BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kavun, karpuz

Kavun, karpuz

“Biz adam olmayız” felsefesinden hoşlanmıyoruz. Bu bir hakarettir. Neden adam olmayacakmışız, şimdi adam değil miyiz? Adamız. Adam gibi adamlarla dünyaya adamlık numunesi olmamış mıyız? Olmuşuz.



“Biz adam olmayız” felsefesinden hoşlanmıyoruz. Bu bir hakarettir. Neden adam olmayacakmışız, şimdi adam değil miyiz? Adamız. Adam gibi adamlarla dünyaya adamlık numunesi olmamış mıyız? Olmuşuz. Hâlâ söyleye, tükete, övüne, gerile o mirası kullanmaktayız. Biz adam olmayız karamsarlığına kapılmaya gerek yok. O bir psikolojik savaş taktiğinin ürünüdür. Hemen herkes, gönüllü gurka olarak kendi milletine ateş etmektedir. Doğru, çok doğru; ama vaktin kıymetini bilmediğimiz, kalkınmış milletler kadar zamanı planlı harcamadığımız, onlar kadar çalışmadığımız da doğru. Randevu mefhumundan dahi yeni yeni haberdar olmaktayız. Randevulu ziyaret, şehreküstümlerle* taşrada hâlâ hakkıyle bilinmez. Zaman, bizde geniş, uzun ve dipsizdir. Bugün de bitmez kış gecelerinin masal rehavetindeyiz. Nasıl çelişkidir bilinmez, izahı zor, kavranması imkânsız... İslamiyet, hemen her müessesesini vakitle mukayyet kıldığı halde onun mümtaz bir mensubu olan bu millet, zaman değerine böylesine kayıtsız. Yoksa, “tez!”, “kop!”, “koş!”, “haydi!”, “biraz kımılda!”, “yürüsene!” ve benzeri emir kipleri yalnızca Türkçe’ye mi mahsus? Muhakkak ki değil ama, diğer dillerde bu kadar ikaz var mıdır acaba? Zaman anlayışımız, tatil ve bayram idrakimizle apaçık kendini belli ediyor. Tatilin tembellik olarak yorumlandığı başka bir diyar neresi? Ya şu kadar uzun tatilin resmen yaşandığı memleket? Bir trafik kazalarında birinciyiz, bir de tatilde. Hadi diyelim ki trafik kazaları, at kültüründen gelmenin genetik kalıntılarını taşıyor, abese yakın böyle bir iddianın ağza alınması zordur. Peki, tatili abes bile olsa hangi sebebe bağlayabiliriz? Yılda 52 hafta var; cumartesi-pazar tatili bu yüzden 104 gün yapmakta. Memurlar bu iki gün çalışmıyorlar... Yılbaşı 1 gün tatil. Daha yıla adım atarken tatille başlıyoruz. “Başka devletlerde de böyle” demenin anlamı yok. Onların tatil günleri, bizimkinin yanında devede kulak kalır. 23 Nisanda 1 gün tatil. Çocuk bayramında koca koca adamlar niçin tatil yapar? 19 Mayıs’ta 1 gün tatil. Bu da gençlerin bayramı çocuklarla büyüklere ne? 30 Ağustos’ta da 1 gün tatil var. Bu gün tatil yapılacaksa o hak askere mahsus olmalı. 29 Ekim’de yine 1 gün tatil. Kanunun kepenk indirmeyi mecburi saydığı tek tatil budur. Mahalli kurtuluş günleri ayrıca tatil. Dinî bayramlarda dînen böyle bir mecburiyet olmadığı halde toplam 7 gün tatildir. İl, ilçe, kurtuluşları ile nerede ise 120 gün tatil. Hayır, olur mu? Bir de çalışanların yıllık izinleri var? Böylece o 120 gün, 150 günü buluyor. Mazeret, hastalık, işe geç kalma, işten erken çıkma gibi faktörler de eklenirse çok rahat şekilde 180 rakkamı bulunur. Parası, döviz karşısında yok mesabesinde, vizesiz gidemediği tek devlet olmayan, yıllık borç faizleri beşinci nesil torunların ruhlarını borçlandıran bir Türkiye’de ne yahşi manzara!... Tatil kültürü bile olmayan bir cemiyette bu zaman israfı mutlaka önlenmelidir. Kim önleyecek? Kötü olmayı göze alabilen cesur politikacı. Halka dalkavukluk yapılarak halka hizmet edilemez. Bazan da halka rağmen halka hizmet edilir. Ne demek 9 gün tatil, nerede görülmüş? Bari iki bayram arası tatil yapılsa. Nasılsa “iki bayram arası düğün olmaz” diye asılsız bir inanış da var, düğün yapılmayacağına göre bol bol uyku çekme fırsatı olurdu.. Zaten daha düne kadar alfabe öyle başlamıyor muydu? -Uyu uyu yat, yat yat uyu! Hayata ilk adımlarını atan çocuklara yatıp uyumak öğütleniyordu... Atalar ne demiş? -Kavun karpuz, yata yata büyür... ........... *Şehreküstüm: Varoş
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT