BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını dakika dakika buradan takip edebilirsiniz.
Anasayfa > Haber > Bir ders ve ötesi

Bir ders ve ötesi

Amerika’da ünlü bir futbolcu, karısını öldürmekle suçlanıyordu. Katil zanlısı futbolcu yakalandı ama karısının cesedi ortada yoktu. Duruşma günü, futbolcunun bavul dolusu parayla tuttuğu avukatı jüriyi ikna etmeye uğraşıyordu:



Amerika’da ünlü bir futbolcu, karısını öldürmekle suçlanıyordu. Katil zanlısı futbolcu yakalandı ama karısının cesedi ortada yoktu. Duruşma günü, futbolcunun bavul dolusu parayla tuttuğu avukatı jüriyi ikna etmeye uğraşıyordu: “Sayın jüri üyeleri, müvekkilimin suçsuz olduğuna yürekten inanıyorum. Buna az sonra sizler de inanacaksınız... Neden mi? Bakın, şimdi 1’ den 10’ a kadar sayacağım ve müvekkilimin öldürdüğü iddia edilen karısı bu kapıdan içeri girecek... 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10...” Bütün jüri kapıya döndü. Kimse girmedi içeri. Avukat bir savunma dâhisiydi, öldürücü hamlesini yaptı: “Bakın, siz de kadının öldüğüne inanmıyorsunuz. Çünkü hepiniz içeri girecek diye kapıya baktınız. İşte kararı buna göre vermenizi talep ediyorum.” Ancak jüri, ünlü futbolcuyu suçlu bulduğunu bildirdi ve dava bu şekilde sonuçlandı. Mahkeme çıkışında avukat, bayan jüri başkanına yaklaştı: “10’ a kadar saydığımda siz de diğer üyeler gibi kapıya bakmıştınız. Neden böyle bir karara imza attınız?” “Doğru” dedi jüri başkanı; “Ben de kapıya baktım, ama müvekkiliniz kapıya bakmıyordu!” Ve bu dava, o ünlü avukatın hayatında kaybettiği tek dava oldu... ... Derler ki, “En iyi analist, herkes bir noktaya bakarken, o noktaya yönelen bakışları izleyen kişidir...” Bu sözümüz Trabzonspor için... Sonunda görüldü ki; şampiyonluk yolunda ilerlerken, sadece teknik direktörü ve başkanının “centilmenlik dersleri” vermesi, onlara yeterli olmamıştır... Keşke, bakış açılarını geniş tutabilselerdi... O zaman doğruya ulaşmaları, belki daha başka olurdu... Darılmaca yok F.Bahçe, müthiş bir lig maratonunda bileğinin hakkıyla şampiyonluğu ele geçirdi... Çünkü çok istiyordu bu mutluluğu... Bilhassa Başkan Aziz Yıldırım‘ın büyük bir iştahı vardı bu şampiyonluk için... Biz kendimize göre bir kutlama sırası yaptık... 1- Önce futbolcuları kutluyoruz, yürekten... Çünkü onlar 17 maçın 16’sını kazanarak büyük iş başardılar... 2. Başkan Aziz Yıldırım‘ı kutluyoruz... Çünkü o devre arasında transfer yapmayarak, elindeki futbolculara büyük güven aşıladı... 3. Taraftarı kutluyoruz... Gerektiğinde tek bir küfür ve kötü söz söylemeden, en kritik maçlardaki dikkatleriyle F.Bahçe’yi ateşledikleri için... 4. Aykut Kocaman‘ı kutluyoruz... Neden 4. sıraya koydunuz derseniz açıklayalım... Sezon başladıktan sonra Alex‘le takışan oydu... Hatta onu küstüren, gitmekle baş başa bırakan oydu... Santos, Baroni gibi yıldızlarla da yol ayrımına gelen oydu... Eğer kendisine Aziz Yıldırım “dur” demesiydi, bugün Aykut Hoca “Kocaman” bir hüsrandı... Sinyaller iyi değil “Terim heyecanını kaybetmiş biri!” Bu sözlerin sahibi, G.Saray Başkanı Ünal Aysal... Ama 24 saat sonra Fatih Terim‘e gidip “Hoca lütfen takımın başına geç” diyen de kendisi... Daha doğrusu, böyle davranması gerektiğini söyleyen yönetici arkadaşlarını kıramayan kişi Ünal Aysal... Bu durum göstermiştir ki, G.Saray‘ın yeni yönetiminde Ali Dürüst‘ün dediği olacak... Çünkü dakika bir, gol bir... O ki; daha ligin 7. haftasında ayağına kadar gelen Adnan Polat‘ın teklifine “Türkiye’de çalışmayı düşünmüyorum” diyen Fatih Terim‘i ikna etti, işte orada durmak gerekir... Üstelik o Türkiye‘de çalışmayı düşünmeyen Terim‘e “G.Saray olunca, gerisi teferruattır” dedirtti, helal olsun... Şimdi siz bekleyin bazı huzursuzlukları. Çünkü bu yönetimde, Gerets‘çilerin, Lucescu‘ların olduğunu ve onların erken gol yediğini sakın aklınızdan çıkarmayın. Çünkü bunun rövanşı da olacaktır mutlaka... Ah şu merakımız! Hiddink... Adı, dünya futbolunun önemli isimleri arasında geçen, büyük yalvarmalar ve paralar sunarak Türkiye‘ye getirdiğimiz ve milli takımı emanet ettiğimiz kişi... Ondan, hem bizi uçurmasını, hem de geleceğin “yenilmez armadası” bir takımı dünya futbol piyasasına kazandırmasını bekliyorduk dört gözle... Azerbaycan, Kazakistan, Avusturya, Belçika gibi takımların bulunduğu grubumuzda asla sıkıntılar çekmeyeceğimize inancımız tamdı... Ama gördük ki, şimdi, ülke olarak kurdeşen döküyoruz... Bizleri bu kadar kolay bir arenada, hâlâ daha “acabalarla” baş başa bırakan Hiddink zihniyetine isyan ediyoruz doğrusu... Milli kadrodaki yanlış seçimler ve saplantılar asıl konumuz... Son aday kadrodaki isimlere bir bakınız... G.Saray‘ın gol yeme rekoru kırmış geri dörtlüsü toptan milli takımda... Lig üçüncüsü Bursaspor‘dan tek kişi yok... Trabzonsporlu Engin Baytar, ligin ikinci yarısında sadece 6 maç oynadı (bunun da sadece bir tanesi 90 dakika) ama milli kadroda! Adam, hocası Şenol Güneş‘e kafa tutar, onu refüze eder... Peki, nasıl oluyor da, milli kadro için kendisine yaldızlı davetiye çıkarılır? Hiddink‘ten bir açıklama gelse inanın futbol hazinemiz genişleyecek bu yaştan sonra... Bu işte sakın ola ki Engin alınmasın... Ona değil, kendisinin bile şaştığı milli seçime şaşıyoruz biz... Tıpkı Emre Belözoğlu için demediğini bırakmayan; sonunda bütün o söylemlerini yutup onu tekrar milli takım için düşünmesi gibi bir yanlışlığın içine giren Hiddink‘in anlayışına bu sözlerimiz... “Bilim ve sanat, bir kuşun iki kanadı gibidir. Bu kanadı kullanabilen toplumlar uçar ve özgür olur; uçamayanlar ise tavuk... Tavuk; toplum önüne atılan bir avuç yemi gagalarken, arkadan yumurtalarının alındığının farkında bile olmaz!” Darwin
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT