BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Şeytan rezil oldu...

Şeytan rezil oldu...

Hiç yüz bulamayınca, la’in şeytan Hâcer’den, Rezîl rüsvay olarak, geri döndü o yerden



Hiç yüz bulamayınca, la’in şeytan Hâcer’den, Rezîl rüsvay olarak, geri döndü o yerden “İhtiyar” kılığına, girerek aynı minvâl, Hazret-i İsmail’in, yanına geldi derhal. Dedi ki: (Ey İsmâil, bilir misin ki şu an, Nereye götürüyor, acaba seni baban?) Anlamadı O onun bir “şeytan” olduğunu, Dedi: (Ziyâretine, götürüyor dostunu.) Şeytan “yemin” ederek, dedi ki: (Ey İsmail, “Kesmeğe” götürüyor, ziyâret falan değil.) Dedi ki: (Hiç bir baba, “öldürür mü” oğlunu? Gördün mü sen ömründe, böyle şey olduğunu?) La’in şeytan bu sefer, dedi ki İsmâil’e: (Bunu, “Allah emretti”, belki de rüyâ ile.) O dedi (Bunu Allah emrettiyse eğer ki, Buna, cân-ü gönülden, “razıyım” elbette ki.) Ve sonra babasına, dedi ki: (Bu ihtiyar, İster ki versin bana, bir vesvese ve zarar.) Buyurdu: (Ona ‘taş at’, uzaklaşsın bu yerden.) İsmâil taş atınca, def olup gitti hemen. Şeytan İsmail’den de, hiç yüz bulamayarak, Hazret-i İbrâhim’e, yaklaştı son olarak. Dedi ki (Ey İbrâhim, sen “yanlış” yapıyorsun, “Şeytan vesvesesiyle”, hareket ediyorsun. Bir “rüya” üzerine, oğlunu boğazlama, Sonra pişman olursun, faydası olmaz ama.) Anladı lâkin onun, bir “şeytan” olduğunu, Şöyle cevap vererek, yanından kovdu onu: (Bu, ‘Rabbimin emri’dir, sen ise bir ‘şeytan’sın, İbrâhim ve ehline, bir zarar yapamazsın.) Bu cevabı alınca, “rezîl oldu” bir daha, Oradan uzaklaştı ve gizlendi bir dağa. Oradan “vesveseler” vermeye etti devam, İsmâil’e hitâben, söyledi bazı kelâm. Dedi ki: (Ey İsmâil, şimdi kanın akacak, Öleceksin, kabrin de, içimde bulunacak.) İsmail babasına, arz etti ki o zaman: (Şöyle şöyle bir sesler, duyuyorum şu dağdan.) Buyurdu ki: (Evlâdım, duyarım ben de, fakat, “Şeytandır” o konuşan, ona etme iltifat.) Sonra “Buseyr dağı”na, iyice yaklaştılar, O anda göklerdeki, melekler ağlaştılar. Dediler: (Sübhânallah! Bir peygamber oğlunu, “Boğazlamak” üzere, getirdi şimdi O’nu. Sabr-ü tahammülünü, ziyâde et sen O’nun, Zirâ hiç tereddütsüz, emrine eğdi boyun.) Velhâsıl Halilullah, orada İsmâil’e, Gördüğü rüyâları, anlattı tamâmiyle. Ve sonra buyurdu ki: (İşte böyle evlâdım, Seni “kurban etmeği”, Rabbimden emir aldım. Ve seni “bu maksatla”, getirdim ben bu yere, Bu bâbda fikrin nedir, ne diyorsun bu emre?) Dedi ki: (Babacığım, ne derim ki bendeniz, Beni boğazlamanı, emretti mi Rabbimiz?) O, “Emretti” deyince, O’nun bu suâline, “Sürûr” ve “sevinç” doldu, İsmâil’in kalbine.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 99149
    % -0.14
  • 6.088
    % -1.44
  • 7.1558
    % -1.59
  • 8.022
    % -1.26
  • 233.843
    % -1.75
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT