BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > NOSTALJİ/ 40 yıllık hatırı var

NOSTALJİ/ 40 yıllık hatırı var

Hayatımızın ayrılmaz parçası kahve’ Kanuni Sultan Süleyman’a 455 yıl önce Yemen Valisi tarafından hediye olarak getirilmiş...



Üstüste iki fincan içtikten sonra, Kanuni Sultan Süleyman, “Varın bunu ahalimize de sunun ki, keyifleri yerine gelsin!..” iradesini buyurmamış olaydı, kahvenin varlığından kimin haberi olurdu?.. ugün hepimizin ve hele meraklıların, tiryakilerin kalaylı bakır cezvelerde fincan başına 5 gramlık ölçü ile koydukları, bol köpüklü, dibinde telvesiyle kahve, 455 yıl önce, Kanuni Sultan Süleyman Han’ın Yemen Vali’si Özdemir Paşa tarafından ünlü Hakan’a hediye olarak getirildiğini biliyor muydunuz?.. Şiirlere, şarkılara, türkülere konu olan “bir fincan kahvenin 40 yıl hatırı olur” sözünün hâlâ geçerli olduğu göz önünde tutulduğuna göre kahve, o dönemde Yemen’den kervanlarla çekirdek olarak getirilir, özel tavalarda kavrulduktan sonra çekilir ve kâse gibi fincanlarla, tam “Kallavi” olarak içilirmiş. Fatih’de oturan ve çiğ kahve sattığı aktar dükkânında genişçe bir çevre edinen Hasan Efendi’nin aynı semtte Timurhan Mektebi’nde okuyan oğlu Mehmet Efendi, bir yandan da babasına yardımcı olarak çalışır ayrıca Süleymaniye Medresesine devam edermiş. Ve Mehmet Efendi tahsilini ikmal edince, babası kendisini bir kenara çekerek şöyle demiş: -Oğul, ben artık yaşlandım, kulağım ağırlaştığı gibi, kendimi ibadete verdiğimden, bundan böyle işleri sen üstlen hayırlısıyle. Ve dükkânın da anahtarını teslim etmiş. Büyük dededen anılar Bugün Kurukahveci Mehmet Efendi müessesesinin sahip ve yöneticisi, aynı zamanda firma ismini veren Mehmet Efendi’nin torununun torunu Hulusi Kurukahveci’yi dinleyelim: -Büyük dedem Mehmet Efendi, babasından dükkânın devrini alınca kendisine şöyle cevap vermiş: “Muhterem Pederim, senin ibadetini ihmâl etmene gönlüm razı olmaz, fazla yorulmana da vicdanım elvermez, bundan böyle sizden beklediğim hayır duadır.” Ardından büyük dedem besmele ile işine el atarken, bir usta ile anlaşarak, tarifine göre bir büyük değirmen imâl ettirir, kavurduğu kahveyi çektirerek daha önce hazırladığı 250 dirhem, 500 dirhem kesekâğıtlara doldurarak satışa arzettiğinden büyük alâka görür ve kısa zamanda işleri genişletir. 1871 yılında Fatih’den ayrılarak bugünkü Eminönü, Tahmis Caddesi’ndeki tek katlı yere taşınır ve burada yerleşir. Bayrak üç oğulda 60 yaşında vefat eden büyük dedesinin 1931 yılında üç oğlu, Hulûsi, Hasan ve Ahmet Rıza efendinin işleri üstlendiğini anlatan Hulisi Kurukahveci sonrasınıda şöyle dile getirdi: -Soyadlarını da, “Kurukahveci” olarak alınca meslekte temayüz göstererek şöhretleri de alabildiğine yayılmış. Bir de zamanın teknolojisine ayak uydurup tek katlı binayı iki kat ilavesiyle 3 kata çıkarıp depo, satış ve yönetim olarak tek çatı altında toplamışlar. Dönemin ünlü ressamı İhap Hulisi’ye bugünkü firmanın logosunu çizdirip gazetelerde de ilanlarla şöhretlerine şöhret katmışlar. Özel araçlarla tekmil Anadolu ile Trakya’ya yayılarak firmanın tanıtımını yapmışlar. Sıra torunlarda Dede ve baba ve amcalarından minnet ve şükranla söz eden bugünkü yönetimin başındaki Hulûsi Kurukahveci gelişmeleri şöyle anlattı: -Bizler işi ele aldığımızda dış memleketlere de yayılmayı öne aldık, teknolojiye ayak uydurarak 250 gramlık zarif ambalajlı teneke, 100’er gramlık folyo paketleri bakkal ve marketlere yaydık. Amerika başta olmak üzere Avustralya ve tüm Avrupa ülkeleri ile Yeni Zellanda ve Hong Kong’a kadar Türk kahvesinin satışını sağladık.” Ve sözünü şöyle bağlıyor: -Türk kahvesi, Viyana muhasarası sırasında Avrupa’ya yayılmış, Batılılar da “Türk kahvesi”ni böylece benimsemişlerdir. Hatta dünyanın ünlü edebiyatçıları, şair ve romancıları, Moliere, Pierre Loti, Victor Hugo, Balzac, Madame de Pompadour, Alexandre Dumas, Andre Gide ile ünlü besteci Jean Sebastian eserlerini yaratırken Türk kahvesi yudumlamışlar. İlk zamanlar bazı yerlerde çiğ satılan kahve, evlerde özel fırınlarda kavrulur, el değirmenlerinde çekilir ve mis gibi, kallavi fincanlara konularak içilirdi, ancak kurukahvecinin getirdiği teknoloji bu usulü tarihe gömdü ve el değirmenleri, çevirmeli dolaplı değirmenler turistik veya antika oldu.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT