeki tarihinin ele alınması icap eder. Türkler bilindiği gibi 9’uncu yüzyılda İslâmiyet’i kabul etmişlerdir. Bilhassa Osmanlı devleti zamanında İslâm tarihi esas alınmış ve bunda İslâmiyet’ten önceki Türk tarihine ve Türklerin İslâm medeniyetine büyük hizmetleri bir bakıma ihmal edilmiştir. Bu tarih anlayışı millete, millî bir kültür vermekten uzak kalmıştır. Tanzimat’tan sonra yani XIX. yüzyıllarda ise, “Osmanlı Tarihi” ayrıca yer almış, hatta devlet eliyle, medreselerin dışında kurulan, okullarda bu tarih İslâm tarihinden ayrı olarak okutulmaya başlanmıştır. Halbuki aynı asırda “Oryantalistler” yahut bizim tabirimizle “Müsteşrikler” topluluğu içinde Avrupa bilginleri, Türk tarihini inceleme yolunda olduğu gibi, eski Orhun Yazıtlarının okunması ile yeni Türk medeniyetlerini meydana çıkarmışlardır... Haftaya devam edeceğiz.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT