BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İtiraf

İtiraf

Mehmet Ali Birand’ın itiraflar serisinin gördüğü ilgi herhalde kendisini de şaşırtmıştır. İtiraflar başlığına takılıp içine girince göze batan iki satır var, üçüncüsü yok. Biz merkez medya olarak darbelere demokrasiden daha çok inandık. Askeri hep biz kışkırttık, dara düştükçe (birileri pastamıza el uzattıkça) askerden yardım istedik.



> İhtilal “ihtiyacı” doğduğu zaman, önce kamuoyu canından bezdirilir, sonra medya eliyle kurtuluş yolunun ordunun müdahalesinde olduğu hissettirilir. Mehmet Ali Birand’ın itiraflar serisinin gördüğü ilgi herhalde kendisini de şaşırtmıştır. İtiraflar başlığına takılıp içine girince göze batan iki satır var, üçüncüsü yok. Biz merkez medya olarak darbelere demokrasiden daha çok inandık. Askeri hep biz kışkırttık, dara düştükçe (birileri pastamıza el uzattıkça) askerden yardım istedik. Bu iki satır bana itiraf gibi gelmedi. Yeni şartlara göre yeni pozisyon açma gayreti gibi geldi. İhtilallerin sebeblerine ve hazırlık sürecine kafa yoranlar için ara başlık bile değil. .... Askeri kışkırtmak işin detayı.. Ve neticede o da bir görev. Bu görevi ister inanarak yapın isterseniz ikna edilerek.. Aynı kapıya çıkar. ... Bir üst irade var. O iradenin projeleri, hedefleri, yedek planları var. Hedefine varmak için ihtilalden başka yol kalmadığı zaman, önce kamuoyu için bir gerekçe hazırlanır. Bu gerekçenin hazırlanmasında medya da kullanılır, yargı da kullanılır, sermaye grupları da kullanılır. Her tarafa ulaşma ve kontrol altında tutma mekanizmaları vardır. Kontrol altındalık emir komuta zinciri içinde çalışıldığı anlamına gelmez. 12 Eylül örneğinden gidersek kamuoyu için hazırlanan gerekçe akan kardeş kanıdır. Her gün onlarca insanın öldürülmesidir. Kamuoyu canından bezdirildikten sonra yine medya eliyle kurtuluş yolunun ordunun müdahalesinde olduğu hissettirilir. Vatanını hepimizden daha çok seven paşalar da, “iş başa düştü netekim” deyip hazırlıklara başlarlar. Kimi rolünü farkında olmadan oynar, kimi hizmet ettiğini zanneder, darbe olduktan sonra kardeş kanı durur, anında durur, memleketin ekonomik sistemi değişir. Kapalı ekonomisi dışarıya entegre edilir. Paşalar bile nasıl kullanıldıklarının farkına varmazlar. Evren Paşa’nın ihtilalden iki gün sonra, Haydar Paşa’ya, “Yahu paşa bu terör nasıl birdenbire durdu” diye sorduğu söylenir. Yapılır, edilir, sorulur, derken her şeyin en ince detaylarına kadar hesaplandığı zannedilmemeli. Her ihtilal gibi fireler olur, acılar olur, işgüzar görevlilerin inisiyatiflerinden kaynaklanan arızalar olur, aradan geçinenler olur, haksızlıklar olur.. Esas olan hedefe varmaktır. Altı ay önce Tahsin Şahinkaya ekrana çıktı. İhtilalin arkasında Amerika’nın olduğu ima edilince, “Efendim öyle şey olur mu.. Bizim ihtilal yapacağımızdan hiç kimsenin haberi yoktu. Hatta hanım bile ihtilal gecesi öğrendi. Biz karar verdik, biz yaptık” dedi. Bunu söylerken muhtemelen samimidir. Sistemin nasıl çalıştığından habersiz olunca herkes her işi kendi iradesiyle yaptığını zanneder. Yahut ezberden gidince her ihtilalin arkasında Amerika’yı arar. 60 ihtilalinin arkasında İngiltere’yi görmez. Türkiye’deki sol hareketin İngiltere’nin kontrolünde olduğuna ihtimal vermez. ... Aynı merkez medya şimdi neden aynı işleri yapamıyor.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT