BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > 163 ve 312

163 ve 312

AB sürecindeki Türkiye, fikir ve ifade hürriyeti konusunda hâlâ ilkel tavrında ısrar ediyor! Ayıplı demokrasisini içine sindirebiliyor!



AB sürecindeki Türkiye, fikir ve ifade hürriyeti konusunda hâlâ ilkel tavrında ısrar ediyor! Ayıplı demokrasisini içine sindirebiliyor! Aynı tutucu zihniyet, Özal’ın 1991 yılında kaldırdığı 141, 142 ve 163. maddeler karşısında kıyametin kopacağını iddia ediyordu. Geçen bunca sene içerisinde meselenin hiç de zannedildiği gibi olmadığı görüldü ve anlaşıldı. Ancak; TCK’daki 312. madde, 1. fıkrasındaki muğlaklık, bazı savcılar tarafından 163. madde gibi işletildi! Düşünce hürriyeti ve düşüncesini ifade edip yayma hürriyeti en önemli insan hakkıdır. Batı’lı gelişmiş demokratik ülkeler, ceza kanunlarında; fikir ve ifade suçu ile ilgili “yakın ve açık tehlikeyi” belirtmişlerdir. Biz ise, bu belirsizlik yüzünden aydınlarımızı, düşünürlerimizi, devlet ve siyaset adamlarımızı mahkum etmeye devam ediyoruz. Tabii bu fotoğraf Batı için iyi bir görüntü değil. 312. maddeden son olarak eski bir Başbakan (N. Erbakan) mahkûm edildi. Daha evvel de Kayseri eski Belediye Başkanı Şükrü Karatepe, İstanbul Büyükşehir eski Belediye Başkanı Tayyip Erdoğan ve eski Bakan Hasan Celal Güzel mahkûm edilmişti. Erbakan’ın mahkumiyeti 312’nin ikinci fıkrasından; yani. “Değişik sınıfları, milletleri, ırkları, mezhepleri, dinleri birbiri aleyhine kin ve düşmanlığa sevkedici tahriklerde bulunmak, ya da savaş tahrikçiliği yapmak...” Erbakan 1994’te Bingöl’de yaptığı bir konuşma ile bu kanunu ihlâl ettiği gerekçesi ile yargılandığı Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi’nce 1 sene hapse mahkûm oldu. Dava, temyiz edildiği takdirde, Yargıtay 8. Dairesinde ele alınacak. Aynı daire daha evvelki Şükrü Karatepe ve Tayyip Erdoğan’ın bu yöndeki cezalarını onaylamıştı. İç hukukumuza göre, bu zevatın siyasi hakları ömür boyu bitiyor. Yani siyaseten katl (i’dam) durumuyla karşı karşıyalar!.. İşte bu durum, yani suç olan bir sözü söyledi diye bir kişiyi ömür boyu siyasi haklarından men etmek, dünyanın hiçbir demokrasisine sığmaz. Bizim demokrasimize de sığmamalı... Zaten, başta Başbakan Ecevit olmak üzere bütün siyaset ve devlet adamlarımız, aydınlarımız, yazar ve çizerlerimiz de bu durumu içlerine sindiremediklerini ifade ediyorlar. Kimse, işlenen suçların cezasız kalmasını savunamaz. Ama verilen cezanın da insan haklarına ve demokrasi normlarına uygunluğu gerekir. Madem ki AB’ye girmek için çırpınıyoruz; bir an evvel oradaki hukuk normlarına kavuşmalıyız. Yarın; Temyiz’in tasdikinden sonra, N. Erbakan’ın başvurabileceği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, verilen karara aleyhte tavır alırsa ne olacak? Hiç düşündük mü? 312. maddenin demokratikleştirilip Avrupa hukuk normlarına göre yeniden düzenlenmesi, Meclis’in önündeki en önemli ve belki de ilk işidir. Bazılarının sandığı gibi, Cumhurbaşkanlığı seçimi için asla bir pazarlık konusu olarak değerlendirilmemeli... Çok daha önce yapılması gerekirdi. Ama, zararın neresinden dönülürse kârdır. Zira bu mesele N. Erbakan veya T. Erdoğan meselesi olmayıp topyekun milletin ve demokrasimizin meselesidir.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT