BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Silah lobisi ve TSK!

Silah lobisi ve TSK!

Bazı köşe yazarlarımızın solcu sicilleri, ya yakalarından ya da yenlerinden, kırmızı mintan gibi, seyirtiyor!. Çoğu, kalıtımsal ve insiyaki olarak, asker ve ordu karşıtıdırlar.



Bazı köşe yazarlarımızın solcu sicilleri, ya yakalarından ya da yenlerinden, kırmızı mintan gibi, seyirtiyor!. Çoğu, kalıtımsal ve insiyaki olarak, asker ve ordu karşıtıdırlar. MGK’nın kaldırılması ve sivilleştirilmesi hususundaki AB baskılarına, demokrasi adına can-ı gönülden destek vermeleri de, bu düşmanlığın bir boyutudur.. TSK kışlasına sokulur ve böylelikle bildiğimiz anlamdaki laik, üniter ve milliyetçi Türkiye Cumhuriyeti’nin son sigortası sökülürse, bayram edeceklerdir. Hatta bu yüzden, sözde “laik”lik yanlısı olmalarına rağmen, 28 Şubat sürecine de “antidemokratik” diye, takılmaktan geri durmazlar. HELİKOPTER BAHANE.. Ama orduya, doğrudan doğruya, saldırmaya cesaretleri olmadığı için fırsat kollarlar, bir bahane bulurlar, yandan veya arkadan hınçlarını kusarlar. Şu sırada, Türkiye’nin ihtiyacı olan 145 saldırı helikopterinin ihalesi gündemde. Dört milyar dolarlık bir harcama gerektirecek olan bu ihale konusunda Başbakan Ecevit, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kıvrıkoğlu, azami bir titizlikle hareket ediyorlar; maksatları en uygun tip helikopteri en ucuza ve müsait şartlarla satın almak, çok dedikodu götürür bir konuda hiçbir şüpheye mahal bırakmamak! Ama peşinen söyliyeyim, en uygun çözümü, en müsait şartları bulsalar bile, şom ağızlılar, çıkarları önlenenler, susmayacaklar ve muhakkak bir kulp takacaklardır. Bu dedikoduları önlemek için, galiba en iyisi bu ihaleden vazgeçmek ve helikopterleri almamak diyesim geliyor. Zaten bazılarının maksadı da bu! Necati Doğru, bütün dünya orduları küçülür ve silah harcamaları azaltılırken Türkiye’nin yılda 3-4 milyar doları ordusuna silah almaya harcamasını kınıyor, ama bu konudaki ihtiyaçları belirleyen Genelkurmay’ı eleştirmek cesareti olmadığı için, ağzında birşeyler geveliyor ve Ankara’daki silah lobisini, türlü yollardan, bazı bakanlara ve milletvekillerine, emekli komutanlara nüfuz ederek, yüksek etiket fiyatlarıyla bu harcamaların yapılmasına sebep olduğu için kınıyor. ZORUNLUK Pekala, silahlara ve orduya yapılan yatırımlar yanlış mı? Lüks mü? Özellikle 145 helikopterin alınması, genellikle silahlı kuvvetlerimize ve modern silah ve teçhizat alımları konusundaki bu yatırımlar gerekli mi?” Genelkurmay’ın söylediği ve harp akademilerinde benim de katıldığım sempozyumlarda askeri ve sivil uzmanların belirttiği gibi -dünya çıkar ve güçlerinin kesiştiği ve çatıştığı, Balkanlar, Kafkaslar ve Orta Doğu’yu kapsıyan enerji kaynaklarının bulunduğu, etnik çatışmalara gebe, coğrafi ve stratejik bir konumda olan Türkiye’nin, iç sıkıntıları ne olursa olsun, kendi başına -yani müşteri devlet hüviyyeti ile değil- bir bölge gücü olması zorunludur. Amerikalılar bu potansiyelimizi bildikleri için Avrupalılar’ı, AB’ye üyeliğimiz konusunda yumuşamaya zorladılar. Ama, biz ABD ile ne kadar sıkı stratejik işbirliği yaparsak yapalım, askeri gücümüzün envanteri bakımından ilanihaye, zaman zaman iç lobilerinin baskıları ile, ambargolar ve kısıtlamalar koyan Washington’a ve bize parası ile de olsa silah ve teçhizat vermemek için, türlü bahaneler icat eden Avrupalılar’a bağımlı kalamayız. Kendi silah ve teçhizat endüstrimizi muhakkak geliştirmeliyiz. Helikopter alımı da, F-16 uçaklarında olduğu gibi sadece 145 helikopterin alınması değil, kendi helikopterlerimizi kendi imal etmemizin, hatta gene Türk Havacılık Endüstrisinde kendi dizayn ve teknolojilerimizi geliştirmemizin ileri bir adımı olacaktır. Saldırı helikopterlerinin de Güneydoğu’da ne kadar yararlı olduğu görüldü. Ve PKK bitmiş olsa da daha o iş bitmedi. OYUNCAK DEĞİL Kısacası, Türkiye silahlarını bazı Arap ülkelerinin Güney Amerika memleketlerinin yaptığı gibi, oyuncak alır gibi almıyor. Son günlerde Birleşik Arap Emirlikleri en ileri tipten 50 F-16 savaş uçağı satmış. BAE parayı bastırınca, bu uçağın her türlü elektronik donanımı olan tipini alabiliyorlar. Oysa, ABD hükümetinin bu konulardaki ilkesi, uçak ve silah tiplerin, donanımlarını dış politika ve bölge dengelerine göre ayarlamak, mesela Türkiye’ye sattıkları veya imalat lisansını verdikleri F-16’larla Yunanistan’a verdikleri F-16’ların tip ve elektronik donanımları arasında, iki ülke arasındaki dengeyi korumak hesapları var. Bizim de, neticede bu kayıtlardan kurtulmamız, kendi teknolojilerimizi geliştirmemize bağlı! Basit bir liboş zihniyetle “bu helikopterleri almazsak, o para sivil işlere gider” diye düşünmek de mümkün değil. Geçmişte ‘30’lu ‘40’lı yıllarda Ankara’da küçük Magister uçaklarının imalatına başlanacakken bu kafa yüzünden vazgeçilmişti. Oysa o proje uçak endüstrimizde önemli bir başlangıç olabilecekti! İki gündür köşesinde, helikopter konusuna takılan Necati Doğru da, “Askerler böyle söylüyorlar” diye yukardaki aynı gerekçeleri, kerhen, sıraladıktan sonra, sivillerin bu konuda sessiz kalışlarına kızıyor, askerleri eleştiremeyeceği için, Ankara’daki “silah lobilerine” çatarak dolayısı ile askerlere vurmaya yelteniyor. Necati Doğru’nun son cümlesi de ilginç; “Ankara Silah lobisinin esiri”... Neredeyse “TSK silah lobisinin esiri” diyecek; ama işte onu diyemiyor! Solcularımızın yeni gözdesi globalizmin gerekleri olan “silah lobilerinin” dünyanın her yerinde olduğu gibi, Türkiye’de de faaliyet gösterdikleri ve türlü yöntemler kullandıkları doğru olabilir. Ama bu, silah ve uçak konusundaki ihtiyaçlarımızın, gerçek ve hayati olduğu hususunu gözardı etmemize sebep olabilir mi? Türkiye’nin bazı ülkeler gibi oyuncak alır gibi, lüzumsuz yere, helikopter ve silah aldığı iddia edilebilir mi? Hem, bütün yozlaşmalar içinde, Türkiye’nin en saygın ve yozlaşmamış varlığı kalabilmiş TSK’nın kurum olarak, Ankara’daki “silah lobisinin” esiri olduğu düşünülebilir mi? GÜNÜN FİKİR KIRINTISI “Barış ve sükunet istiyorsan, savaşa hazır ol” Türk Atasözü
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT