BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Başını kaldırıp baktı ki!..

Başını kaldırıp baktı ki!..

Ürperdi. Bütün tüyleri diken diken olmuştu. Birkaç gün önce delicesine sevdiği bu adamdan şimdi nefret ediyor, elleriyle gırtlağını sıkıp öldürmek istiyordu.



Ürperdi. Bütün tüyleri diken diken olmuştu. Birkaç gün önce delicesine sevdiği bu adamdan şimdi nefret ediyor, elleriyle gırtlağını sıkıp öldürmek istiyordu. - Yürü, sallanma... Odadan çıkıp lobiye indiler. Birkaç turist vardı oturan. Onlardan medet umarcasına baktı Şehnaz. O anda kolunda müthiş bir acı hissetti. Şahin yakalamış, olanca gücüyle sıkıyordu etlerini. - Önüne bak, gebertirim seni... Acıyla fısıldadı: - Tamam, önüme bakıyorum. Dışarı çıktılar. Görevliler yerlere kadar eğilerek geçirdiler ikisini de. Arabaya bindiler. Şahin elini kaldırarak selamladı görevlileri. Yüklendi gaza, araba sarsılıp öne doğru atıldı. Bir rüya halinde başlayıp bir kâbus haline dönüşen müthiş tatil (!) bitmişti. Yol boyunca büzülüp hiç konuşmadı genç kız. Şahin ise sanki o hiç yokmuş gibi davranıyordu. Islık çalıyor, arabanın teybini açıp söylenen şarkılara eşlik ediyordu. Mola verdikleri yerlerde hiç yanından ayırmadı kızı. Kendisinin haberi olmadan nefes almasına bile izin vermiyordu adeta. Son derece sıkıntılı bir yolculuktan sonra girdiler İstanbul’a Şehnaz birden umutlandı. Hiç olmazsa biricik anasıyla aynı şehirdeydi. Bir punduna getirip kaçabilirse ulaşırdı annesine. Yalvarırdı, hata yaptığını söylerdi. Hem de kendilerini bu hale düşüren adamı ihbar eder yakalatırdı. Şahin’in sesiyle irkildi: - Beyninden neler geçiyor, kaçmayı mı düşünüyorsun yoksa? Suçluluk duygusuyla titredi. Kekeledi: - Ha.. hayır... hiçbir şey düşünmüyorum... Pis pis sırıttı adam: - Sakın öyle bir şey düşünme. Aklına böyle şeyler getirirsen zaten başına gelecekleri de bilmen lazım. Sesini çıkartmadı Şehnaz. Daha da büzüldü oturduğu yerde. Biraz önce aklından geçen umut dolu düşünceler bir anda yok olup çaresizliğine gömüldü. Nereye gittiklerini bilmiyordu. Araba kıvrak bir manevrayla döndü. Beş katlı bir apartmanın önünde durdu. Sessizce indi genç kız. Şahin, bagajdan çantayı aldı: - Haydi yürü bakalım, eve gidiyoruz... Başını kaldırıp apartmana baktı. Son derece lüks bir semtte, lüks bir apartmanın önündeydiler.  Seher biraz olsun toparlamıştı kendini. Hastahaneden çıktığından beri dinleniyor, Müzeyyen hanım bir çocuk gibi bakıyordu ona. Oyalamaya çalışıyor, elinden geldiğince teselli ediyor, umutlandırıyordu. Zavallı kadın hemen hemen hiç konuşmuyor, yanındaki bu yaşlı insanların ilgisine minnetle bakıyor, kafasının içindeki düşüncelerden bahsetmemeye özen gösteriyordu. Eğer planlarını söyleseydi, mutlaka engel olacaklardı. Biraz gücünü topladıktan sonra çıkıp bütün galerileri arayacaktı. Kararlıydı. O gün biraz daha dinç hissetti bedenini. Nafiz bey pazara alış verişe gitmişti. Kahvaltı sofrasını toparlayan Müzeyyen hanım yan gözle baktı Seher’e: - Yüzün biraz renklendi gibi, iyisin değil mi? Başını salladı usulca: - İyiyim Müzeyyen abla, Allah razı olsun, sayenizde kendime geldim. Sustu. Bardağında yarım kalan çayını içti. - Biraz çıkmak istiyorum, bir eve gidip dolaşayım, karakola uğrayayım bakayım. - Daha erken değil mi Seher? Yeni yeni toparlanıyorsun kızım! - Değil abla, aklımda duracağına, böyle merak edeceğime gidip bakayım. Belki bir şeyler vardır. * DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT