BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ceza, Erbakan için siyasi meşruiyettir

Ceza, Erbakan için siyasi meşruiyettir

Eski bir Başbakan’ın 6 yıl önce yaptığı bir konuşmayla bu şekilde cezalandırılması anlaşılır değildir. Ayrıca bu ceza olayı Yenilikçiler Hareketi ile tasfiye sürecine girecek olan Erbakan Hoca’yı ayağa kaldıracak ve diri tutacaktır. Ceza, mağduriyetle siyasi meşruiyeti getirecektir.



Suç varsa ceza da elbette olacaktır. Ancak üçüncü bin yılın eşiğinde bir kişinin hele de eski bir Başbakan’ın 6 yıl önce ettiği sözlerden ötürü 1 yıllık bir hapis cezasına ve ömür boyu siyaset yasağına çarptırılması anlaşılır değildir. Kuşkusuz yargıçlar yazılı hukuk kuralını uygulamışlardır. Bizim eleştirimiz yargıçlara ya da kurumlara değil, ceza yasamızda var olan o kurallaradır. Avrupa Birliği kapısını tıklatan Türkiye 312 ve benzeri maddeleri yeni baştan düzenlemelidir. Evet Erbakan Hoca’nın 94’te Bingöl’de yaptığı konuşma da açık bir garabettir, ama yine de 3 yıl öncesinin Başbakanının hapse konması kabul edilebilir de değildir. Amacımız elbette ki henüz devam eden yargı sürecini etkilemek değil, tersine ülkemizin imajını yere serecek bir hadiseye dikkat çekmektir. Hiç kuşkunuz olmasın bu olay sadece Avrupa’da değil, bütün dünyada yankı bulacaktır. Öyle olmasa da yargının siyasallaştığı teraneleri zaten iyi olmayan görüntümüzü bir kez daha bertaraf edecektir. DEĞİŞMEYEN ERBAKAN Maalesef Erbakan Hoca 30 küsur yıldır değişmemekte direniyor. 70’li yılların başında yani Milli Nizam Partisi günlerinde ne idiyse 94’te aynıdır Erbakan Hoca. Söylemde ya da eylemde zerre bir değişiklik yok. Öyle olduğu için olsa gerek, kurduğu ya da kurdurduğu 3 parti kapatılmış, dördüncü de dava aşamasındadır. Zekası ve vatanperverliği tartışılamaz olan Erbakan Hoca’nın uygun konjonktürü de yakalamasına rağmen kalıcı olamamasının nedeni; ilkel bir metotta ısrar etmesi, uzlaşmayı bilememesi, marjinalleri partisinden tasfiye edememesi ve günün realitelerini özümseyememesidir. Eğer Erbakan Hoca Türkiye ve hatta dünyayı Milli Görüş ütopyasının ötesinde kavrayabilip ona göre tavır takınabilseydi, iz bırakabilir ve belli süre için de olsa kalıcı olabilirdi. Ama Hoca bunu yapamadı. Tersine samimi olarak bağlandığı inancının farkında olmadan “öcü” olarak görülmesine bile iklim ya da zemin hazırladı. Dinin siyasallaştırılması görüntüsü sadece Erbakan ve yoldaşlarının geleceğini karartmadı, aynı zamanda temiz inanca ve inançlılara da zarar verdi. CEZA SİYASİ MEŞRUİYETTİR Gelelim cezanın getireceği ve götüreceğine? Yargıtay onarsa Erbakan Hoca’nın siyasi serüveni, yaşından hareketle noktalanmış olarak değerlendirilecek. Burada bir parantez açalım ve vefatından kısa bir süre önce yaptığımız sohbette merhum Vedat Dalokay’ın işaret ettiği bir hususa dikkat çekelim: “Bazıları aksini söylüyor ya da zannediyor ama gerek Demirel gerekse de Ecevit bugünlere gelişlerini 12 Mart’a ve 12 Eylül’e borçludurlar. Bu iki müdahale iki lidere siyasi meşruiyet getirmiştir. Eğer bu ihtilaller yapılmasaydı Demirel de Ecevit de olmazdı.” Dalokay’ın bu değerlendirmesi şu açıdan haklıdır: Bu tür cezalar mağduriyeti çağrıştırdığından gerçekten de insanı diri tutuyor ve onu gündemden düşürmüyor. Dahası, pek ama pek çok yanlışını da örtüyor. Açıkça söylemeliyiz ki Erbakan Hoca eğer bu cezayı almamış olsaydı hem yaşı, hem de “Yenilikçi Ekibin” malum hareketi ile siyaseten sona dolu dizgin olacaktı. Fazilet’in yazar-çizer takımı Hoca’ya yavaş yavaş tavır almak üzereydi. Oysa bu ceza herşeyin üstüne sünger çekti ve tutucu Hoca kendi camiasında neredeyse kahraman oldu. Son sözümüz Abdullah Gül’ün boşuna heveslenmemesini tavsiye etmek olacak. Vefalı Milli Görüş kütlesi Hoca’sını yolda bırakmayacaktır.. Bu ceza ile Erbakan Hoca kaybetmedi, kazandı. Tek dezavantajı yaşı.. Bu kararla Milli Görüş’ün ayrı partilere bölünmesi olayı da rafa kalkmış oldu...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT