BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İstanbul meyve ve LALE’nin buluşma noktasıydı

İstanbul meyve ve LALE’nin buluşma noktasıydı

İstanbul bahçeleri, bir zamanlar binbir çeşit sebze-meyve, çiçek ve lale ile etrafa mis gibi kokular yayardı. Sadece 19. yy’daki İstanbul bahçelerinde tam 573 cins meyve bulunuyordu...



Her hafta, güncel konuları gözden geçiriyorum, yazımın konusunu ona göre belirliyorum. Bu hafta fetih haftası. Ben de İstanbul üzerine bir yazı hazırlamaya karar verdim. İstanbul yemekleri ve İstanbul mutfağı üzerine yazılmış çok kitap var. Bu kez yemeklerden değil bu şehrin bahçelerinden, meyve bahçelerinden, çiçeklerinden bahsetmek istiyorum. “Eskiden” diye başlayan cümleler, nedense hep olumsuz devam ediyor. Ya da olumsuz olanlar bizi daha çok etkiliyor. 19. asırda, İstanbul’daki meyve, sebze ve çiçekleri anlatan aşağıdaki bilgileri, 1973 baskısı, Büyük İstanbul Derneği’ne ait bir kitaptan derledim. Okurken üzüldüm, hayıflandım. Keşke, o devirde sakin, yeşil, bolluk, huzurlu ortamda yaşasaydım diyorum. Belki fazla romantik fazla nostaljik... Okuyun bakalım sizler ne düşüneceksiniz: 19. yy’da İstanbul’un çok yeri meyvelik. Meyve meraklıları arasında Hekimbaşı Salih Efendi ile Abdülmecid’in validesi Bezm-i Alem Sultan bulunuyor. 573 MEYVELİ BAĞ Valide Sultan, yurt dışından getirttiği fidanlarla 573 cins meyvenin bulunduğu bir bağ tesis etmiş. Meşhur bağda, 206 cins armut, 98 cins elma, 25 cins ayva, 43 cins şeftali, 31 cins kiraz, 21 cins kayısı, 9 cins nar, 11 cins incir, 11 cins dut, 15 cins muşmula, 59 cins üzüm, 31 cins portakal yetiştiriliyordu. Armutlar: Patlıcan armudu, bıldırcın armudu, hümayun armudu, yazma armudu, tıntın armudu, mum armudu, pazar armudu, kraliçe armudu, tahiri armud, bey armudu ve liste böylece uzayıp gidiyor. Elmalar: Vişne elması, tavşanbaşı elması, şahrum elması, ekmek elması, kabak elması, civan elması, şeker elması, yağlı kızıl elma gibi tam 98 çeşit. 43 şeftali cinsi için tek tek not alınmış, tarifi ve geldiği yer belirtilmiş. Sarı papa cinsi, Beylerbeyi sarayından getirilmiş, az sulu yarma şeftali. Papa şeftalisi, Tarabya kasrından, tüysüz, mayhoş. Rengi beyaz kış şeftalisi Halep’ten, lal rengi, kokusu güzel, misket elması büyüklüğündeki şeftali Bursa’dan, sulu Frenk şeftalisi Yenişehir’den Cebellübnan adı verilen renkli, kokulu şeftali Beyrut’tan. ÜZÜMLER SAYMAKLA BİTMEZ Valide Sultan’ın bahçesindeki 31 çeşit kirazın çoğu, aralarında, virani kiraz, dalbastı kiraz, tatlıoğlu kirazı gibi nadide cinslerin bulunduğu fidanlar İstinye İbrahim Bey yalısının bahçesinden getirilmişti. 9 çeşit nardan öne çıkanlar, çiçek narı, kayısı kokulu nar, Derviş Nadi narı, şerbet narı, şurup narı idi. O devirde, bildiğimiz, alelade muşmula İstanbul’da çok bahçede vardı. Ancak, Valide Sultan’ın bahçesindekiler iri, sulu, salkımlı idi. Üzümler ise saymakla bitmiyor. Bugün sadece belli başlı 5-10 üzüm çeşidi kalan topraklarımızda, o devirde sadece İstanbul’daki bahçede 59 cins asma ve bağ vardı. Kara dünya, Bulgaristan’dan, kabuğu ince, çekirdeği az kara üzüm Ödemiş ve Aydın’dan. Kabak üzümü Tokat’tan, siyah, beyaz her salkımı karışık tatlı üzüm Merdivenköy’den. Parmak üzümü Beyoğlu’ndan, iri beyaz kabak üzümünün fidesi Çeşme’den, siyah hanım parmağı üzümünün fidesi ise Topkapı Sarayı’ndan alınmıştı. ÇEŞİT ÇEŞİT LALELER 18. yy’da İstanbul’da ağaç, çiçek ve bahçe sevgisi büsbütün ortaya çıkmış, özellikle lale merakı başlamıştı. Dünyanın her tarafından lale soğanları gönderilmiş, nadide lalelerin fiyatları yükselmişti. Mesela, İranlıların (Lâle-i duhteri) adındaki soğanına İstanbul’da (mahbub) adı verilmiş ve tanesinin fiyatı bin altına varmıştı. Bunun üzerine, (lale envaına narh) olmak üzere bir ferman çıkarılmış, lalelerin fiyatları belirlenmişti. Eski bir defterden alınmış o devrin meşhur lalelerinden bazıları: Elmaspare, Dağ-ı dil, Cam-u cem, Cevher-i sirap, Mazhar-ı şeref, Müferrihi zat, Berk-i rana, Ferah peyker, Nihal-i gülşen, Hüsnü gülzar, Nadire, Şevkaver, Peyker-i yakut, Nuru saadet, Sim endam, Memba-ı hayat, Gülbünü işve, Şinaver, Necm-i ikbal. İlk zamanlar sadece yerli bahçıvanların tanzim ettiği bahçeler, 18. yy sonlarında batı kültürünün etkisiyle yabancı bahçıvanlara emanet edildi. Yukarıda anlattığım eski İstanbul çiçekleri, meyve bahçeleri, berrak Boğaziçi, yeşil tepeleri ile şimdiki gürültülü, betonlara hapsolmuş şehirden ne kadar uzak... Haftaya kadar sağlık, huzur, lezzetli günler diliyorum.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT