BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Gizli celselerde:Türk-Kürt

Gizli celselerde:Türk-Kürt

Tarih 4 Mart 1923, İsmet Paşa ve Rıza Nur, Lozan’dan (ara vererek) dönmüşler. Mebuslar onları sorguya çekiyor. Heyecanlı kader günleri. İşte, İngilizler, el koydukları Musul’a hileyle yerleşmek için, kukla bir “Kürt devleti” kuruyorlar.



Tarih 4 Mart 1923, İsmet Paşa ve Rıza Nur, Lozan’dan (ara vererek) dönmüşler. Mebuslar onları sorguya çekiyor. Heyecanlı kader günleri. İşte, İngilizler, el koydukları Musul’a hileyle yerleşmek için, kukla bir “Kürt devleti” kuruyorlar. Erzurum’un ünlü hatibi yiğit milletvekili Hüseyin Avni (Ulaş) bey kürsüdedir. İngiliz, bizimkileri Lozan’da uyutarak, “Musul’u şimdi değil ama, bir yıl sonra vereceğim” demeye kalkmış. H. Avni buna kananları hırpalıyor: “-İngilizlerden Mısır’ı aldınız mı, Kıbrıs’ı aldınız mı efendiler? Musul’u bugün sana vermeyen yarın ne için versin? Gayesi orada bir Kürt hükümeti teşkil edip, senin memleketini parçalayıp neticede bir Ermenistan kurmak değil midir?.. Size söylüyorum: Kürdistan hükümeti yapılamaz. Yarın oralarda Ermiler hâkim olacaktır... Kürt’ün âciz olanları İngiliz boyunduruğunda esir kalacaktır. Biçareleri orada (Musul’u vererek) körü körüne öldürtemezsiniz efendiler. Münevverleri keserler, cahilleri esir ederler. Sonunda yine Ermenistan meydana çıkar. İngilizler muvakkat “Kürt hükümeti” teşkil ettirmiştir. Daimi de olsa yürümez. Onlar ancak Türkler’le yükselebilir. Kürtler, Türk harsı ile büyümüştür. Türk’ten başka bir şey değildir efendiler... Zaten hepimiz Türk’üz. Biz (Erzurum Kongresi’nde) Misâk-ı Milli’yi çizerken Türk, Kürt düşünmemiştik.” İzmir Mebusu Sırrı Bey, bir sonraki oturumda, Hüseyin Avni Bey’inkilere şu endişeleri de ekliyor: “-İngilizler güya ‘millî vasıfları haiz’ bir Kürt hükümeti kurar kurmaz, İran idaresindeki Kürtler’in buraya katılması için teşviklerde bulunacaklardır. Onu tamamladıktan sonra, belki ondan da evvel bizimle beraber çalışan, şimdi bu uğurda evlâtlarını feda eden Kürtler’in dahi iltihakına çalışacaklardır... Sonra da hem bizi, hem İran’ı zaafa düşürecek, kukladan ibaret bir devlet meydana gelecek...” 6 Mart 1923, Bitlis Mebusu Yusuf Ziya Bey, kürsüdedir; “-Arkadaşlar ben Kürt’üm. Fakat Türkiye’nin tealisini, Türkiye’nin şerefini, Türkiye’nin terakkisini temenni eden Kürtler’denim.” Durak Bey (Erzurum) -Türk-Kürt meselesi yoktur. Yusuf Ziya Bey (devamla) -Türk’le Kürt teşriki mesai ederek yaşamazlarsa, ikisi için de âkıbet yoktur. Binaenaleyh, hangisi hangisine ihanet ederse, ikisi için de âkıbet yoktur... (bu kukla hükümet yüzünden) Kürtler birbirini boğacak, büyük cidâl başlayacak... Kürt’ün birliği, bir parça halinde idare edilmesindendir... İngiliz, Musul’da alladı pulladı, bir kukla vücuda getirdi. Kürt’ü o gözboyayıcı kukla ile aldatmak istiyorlar. İngilizler’in altını, o kuklanın varlığında çok iş görecektir arkadaşlar.” (TBMM Gizli Celse Zabıtları Cilt: 4 Sh: 93-94-112-163 * * * Milli Mücadelede “irade-i milliye” ve “Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir” düsturlarına bağlı demokratik cumhuriyetin kaynağı olan Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin, inanmış büyükleri ağzıyle dile getirilen Türk-Kürt meselesini, yayımlanmış zabıtlardan okudunuz. Şimdi, şöyle bir vaka var: Hollanda’nın bilmem ne şehrinde diaspora Ermeniler, Türk düşmanlığını yeniden azdırmak için, bir belediye başkanını rüşvetle kandırıp bir Soykırım anıtı (!) diktirmişler. Yüzbinlerce Türk’ün de yaşadığı Hollanda’nın, bu rezilliğe göz yumması ayıp. Güya yedek üye namzedi olduğumuz Avrupa Birliği’nin de bu alçakça iftiraları Hıristiyanlık aşkına, seve seve görmezlikten gelmesi daha da çirkindir. Fakat biz, “tek dişi kalmış canavar Avrupa”ya her barbarlık ve dönekliği yakıştırdığımız için bunu da olağan görürüz. Dünya durdukça akrep, akrep kalacaktır; yılan da yılan... Biz neye üzülür, neden utanırız biliyor musunuz? Bakın: Gelen haberlere göre, kendisini Kürt diye ilân eden PKK’lı bazı siyasilerin yani dolandırıcı, üç kağıtçı, cibilliyyetsiz haydut ve eroin tacirlerinin... Bilhassa Türkiye’de yaşayan halkımız aleyhinde çaba gösteren bu kanlı Taşnakçı Ermenileri desteklemeleri ve alkışlamalarıdır. Bunu yapanlar, sahiden Kürt olsaydılar, Milli Mücadele’de en büyük fedakârlık ve feragatle birlikte vuruşup şehit olduğumuz kardeşlerinin düşmanlarını alkışlamazlardı. O zaman dahi Ermeniler tarafından yüzbinlercesi birlikte boğazlanıp toplu mezarlara gömülen Kürtler’in evlâtları torunları olsaydılar... Hiç bu kadar alçalabilirler miydi? İnsan yüreklerinin, Milli Mücâdele şehitleri ile birlikte yandığına emin olduğum Kürtler vatandaşlarımın bugünkü torunları olan “kardeşlerimizin” öz dedelerini bir daha candan hatırlamalarını dilerim. Sözde “Kürtlüğü” temsil ettiklerini iddia ile 30 bin Türk ve Kürt insanımıza kıyan PKK’lı canavarları lânetlemek Allah için caiz değil mi?
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT