BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > KÜLTÜR - SANAT/ Spor hikâyeleri

KÜLTÜR - SANAT/ Spor hikâyeleri

Türkiye Gazetesi Spor Müdürü Sadık Söztutan’ın “Ben Senin Yerinde Olsaydım Bunları Kitap Yapardım” isimli ilk hikaye kitabı, spor dünyasının duygusal boyutunu edebi bir üslupla gündeme getiriyor.



Spor, Türkiye’de milyonlarca insanın en büyük zevki. Ancak, sporun edebiyatıyla ilgilenen insan sayısı çok az. Sadık Söztutan, asıl mesleği olan spor yazarlığı ve Türkiye Gazetesi’ndeki Spor Müdürlüğü’nü gölgede bırakan hikayeleriyle okuyucusunu şaşırtıyor. “Ben Senin Yerinde Olsaydım Bunları Kitap Yapardım” ismiyle yayınlanan Söztutan’ın ilk hikaye kitabı, Türkiye’de sporun her dalındaki insanların gözlerden kaçan duygu boyutunu gündeme getiriyor. Yazar, bir spor adamından ziyade edebiyatçı kimliğiyle tahlil ettiği spor adamlarını ve olaylarını bu kitabında çok güzel bir üslupla hikayeleştirmiş. Söztutan’la “Ben Senin Yerinde Olsaydım Bunları Kitap Yapardım” üzerine konuştuk: 7 kelimelik isim Bu kadar uzun bir isimle okuyucunun karşısına çıkmanızın sebebi nedir? Söztutan: Kitap isimleri genelde vurucu olur, akılda kalsın diye kısa kelimelerle ifade edilir. Bizimki 7 kelimelik bir isim. Gazetede yayınladığımız hikayelerin, okuyucuları tarafından söylenmiş sözlerin tırnak içinde alınmışı. Ama şekil olarak niye derseniz? Ünlü Fransız reklamcı Jack Seguela’nın uzun isimli, bizim gelenek, görenek ve anlayışına biraz çentik atan bir kelimenin de bulunduğu kitabı var. Sonuçta uzun bir isim. O zamanlar bu çizgi dışı isim hoşuma gitmişti. Sporun edebiyatı Sporcuların daha çok insani yönlerini ele alan bir kitap olarak gördüm, bu eserinizi. Türkiye’de sporun edebiyatı var mı, varsa ne kadar var? Söztutan: Yok dersek, haksızlık etmiş oluruz. Gerek tarihte, gerekse bugün kelimelerle çok iyi dans eden insanlar var ama bunlar, sporun kalıpları içinde sınırlı kalmış. Yani bir futbol maçını, farklı, edebi bir üslupla anlatan yazarlarımız halen var. Ama içindeki olayları alıp öykü haline getirmek, edebi hale getirmek belki yoktu. Ben de edebi damarım biraz daha kalın olduğu, edebiyatı çok sevdiğim için, biraz da kaderim spor dünyasının içine attığı için, bu hobimi, zevkimi veya hastalığımı bu şekilde tatmin etmeye, tedavi etmeye çalıştım. Her ne kadar hikayelerin içindeki konular, sportif olaylardan ve kişilerden alınmış olsa da, asıl bence dikkat çekecek olanı ve üzerinde durmak istediğim tarafı edebi bir öykü olması. Burada ilginç olan şu. Şu anda ben 130’uncu hikayedeyim. Haftada iki hikaye yazıyorum. Bugüne kadar zannediyorum bu rakam, alışılmış bir rakam değil. Türkiye’nin geçmişte ve bugün çok ünlü hikayecileri var ama bunların hikaye sayısını net olarak bilmemekle beraber, bu rakama ulaşıldığını sanmıyorum. Bugün 17 yaşında olsaydınız ve size spor ile kültür sanattan birini tercih etmeniz istenseydi, hangisini seçerdiniz? Söztutan: Saklamaya ve komplekse girmeye gerek yok. Ben yazarlığı tercih ederdim. Konularını kendim seçeceğim bir yazarlığı... Ben spor sayfasında yazı yazıyorum, dolayısıyla, bir aşk öyküsünü, bir anne çocuk hikayesini dramatize etmek biraz zor oluyor. Bir şekilde ucundan kenarından spora bulaştırmak zorundasınız. Futbol sahasında, bale, jimnastik yapamazsınız. Komple bir sporcu olsanız bile... Sonuçta bulunduğum çizginin içinde kalma mecburiyeti belki verimliliği düşürüyordur. Bu bir dezavantaj... Bir kere hem sporun içinde kalacaksınız, hem sporla meşgul olurken, uçsuz bucaksız, bir ilham ve yazı alanı varken, onun sadece çok küçük kısmında kalem oynatmak çok ciddi bir sıkıntıdır bizim için. Geçtiğimiz yıllarda, spora bulaşmadan önce, şiir yazıyorduk. Anlaşılır yazılar Sporla sınırlısınız ama, Türkçe’niz gıpta edilecek bir güzellik taşıyor. Bugünün Türkiye’sinde bir Türkçe problemi de var. Hem spor, hem Türkçe problemi gibi handikaplar arasında siz nasıl davranıyorsunuz? Söztutan: Bunun başarı olup olmadığını okuyanlar takdir edecektir. Orada da bir sıkıntı sözkonusu. Bugünün insanına hitap ediyorsunuz ve ağırlıklı olarak sporla ilgilenen genç insanlar. Bu insanlara, Türkçe’nin o çok nefis kelimelerini çok cömertçe kullanamıyorsunuz. Çünkü, derdiniz var, acaba anlaşılır mıyım, anlaşılmaz mıyım, diye düşünüyorsunuz. Dolayısıyla yaşayan Türkçe’yi mümkün mertebe tercih ediyorsunuz. Bu üç beş satırlık hikayeleri yazarken de çok düşünüyorum. Zaman zaman maksadımı, derdimi anlatamaz mıyım, diye endişe ediyorum. Halkı kitap okumamakla suçlayabiliriz. İnsanın kitap okumaması ve televizyonda birkaç talk-şovcunun, VJ, DJ’in ağzından çıkan kelimelerle kendini anlatma, acizliği, sıkıntısı, sizin benim, yazmaya çalışan bütün insanların karşısında duran bir öcü maalesef. Söztutan kim mi? “Kars, 61 doğumluyum. 78’de başlayan gazetecilik serüvenimde, mesleğin her kademesinde çalıştım. Pikaj, montaj, kamera, tashih, yazı... Ve yöneticilik... 86’dan beri Türkiye Gazetesi’nin spor sorumluluğunu yapıyorum. Adı Türkiye olan her yerde varım;Türkiye Cumhuriyeti,Türkiye Gazetesi,Türkiye Spor Yazarları Derneği,Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi,Türkiye Gazeteciler Cemiyeti mensubuyum.Ama sadece “iyi insan” olmak istiyorum.Hepsi bu.”
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 91445
    % -1.5
  • 5.4513
    % -0.73
  • 6.1428
    % -1.25
  • 7.0355
    % -0.45
  • 211.13
    % -0.42
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT