BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Esad'ın subayları anlatıyor: Her yer toplu mezar

Esad'ın subayları anlatıyor: Her yer toplu mezar

Katliama ortak olmadığı için birliğinden kaçtığını söyleyen Teğmen Mezin Ezzeyn, “Cisr Eş Şuhur’da askerler çocuk, kadın demeden herkesi kurşuna diziyordu” dedi.



SALİH BİLİCİ SURİYE’DE > Birliğinden kaçan Teğmen Mezin Ezzeyn, ordunun yaptığı katliamın ayrıntılarını anlattı. Ezzeyn, kendisi gibi kaçan yüzlerce askerin olduğunu söyledi. KATLİAMA ORTAK OLAMAZDIM Katliama ortak olmadığı için birliğinden kaçtığını söyleyen Teğmen Mezin Ezzeyn, “Cisr Eş Şuhur’da askerler çocuk, kadın demeden herkesi kurşuna diziyordu” dedi TOPLU MEZARLAR ÇIKACAK Yüzbaşı Ahmet Hiram da Irak’taki toplu mezarlardan daha fazlası burada çıkacak. Esad’ın gücü küçümsenmeyecek kadar fazla. 500 bin kişilik ordusu var” diye konuştu. Burası sözün bittiği yer. Suriye... Katliam, gözyaşı ve her an öldürülme korkusu. İnsanlar çaresizce kendilerini kurtaracak bir el bekliyor. Ülkeyi dünyaya kapatan Suriye yönetimi bütün iletişim kanallarını da kesmiş. Deyim yerindeyse insanlar nefes dahi alamıyorlar. Suriye tarafından Türkiye’ye ekmek ve içecek su temin etmek üzere gelen grubun peşine takılıp sınırın öbür tarafına geçiyorum. Birlikte olduğum Suriyeliler, iç kısımlardan kaçanların Gırbitt Cost köyündeki kamplarda toplandığını söyleyip beni oraya yönlendiriyorlar. Burası yaklaşık 3 bin kişinin bulunduğu toplanma yeri ağırlıklı olarak kadın ve çocuklardan oluşuyor. Kime dokunsan bir dram. Kampta neredeyse bir yakınını kaybetmeyen yok. ANNE BABASIZ 20 GÜNLÜK BEBEK Kampın en talihsizleri yeni doğan bebekler. Henüz bir aylık olan bebekler var kampta. Beslenme yetersizliğinden annelerini sütü kesilmiş. Onlardan biri de 20 günlük Adnan bebek. Teyzesinin himayesindeki Adnan bebeğin anne ve babası Suriyeli askerler tarafından öldürülmüş. Adnan 3 kızkardeşiyle birlikte hayata tutunma mücadelesi veriyor. 2 aylık olan Yusuf Amir isimli bebek ise ailesiyle birlikte çadırda kalıyor. Bebeğin babası Ömer Ahmet, diğer 5 çocuğunu göstererek, “Günlerdir yollardayız. Yolda hepimiz perişan olduk. Ama çok şükür canımızı kurtardık. Allah geride kalanlara yardım etsin” diyor. Ömer Abdullah, katliamların en ağır şekilde yaşandığı Cisr Eş Suhur’dan geliyor. Askerlerin, katliamlar yaparak ilerlediğini anlatan Abdullah, dünyaya kapatılan bölgede camilerin bombalandığını, ekinlerin yakıldığını, bütün hayvanların öldürüldüğünü söylüyor. Abdullah, “Gözümün önünde birçok insan öldürüldü. Canımızı zor kurtardık. Kendi topraklarımızda köpek gibi yaşıyoruz. Hiçbir değerimiz yok. Önce Hafız Esad şimdi ise oğlu Beşar Esad bize zulmediyor. Biz artık özgür olmak istiyoruz. Türkiye gibi olmak istiyoruz” diyerek isyan ediyor. Mezin Ezzeyn adlı teğmen de iki gün önce bağlı bulunduğu birlikten kaçmayı başarmış.Ezzeyn ise yaşananları antırken gözyaşlarına boğuldu; “Cisr Eş Şuhur’da askerler çocuk, kadın demeden herkesi kurşuna diziyordu. Bu katliamın parçası olmak istemedim. Benim gibi yüzlerce asker ayrıldı” dedi. Ahmet Hiram isimli yüzbaşı da kampa gece gelenlerden. Ordunun yaptığı katliamlara daha fazla dayanamayıp fırsatını bulup kaçmış. Fotoğrafının çekilmesini istemiyor ancak anlattıkları tüyleri ürpertiyor; “Ordudan ayrılanların sayısı oldukça fazla. Operasyonlara en önde sünni askerleri sürüyorlar. Onların ardında Nusayriler sonra da Sebbihalar var. Sünni askerler sivilleri öldürmezlerse Nusayri ve Sebbihaların kurşunlarına hedef oluyorlar. Sebbihalar sakallı. Orduda ise normalde sakallı asker yok. Öyle bir korku saltanatı oluşturmuşlar ki, bunu anlatmaya kelimeler yetmez. Irak’taki toplu mezarlardan daha fazlası burada çıkacak. Esadın gücü küçümsenmeyecek kadar fazla 500 bin kişilik ordusu var. Ama yavaş yavaş kaçışlar başladı. Mesela bir albay 150 kişilik askeri gücü ile koptu.” ONA ZALİM DEMEK BİLE YETERSİZ Ömer Abdullah, 6 kişilik ailesiyle birlikte sığındığı Türkiye sınırında kendilerini daha güvende hissettiklerini söylüyor. Suriye’de elektirikçilik yapan 45 yaşındaki Ömer Abdullah, Beşar Esad hakkında “zalim” olması dışında başka bir kelime kullanmak istemiyor. Cisr Eş Suhur’dan başkalarının yardımıyla gelen engelli vatandaş Hüseyin Sımmak (65) ise 5 çocuğunun katliamların yaşandığı bölgede kaldığını gözü yaşlarıyla anlatıyor. Hüseyin, “Çiftliğimi, hayvanlarımı ve ekinlerimi yaktılar. Allah’a şükür karımla birlikte bir arabaya bindim geldim. Türkiye’den yardım istiyoruz. Bize sahip çıkarsa Türkiye sahip çıkar” diyor. Kampta anlatılanlardan en korkunç olanı ise Sebbihalar olarak bilinen Esad’ın ajanlarının yaptıkları. Cisr Eş Şuhur’a bağlı Freyki köyündeki su deposuna zehir atan Sebbahilerin 5 çocuğun ölümüne neden oldukları yönündeki bilgi herkesin yüreğini ağzına getiriyor. Toplama kampındaki insan sayısı her geçen saat artıyor. Dizlerinde kaçacak dermanı bulabilen ne kadar köylü varsa Türkiye sınırındaki kamplara ulaşıyor. ve sayı öğle saatleri itibariyle 10 bini buluyor. Kampa Türkiye’den süt, meyve suyu, ekmek geliyor ama yardımlar düzenli değil. İlaçta büyük sıkıntı yaşanıyor. Doktor ihtiyacı had safhada özellikle çocuklarda başlayan ishal salgını tehlikeli boyutlara ulaşmış durumda. Eczacı Muhammed Nuri hastaları tedavi etmeye çalışıyor. DOĞUM YAPANLAR TÜRKİYE’YE Ancak yetersiz kalıyor. Gece yarısı kampta doğum yapan Suriyeli bir kadın Türkiye ile kurulan irtibat neticesinde ambulansla Yayladağı’na sevkediliyor. Öğle saatleri itibariyle askerlerin kampın çok yakınına ulaştıkları bilgisi geliyor. Türkiye ile kurulan irtibat neticesinde ambulanslar hasta ve yaralıları Türkiye tarafına geçiriyor. Türkiye tarafına geçenlerin sayısı 5 bini geçti. Geride kalanlar ise geçecekleri saati sabırsızlıkla bekliyor. Suriye’de sınıra yakın bölgelerde aileler ağaçların altına serdikleri halıfleksler üzerinde zaman geçiriyorlar. Şanslı olanların çadırları var. Çocuklarını kaybeden ailelerin dramı ise daha da büyük. Katliam Suriye’de en çok çocukları vurdu. Ülkede ailesini kaybeden yüzlerce çocuk var.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT