BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hoşgörü

Hoşgörü

Kurban Bayramı’na Perşembe günü giriyoruz. Yani, hoşgörüye en muhtaç olunan günler yaşanıyor.



Kurban Bayramı’na Perşembe günü giriyoruz. Yani, hoşgörüye en muhtaç olunan günler yaşanıyor. Hoşgörü bütün dünyada, insanlığın aradığı, arzuladığı belki de en büyük haslet. Kolaylıkla elde edilmeyen, bir türlü yakalanamayan hoşgörü, insanoğlunu meşgul ediyor, etkiliyor. Aslında, hoşgörünün anlamı ve kapsamı insandan insana değişeceği gibi toplumdan topluma, ülkeleden ülkeye de değişik biçimde yorumlanıyor ve uygulanıyor. Ne var ki, nasıl anlaşılırsa anlaşılsın, nasıl uygulanırsa uygulansın hoşgörü gerçekten de büyük bir haslet. Gururun, bencilliğin ve öfkenin durduğu yerde başlayan hoşgörü insanın benliğini ne kadar sararsa, mutluluğun derecesi o kadar yüksek olur. Özellikle kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’den kaynaklanan ve yüce Peygamberimizin hadislerinde vücut bulan hoşgörünün, dünyaya yayılışı bize gurur ve heyecan vermeli. Evrensel boyutlar kazanan hoşgörünün sözü çok edildiği halde uygulanmadığı ve çifte standartlarla gölgelendiği bir gerçek. Bireylerden başlayarak, kademe kademe ta ülkelerarası ilişkilere kadar hakim olması gerekli olan hoşgörünün anlamı, kapsamı ve sınırları anlayışlara göre değişiyor. Yani, hoşgörünün sınırlarını belirlemek çok güç. Ne var ki, asgari müştereklerde birleşildiğinde, hoşgörü kendiliğinden ortaya çıkıyor ve işlevini yerine getiriyor. Çoğu vakit haklının değil de, güçlünün hoşgörü sınırlarını çizmesi ve uygulaması ise büyük kargaşaların ve haksızlıkların doğmasına sebep oluyor. Özellikle batının, İslam dünyasına karşı bu “zalim” çarkı işlettiği görülüyor. Böylece hoşgörü yerini baskı ve zulme bırakıyor. Biz, özellikle uluslararası ilişkilerde hoşgörüyü istediği gibi anlıyan ve uygulayan batıyı bir yana bırakarak, toplumumuzdaki yeri üzerinde durmak istiyoruz. İşin acısı, hoşgörünün toplumumuzda da tam anlamıyla uygulanmadığını daha doğrusu kişilerin bu duygudan uzaklaşmakta olduğunu görüyoruz. Ufak tefek hataları görmeme, kasıtlı olmayan yanlışları anlayışla karşılama, haktan feragat etme, özürü kabul etme, af etme gibi olaylarla kendini hissettiren hoşgörüye o kadar ihtiyacımız var ki. Ancak, hoşgörünün karşılıklı işlemesi ve toplumumuza hakim olması lazım. Bazen, toplumumuzun hoşgörüden uzaklaşmakta olduğunu da “kahrolarak” görüyoruz. Karşılıklı sevgi, saygı, kişi hak ve hürriyetlerine dikkat gibi hasletlerden süratle uzaklaşma eğilimi gösteren toplumumuzda, hoşgörünün eksikliği kendiliğinden ortada. Birçok ünlü işadamımız, bilim adamımız, yazarlarımız, hukukçularımız hatta politikacılarımız hoşgörünün manasını ve etkisini bilmemekte, hasretini çekmekte. Sabancı gibi, hoşgörü ile yoğrulmuş çok işadamımız var. Örnek vermek gerekirse, Yönetim Kurulu Başkanımız Dr. Enver Ören’in hoşgörü duyguları gerçekten zirvede... Şoför ile genel müdürü eşit görüşünden tutun da, bütün insanlara sevgi ve saygısına kadar. Bu arada hiç kimsenin isteğini de red edemiyen özellikle kalbini kırmamaya gayret eden, gülümsemeyi yüzünden hiç eksik etmeyen Ören’in bu hasletleri, başarıyı da yakalamasına daima yardımcı olmakta. Denilebilir ki, hoşgörüye sahip olan insanlar, hem mutlu hem de başarılı olurlar. Manevi ve maddi kazancı, başlangıç noktasında, hoşgörülü olmanın şartı yer alıyor. Nereden bakılırsa bakılsın, hoşgörünün toplumumuza, önce aileden, sonra sokak ve okuldan başlayarak bütün kurum ve kuruluşlarda hakim olmasını diliyoruz. Özellikle Kurban Bayramı’nda hoşgörünün zirvesini yakalayarak birbirimize örnekler sergilemeliyiz.
Kapat
KAPAT